Yusuf ile Feride birbirlerini çok severler ve kendi aralarında nişanlanırlar. Ancak aileleri bir türlü evlenmelerine razı gelmez. Yusuf bir gün kafasında bir plan yapar. Arda Nehri’ni sevdiğiyle geçerek izlerini kaybettirip yeni bir hayat kurmayı düşler. Bu durumu Feride’ye anlatır. Birlikte bir gece kaçarlar. Kayıkla Arda Nehri’nden geçmek için dayılarının köyü Kırcali'ye giderler. O gece orada geçirirler. Aynı yatakta yatarlar. Ama babasının rızası ve nikahı olmadığından, birbirlerine dokunmazlar. Yusuf, belindeki kamayı ve boynundaki cevşeni çıkarır yatağın ortasına koyar. Bak Feride:

“Ben senden yana dönersem, Kur’an çarpsın, kılıç kessin. Sen benden yana dönersen kılıç kessin, Kur’an çarpsın” diyerek,yemin edip uyurlar..
Sabahleyin saat sekiz suları erkenden, Arda Nehri’ne inerler. Arda boyunda bağlı bulunan balıkçı kayığı bulurlar. Onunla karşıya geçmek isterler. Akşamdan yağan yağmur, Arda Nehri’nin sularını yükseltmiş ve sel, suları dalgalar haline getirmiştir. Feride, Yusuf’un kolundan tutarak:
”Dalgalar çok yüksek bu kayık bizi karşıya geçirmez. Ne olursun dönelim geri,” der.
“Geri dönersek vururlar bizi. Merak etme ben bu suları çok iyi bilirim.” 
Kayığa binerler. Azgın dalgalarla boğuşarak karşıya geçmeye çalışırlar. Güçlü bir dalga gelip, kayığı ikiye böler. Feride bir çığlık atar. Yusuf Feride’nin elini tutarken diğer eliyle, aba olan ve su içinde kalınca ağırlaşan poturunu çıkarır. Büyük güçlükle azgın dalgalarla boğuşarak, Feride’yi Arda kenarına getirmeyi başarır. Ağaç dallarına tutunmasını ister. O arada güçlü bir dalga gelir. Yusuf’u alıp deryanın içine atar ve Yusuf gözden kaybolur. Feride arkasından bağırır. “Yusufummmm!... Demedim mi sana kayığımız batacak”…
Onun o sesine köylüler gelir. Feride iki elinin arasına aldığı başını sallayarak bu ağıtı söyler. Feride bir daha evlenmez. Genç kızların , aşıkların, sevgilerin, kavuşamayanların dert ablası olur. Bu ağıt zamanla “Deryalar” olarak bilinen meşhur Rumeli Türküsü olur. İnsanı kimi zaman uzaklara götürür; kimi zaman da uzun uzadıya bir iç çektirir ki; nehirler, deryalar, dağlar hürmet eyler… 
Bu türkü, Rumeli halay havası olarak da geçer. Derleyen, bir Rumeli göçmeni olan, Osman Azizov tarafından yapılmıştır. Bizler, Arif Şentürk'ün sesiyle bu türküyü sevdik. Halen "Aman Bre Deryalar" dendiğinde hemen hemen herkesin aklına Arif Şentürk gelir. Her ne kadar "Aman Bre Deryalar" için halay havası dense de bu türkünün acıklı bir hikâyesi vardır. Zaten türkünün sözlerini dikkatli bir şekilde dinleyen herkes hikâyedeki dramı anlayacaktır. Özellikle Trakya taraflarında ve Balkan göçmeni yurttaşlarımız arasında bu türkü düğünlerin kapanış şarkısı olarak söylenir ve çalınır. İşte "AMAN BRE DERYALAR"


Kırcaliyle Arda Arası 
Saat Sekiz Sırası(Yusufum Saat Sekiz Sırası) 
Ardalılar Ağlıyor (Yusufum) 
Yoktur Çaresi 
Aman Bre Deryalar Kanlıca Deryalar 
Biz Nişanlıyız 
İkimiz de Bir Boydayız 
Biz Delikanlıyız

Çıkar Aba Poturunu 
Dalgalar Artacak 
Demedim Mi Ben Sana Yusufum 
Kayığımız Batacak

Kırcaliyle Arda Boylarında 
Kimler Gidecek 
Civanda Yusufumun Garip Annesine 
Kimler Haber Verecek 
İnceleme ve araştırma: Ferhat GÜNDOĞDU(2017)
(Ayar Ninem’in ‘Fatma Ayar’ anlatımıyla kurgulanmıştır)

Potur: Dizkapağına değin geniş olarak inen, arka yanında büzgüleri çok, dizkapağından aşağıya gelen yeri dar bir tür pantolon

 

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol