Eğitim İş Temsilcilik Başkanı Yazla, MEB'in yeni yönetmeliğini eleştirdi:

“Atamada liyakat ölçütü gitti, ‘iktidara bağlılık’ ölçütü geldi”

Eğitim İş Temsilcilik Başkanı Yazla, MEB'in yeni yönetmeliğini eleştirdi:

“Atamada liyakat ölçütü gitti, ‘iktidara bağlılık’ ölçütü geldi”

28 Haziran 2014 Cumartesi 00:25
459 Okunma
Eğitim İş Temsilcilik Başkanı Yazla, MEB'in yeni yönetmeliğini eleştirdi:
 Eğitim ve Bilim İşgörenleri Sendikası (Eğitim İş) Keşan Temsilcilik Başkanı Erol Yazla, “Milli Eğitim Bakanlığı’na Bağlı Eğitim Kurumlarında Yöneticilerin Görevlendirmelerine İlişkin Yönetmelik”le ilgili olarak yaptığı açıklamada; sözkonusu yönetmelikle atamalarda liyakat ölçüsünün ortadan kaldırılarak “iktidara bağlılık” ölçüsünün getirildiği söyledi ve “Eğitim yöneticilerinin belirlenmesi ve değerlendirilmesi sürecinde siyasi referanslar değil, liyakat ilkesi temel alınmalıdır.” dedi.

Yönetmeliğe göre, artık kurum ve okul idarecilerinin, bu görevlerde asaleten yani kazanılmış hak olarak değil, görevlendirme olarak 4 yıllığına çalışacaklarını hatırlatan Erol Yazla, açıklamasında şu görüşlere yer verdi:

“Siyasi iktidar yıllardır yandaşlarına göre kayırmacı bir sistem oluşturabilmek için hiç durmadan düzenleme yapmaktadır. Söz konusu yönetmelik de eğitim kurumlarına yandaş yönetici atama hevesinin güncel örneğidir. Artık atamalarda liyakat ölçütü askıya alınmış, tek ölçü yöneticinin siyasi iktidara bağlılık derecesidir.

Bugün de hukuku arkadan dolanarak “yöneticiyi öğretmene, veliye seçtiriyoruz” diyerek hem demokrasi hem de eğitim katledilecektir. Yönetici atamalarında önce il müdürlerini, sonra ilçe müdürlerini görevlendirmeye başlayan Bakanlık şimdi de görevlendirdiği yöneticilerineokulmüdürü seçtirmeye kalkışmaktadır.

Bugün öğretmeninden, velisinden, öğrencisinden tam not alan birokulmüdürünün alabileceği puan 40’tır. Bu müdürün göreve devam edebilmesi için gerekli olan puan ise 75’tir. Yani öğretmeninin, velisinin, öğrencisinin tam takdirini alan birokulmüdürünün dahi kaderi kendisini hiç tanımayan il-ilçe müdürü ve şube müdürlerinin elindedir.

Sendika nedir ve ne iş yapar;  kendi iş kolunda çalışanların sosyal ve özlük hakları noktasında kazanımlar elde etmek için işveren üzerinde baskı yapan örgütlerdir. Ülke gündemi ve iş kollarındaki gelişme ve uygulamalar için görüş bildirir, önerilerde bulunur. Gerektiğinde grev, eylem ve basın açıklamaları yapar ayrıca üyelerine hukuki destekte bulunurlar.

Mesela yerelden bir örnek; Keşan’da 19 Kasım 2012’de öğretmenlerin gasp edilip verilmeyen ücretleri vardı. Eğitim İş Keşan Temsilciliği’nin 2 yıllık hukuk mücadelesi sonunda nihayet mahkeme kararı ile Haziran 2014’te hak edilen ücretlerinin sadece üyelerine değil tüm öğretmenlere ödenmesini sağladı.

Bir de sendika tanımına aykırı olsa da Sarı Sendika denilen sendikalar vardır. Maalesef birçok dönemde yer alan bu sendika türü işverenle el ele kol kola gezerler, işverenden 20 isterler işveren 3 veririm der en sonunda 6’da anlaşırlar ve ‘Bak hükümet 3 önerdi biz 6 aldık’ diye övünürler. Hükümetin uygulamalarının doğru ya da yanlışlığına bakmadan sürekli alkış tutar ve desteklerler. Tabii sonunda makam ve mevki kaparlar.

Bu sendikalar; hükümet desteği ile gerek baskı, gerek işlerinin daha rahat halledileceği, gerek KOLTUKTA KALMA gerekse KOLTUK SÖZÜ vererek sendikalarına üye toplarlar.  Hatta yer değiştirme, atama ve GÖREVLENDİRME dönemlerinde bu sendikaların kapısı çok çalınır ya da sendika kapıları çalar. Üye sayıları artar ve kağıt üstündeki sayılarla övünürler.

Mevsime ve şartlara göre kömür, gıda, giyim ya da koltuk dağıtımı yapılır.

Hak kelimesi ile yola çıkılan bu yapıda kendi dünya görüşleri, siyasi görüşleri, duruş ve tavırları önemli değildir. Çünkü kendilerine hak gördükleri için mücadele ederler.

Eğitim İş olarak farkındayız ve uyarıyoruz: Hedef, klasik kadrolaşma hedefini çoktan aşmıştır. Hedef, bu kadrolar vasıtasıyla, kamusal temel bir insan hakkı olan eğitimi, paydaş, katılımcılık ve yönetişim adı altında yerellere ve ardından hizmet alım yoluyla şirketlere peşkeş çekmektir. Bunun ardından öyle gözüküyor ki eğitimin, hızla piyasaya açılmasını sağlamak, yerelleşme ve özelleştirme politikasına en iyi hizmeti sunabilecek CEO’ları görevlendirmektir.

Sonuç olarak eğitim yöneticilerinin belirlenmesi ve değerlendirilmesi sürecinde siyasi referanslar değil, liyakat ilkesi temel alınmalıdır. Bu nedenle MEB’e sayısız hukuki uyuşmazlığa sebep olacak objektiflikten uzak uygulamalardan kaçınmasını şiddetle tavsiye ediyoruz.”

Son Güncelleme: 30.06.2014 03:06
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol