ÖDP Keşan İlçe Başkanlığı: Emekçi halkın birleşik gücüyle AKP’yi yeneceğiz!

ÖDP Keşan İlçe Başkanlığı'nda dün düzenlenen basın toplantısında parti meclisinin İzmir'de 2-3 Aralık'taki toplantısında aldığı sonuç bildirgesi paylaşıldı.

ÖDP Keşan İlçe Başkanlığı: Emekçi halkın birleşik gücüyle AKP’yi yeneceğiz!

ÖDP Keşan İlçe Başkanlığı'nda dün düzenlenen basın toplantısında parti meclisinin İzmir'de 2-3 Aralık'taki toplantısında aldığı sonuç bildirgesi paylaşıldı.

Medya Keşan
Medya Keşan
13 Aralık 2017 Çarşamba 09:27
151 Okunma
ÖDP Keşan İlçe Başkanlığı: Emekçi halkın birleşik gücüyle AKP’yi yeneceğiz!

HABER MERKEZİ

Saat 13.00'te, parti bürosunda başlayan toplantıda sonuç bildirgesi ÖDP Keşan İlçe Sekreteri Rasim Yağcılar tarafından okundu. Rasim Yağcılar, 'Emekçi halkın birleşik gücüyle AKP’yi yeneceğiz!' başlıklı parti meclisi sonuç bildirgesini şöyle aktardı:

TÜRKİYE’NİN GELECEĞİNE SAHİP ÇIKACAĞIZ

Türkiye, siyasal İslamcı iktidar eliyle bir felaket çemberine sokuldu. Buradan çıkış, ne ülkemizi bu karanlığın içine sürükleyen mevcut iktidarın anlayışları çerçevesinde mümkün olabilir, ne de tepeden inme ve dışarıdan müdahalelere bel bağlayarak gerçekleşebilir. Bunu emekçi halkın birleşik gücüyle başarabiliriz. Sorumluluğumuz, ülkemizi bu felaket çemberinden kurtaracak iradeyi oluşturarak, Türkiye’nin geleceğine sahip çıkmaktır.

SİYASAL İSLAMCI REJİMİ EMEKÇİ HALKIN DEMOKRATİK İRADESİYLE YENECEĞİZ

Ülkemizi bu karanlık noktaya ABD güdümünde iktidara gelen AKP taşımıştır. Saray-AKP iktidarına dayanarak bu felaket tablosunun değiştirilmesi mümkün değildir. ABD-Cemaat-AKP ittifakı ülkemizi 15 Temmuz darbesinden AKP’nin sivil darbesine darbeler sürecine itmiştir. Suriye ateşi ülkemize düşürülmüş etnik ve mezhepsel bir dağılmanın taşları döşenmiştir. Türkiye ittifak halindeki bu güçlerin politikaları ve sonrasındaki çelişkilerinin sonucunda bugünkü felaket noktasına sürüklenmiştir. Ülkemizin aydınlık geleceği için siyasal İslamcı rejim yenilmeli, AKP iktidarına halkın demokratik iradesiyle son verilmelidir.

 Siyasal İslamcı Sömürü Düzenine Son Vereceğiz

Bağımsız, Laik, Eşit ve Özgür Bir Ülke Kuracağız

AKP, ülkemizin ilerici birikimini tasfiye etmek amacıyla, bir din devletinin kurumsal temelleri oluşturmuştur. Emperyalizmin memleketimizdeki gizli işgali, askeri üslerin yanı sıra, ekonomik bağımlılık ilişkilerinin kökleşmesi ve ülke kaynaklarının yabancı şirketlere devriyle derinleştirilmiştir. Emekçi halk büyük bir yoksulluk ve eşitsizlikle yüz yüze bırakılmış, taşeronlaşma ve güvencesizlikle adeta 19.Yüzyılın kölelik düzenine mahkum edilmiştir. Saray-AKP iktidarına karşı mücadele, iktidar koltuğunda oturanların değişmesinin ötesinde, onların temsil ettiği düzenin de yıkılarak Türkiye’nin bağımsızlık, laiklik, eşitlik ve özgürlük temelinde yeniden kurulması mücadelesidir. Böylesi gerçek bir değişim ancak emekçi halkın birleşik ve örgütlü mücadelesinin eseri olabilir. Bunun için birleşelim.

SİYASAL İSLAMCI SÖMÜRÜ DÜZENİNİ YENME MÜCADELESİ AMERİKAN EMPERYALİZMİNİN PRANGALARINDAN DA KURTULMA MÜCADELESİDİR

Saray-AKP iktidarı ülkemizi ABD emperyalizminin desteğiyle bu noktaya getirmiştir. Siyasal İslamcı sömürü düzeni, aynı zamanda Amerikan emperyalizminin düzenidir. Yeşil Kuşak’tan BOP stratejisine, siyasal İslam’ın Amerikan emperyalizmiyle köklü işbirliği içerisinde Türkiye 15 yıllık karanlığa sürüklenmiştir. Bugün siyasal İslamcı rejimi yenme mücadelesi, Amerikan emperyalizmini alt etme, ülkemizi bağımlılık zincirlerinden kurtarma mücadelesinden ayrı ele alınamaz.

EMPERYALİZMİN GÜDÜMÜNDE İKTİDAR DEĞİŞİMİNE DAYANARAK SİYASAL İSLAM YENİLEMEZ! ABD’Yİ ÜLKEMİZDEN KOVACAĞIZ!

ABD, BOP stratejisi kapsamında, Ortadoğu’da kendi güdümünde siyasal İslamcı bir iktidar kuşağı yaratma projesi çerçevesinde AKP’yi iktidara taşıyarak, rejim değişikliğini destekledi. Siyasal İslamcı iktidar kuşağı projesinin Mısır ve Suriye’de boşa çıkarılmasıyla birlikte, ABD politika stratejisini revize ederken AKP’nin bu değişime uyum sağlayamadığı ölçüde çelişkiler gündeme geldi. AKP iktidarının bu çelişkilerle birlikte, bölgede ABD ve Rusya arasında denge arayışı çerçevesinde, kendine özerk alanlar yaratma çabalarıyla derinleşen gerilim, bugün başka bir noktaya evrilmiştir. ABD, bağımlılık ilişkileri ile zayıf düşürdüğü AKP-Saray rejimi ile çelişkileri üzerinden, Türkiye’nin geleceğine ilişkin yeni tasarımlar çabası içerisine girmiştir. R.Zarrab davası da bunun bir parçasıdır. ABD emperyalizminin operasyon ve hamlelerine dayanarak, Türkiye’de tepeden ve dışarıdan bir değişim ülkemizin ve halkın yararına hiç bir sonuç vermeyecektir. Siyasal İslamcı rejim, ABD güdümündeki bir iktidar tasarımına dayanarak yenilemez. Böylesi bir müdahale, ülkemizde hüküm süren karanlığın bir başka biçimde devam etmesi, Türkiye’nin ABD’ye bağımlılık zincirine yeni bir halkanın eklenmesinden başka bir anlam ifade etmez.

SİYASAL İSLAMI YENMEK SAĞ POLİTİKALARLA EKMELEDDİN’LERİN, GÜL’LERİN YOLUNA SAPARAK BAŞARILAMAZ

AKP-Saray rejimini dize getirmenin yolu, ABD’den geçmediği gibi, sağ anlayışlara yaslanarak, Ekmeleddin’lerin, Gül’lerin yollarına saparak da gerçekleştirilemez. Türkiye’yi çürüten, ekonomisini dışa bağımlı hale getiren, ABD emperyalizminin ve bölge güçlerinin oyun sahasına dönüştüren, ilerici birikimini tasfiye eden sağ anlayışlarla siyasal İslamı yenmek mümkün değildir. Aksine, bu zihniyet sözde iktidar değişikliği adı altında siyasal İslamın yeni bir döneminin kapısını aralamak anlamına gelecektir. Çözüm, sol bir anlayışla AKP’yi yenmenin yolunu bulmaktan, emekçi halkın devrimci seçeneğini yaratmaktan geçiyor.

EMPERYALİZMİN VE İŞBİRLİKÇİLERİNİN ÇELİŞKİLERİ İÇİNDE SAF TUTARAK YA DA BÜYÜK GÜÇLERE DAYANARAK BAĞIMSIZLIK MÜCADELESİ YÜRÜTÜLEMEZ

ABD ve AKP arasında saf tutarak, ne Türkiye’nin demokratik bir geleceğe taşınması, ne de bağımsızlığının kazanılması mümkün değildir. Saray-AKP rejiminin arkasında durularak, ABD’ye karşı mücadele çağrıları da ülkemizde siyasal İslamcı rejimin pekiştirilerek, pratikte din devleti kurulması yönündeki adımlara destek vermekten başka bir anlam taşımaz. ABD emperyalizmine karşı mücadele, bir zamanlar aynı güçle işbirliği içerisinde, ülkemizi felaketin eşiğine getiren siyasal İslamı, halkımızın örgütlü gücüyle yenme mücadelesinden ayrı ele alınamaz. Ülkemizin emperyalizmin ve büyük güçlerin oyun sahasından çıkarılması, bu güçler arasında saf tutmakla değil, ancak ülkemizin demokratik birliğini yeniden tesis edecek, laik ve bağımsız temellerde ülkemizi yeniden kuracak bir halk iradesi etrafında başarılabilir.

YOLSUZLUK VE RÜŞVET MİLLİ MESELE OLAMAZ ZARRAB REZALETİNİN BEDELİ HALKA ÖDETTİRİLEMEZ

ABD’de devam eden R. Zarrab davasındaki rüşvet ve yolsuzluk itirafları vahimdir. ABD’nin ambargosunu delmek bizim nezdimizde suç sayılamaz. ABD’nin İran’a yönelik ambargoları, komşu İran halkını yoksullaştırmaktadır. Ambargo altında yaşayan İran halkıyla dayanışma içinde olmak bizim anlayışımızın en temel gereklerindendir. Ancak, bugün ortaya çıkan durum, bir ABD ambargosunun tanınmaması meselesinden tamamen farklı, ne İran ne Türkiye halkının çıkarına olan bir hırsızlığa işaret etmektedir. Buradaki işlemler, birilerinin rüşvet ve yolsuzluktan sebeplenmesinin kaynağını oluşturmuştur. Türkiye ekonomisinden sorumlu bir bakanın, 50 milyon Avro rüşvet aldığı iddialarını, kimse milli bir mesele olarak gösteremez; 'halkımız için doğal gaz aldık' laflarıyla üzerini kapatamaz. Dün vatansever bir iş adamı olarak övdükleri, uğruna ABD’ye nota verdikleri, bugünse hain ilan ettikleri R.Zarrab meczubuyla girilen kirli ilişkilerin bedeli halka ödetilemez. Yolsuzluk ve rüşvette adı geçenler, Yüce Divan’da yargılanmalı, bu yolsuzluk ve rüşvet ağı tüm yönleriyle ortaya çıkarılmalıdır. Halkı her gün yeni zam ve vergilerle açlığa ve yoksulluğa mahkum edenlerin, milyon dolarları nasıl istifledikleri, ne tür kirli ilişkiler içinde paralarına para kattıkları, vergi cennetlerinde ne tür marifetler sergiledikleri ortadadır. Adı rüşvet ve yolsuzluklarla anılan böyle bir iktidarın ülkeyi yönetme ehliyeti kalmamıştır. FETÖ ile ittifakı, ABD işbirlikçiliği ile Türkiye’yi enkaza çeviren Erdoğan ve AKP’nin bunun karşısında olan muhalefeti ve halk kesimlerini FETÖ’cülükle ya da milli olmamakla suçlama gayreti bu gerçeği değiştiremez ve onun halka karşı işlediği bu suçların üzerini örtemez. Bu tip bir iktidar eliyle Türkiye’nin içinde bulunduğu ateş çemberinden çıkarılması imkansızlaşmıştır. Kendi iktidarını sürdürmek için ülkeyi ateşe atmaktan çekinmeyen bu iktidara karşı, emekçilerin, işçilerin, köylülerin tüm emekçi halkın ülkenin geleceğine sahip çıkmak için birleşmesinin günü gelmiştir.

SİYASAL İSLAMCI REJİMİ GEZİ’NİN HAYIR’IN YOLUNDAN YÜRÜYEREK HALK MECLİSLERİNDE BİRLEŞEREK, ÖRGÜTLENEREK YENECEĞİZ

Bunca kokuşmuşluk içinde Türkiye’nin umut ışığı, Gezi’nin, Referandum’daki HAYIR’ın birikiminde saklıdır. Bu birikimi ülkenin geleceğinin kurucu gücüne dönüştürmek için emekçi halkımızı bugünden mahalle mahalle, sokak sokak, okul okul Meclisleşerek, öz örgütlenmelerimizde birleşerek, siyasal İslamcı rejime karşı direnmeye ve toplumsal bir aydınlanmayı aşağıdan yukarıya inşa etmeye çağırıyoruz. Tek adam diktasına karşı, Gezi’nin işaret ettiği, halkın Meclisleriyle söz ve karar sahibi olduğu bir demokrasi için… Yoksulluk ve yolsuzluk düzenine son vermek emeğin ülkesini kurmak için… Ülkenin kaynaklarını ve birikimin özelleştiren yağmacılığa karşı yeniden kamusal bir ekonomi için… Siyasal İslam'ın gerici kuşatmasını kırarak laikliği kazanmak için… Ranta, talana, yıkıma son verip doğayla uyumlu bir yaşam için… ABD ve NATO üslerinin olmadığı bağımsız bir ülkeyi kurmak için… Birlikte yaşamın ve barışın hem ülkemizde hem bölgemizde hakim olması için… Birleşelim, Türkiye’yi yeniden kuralım.

Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol