“Bu akşam,

Zamanın baş döndüren labirentlerinde kaybolmuş

Ve

Kararmış tahta masaları

Şarap kokularıyla bezeli salaş bir meyhaneden

Sarhoş tınılar yükselmeli.

Çok yaşlı bir çalgıcının ellerinde

- Geçmiş zamanlara kahredercesine -

İnlemeli  teller…”

Tavanı alçak, loş bir mekân. Kapkara bir kaybolmuşluk ve kopkoyu bir karamsarlık sinmiş en kuytu köşelere kadar.  Meydancı, sıska bedenini ayakta tutmaya çalışıyor. Dizleri bükük. Omzunda kirli bir peşkir. Başları çoktan göğüslerine düşmüş birkaç filozof bakışlı yaşlı adam masalara dağılmış oturuyorlar. Masalar dargın yürekler kadar uzak birbirlerine. En kuytu köşelere dek sinmiş sessizlik erimiş katran yapışkanlığında. Yakan kavuran, sıkıp bunaltan, nefessiz bırakıp daraltan bir hava dolaşıyor yüreklerde ve icracısından çok daha yaşlı bir çalgıdan, inleyen nağmeler yayılıyor her yana.

“Beni canımdan ayırdı

Gönlümü yıktı temelden…”

İşte şimdi gerçekten inliyor yaşlı çalgı. Çok uzun süre göğüslerde saklanmış ta artık tutulamaz hale gelmiş nice nefesleri loş zamanlara bırakıyor gibi titriyor teller… Yaşlı çalgıcının göğsünün en derin köşelerinde sarıçiçekler açıyor şimdi. Zaman kendini kutsuyor gecenin sabaha ağmış kaybolmuşluğunda.

“Seni sevmek de suçmuş ki

Bilmedim, yandım ezelden”

Ah o suçluluk duygusu! Ah, kendini suç işlemiş hisseden hassas yürekler! Dünyada işlenebilecek en büyük suç olan sevme cirmini işlemiş mücrim yürekler. Hadi durmayın, çırpının biraz, isyan edin, yaşayın! Sevme suçunun zaman aşımı yoktur, bu böyle biline dostlar.

O, meyhanenin alçak tavanına yapışmış ve hiç geçmeyecek sandığımız yapışkan zamanlar var ya… İşte o zamanlardır içimizdeki aşkı küllendiren. Sevdiğini bir an görmeyince çıldıracağını sanan o insan var ya… Yakıtı tükendiği için çoktan sönmüş lamba gibi zavallı görünüyor artık. Üstelik her yerinde isler var.

Görmeli miyiz o salaş meyhaneyi? Girmeli miyiz alçak tavanından başımızı kollayarak o mekândan içeri? Bütünleşmek gerekir mi acaba meydancının boş bakan gözleriyle? Yorgun yüreklerini görebilir mi insan filozof bakışlı insanların?

İsterseniz , “Seni bana, beni sana kavuştursun Ya Rab tez elden!”  dizeleriyle bitirelim bu yazıyı. Bu dizeler aynı zamanlarda sevenlerin duası da olsun.

Yaradan tüm sevenleri sevdiklerine kavuştursun istiyorum ben. Çok zaman sorduğum gibi yine soruyorum: Çok şey mi istiyorum?

Hoşça kalın dostlar. 

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol