GÜNDEM

Anıl Çakır’dan 30 Ağustos açıklaması

Yeni Peri Keşan İlçe Başkanı Anıl Çakır, 30 Ağustos Zafer Bayramı nedeniyle yazılı bir açıklama yayınladı.

Abone Ol

Anıl Çakır’dan 30 Ağustos açıklaması

Çakır “Büyük zafer’in 104. yılında; bağımsızlık irademizi, cumhuriyetimizi ve atatürk’ün mirasını kararlılıkla savunuyoruz”

Yeni Peri Keşan İlçe Başkanı Anıl Çakır, 30 Ağustos Zafer Bayramı nedeniyle yazılı bir açıklama yayınladı.

Açıklama şöyle;

“Bugün, tarihimizin en büyük dönüm noktalarından biri olan 30 Ağustos Başkomutanlık Meydan Muharebesi’nin 104. yıl dönümünü, büyük bir gurur, tarifsiz bir coşku ve aynı zamanda derin bir sorumluluk duygusuyla kutluyoruz.

30 Ağustos, yalnızca bir askeri zaferin adı değildir.

30 Ağustos; bir milletin esarete boyun eğmeyeceğini bütün dünyaya ilan ettiği, bağımsızlığın ve egemenliğin pazarlık konusu yapılamayacağını tarihe yazdığı, Anadolu’nun sonsuza kadar Türk milletinin vatanı olduğunu dünyaya kabul ettirdiği büyük bir iradenin adıdır.

Bu büyük zafer; “Ya istiklal ya ölüm” kararlılığının, millet egemenliğine dayanan bir gelecek idealinin ve tam bağımsız bir Türkiye hedefinin en güçlü tezahürlerinden biridir.

26 Ağustos 1922’de başlayan Büyük Taarruz’un 30 Ağustos’ta Başkomutanlık Meydan Muharebesi ile kesin bir zafere ulaşması, yalnızca savaş meydanında kazanılmış bir başarı değildir. Bu zafer, bir milletin kendi kaderini kendi ellerine alma iradesinin zaferidir.

O nedenle 30 Ağustos’u anlamak; yalnızca geçmişi anmak değildir.

30 Ağustos’u anlamak, bağımsızlığın ne demek olduğunu, Cumhuriyetin hangi ağır bedeller ödenerek kurulduğunu ve bugün sahip olduğumuz demokratik, laik ve çağdaş Türkiye Cumhuriyeti’nin hangi büyük mücadelelerin sonucunda bize emanet edildiğini bilmek demektir.

Bu büyük mücadelenin başkomutanı, Cumhuriyetimizin kurucusu ve ebedi liderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, silah arkadaşlarını, vatanımızın bağımsızlığı uğruna canlarını feda eden aziz şehitlerimizi ve kahraman gazilerimizi bir kez daha minnet, rahmet ve sonsuz saygıyla anıyorum.

Onların fedakârlıkları sayesinde bugün üzerinde özgürce yaşadığımız bu topraklar, yalnızca bir coğrafya değil; bağımsızlığın, millet iradesinin ve ortak geleceğimizin vatanıdır.

30 Ağustos Zaferi’ni Cumhuriyet’ten ayrı düşünmek mümkün değildir.

Çünkü 30 Ağustos askeri zaferin, 29 Ekim ise bu zaferin siyasal ve toplumsal taçlanmasının tarihidir.

Büyük Taarruz ile emperyalist işgal planları boşa çıkarılmış; ardından kurulan Türkiye Cumhuriyeti ile Türk milletinin kendi kendisini yönetme hakkı kurumsallaştırılmıştır.

Atatürk ve Cumhuriyetimizin kurucu kadroları, askeri bir zaferi yalnızca savaş meydanlarında bırakmamış; onu hukukta, eğitimde, ekonomide, bilimde, kültürde ve toplumsal yaşamda büyük bir dönüşümün başlangıcına dönüştürmüştür.

Bu nedenle Cumhuriyetimizi savunmak, yalnızca bir yönetim biçimini savunmak değildir.

Cumhuriyet; eşit yurttaşlığı, hukukun üstünlüğünü, laikliği, aklın ve bilimin rehberliğini, kadınların ve gençlerin toplumdaki eşit yerini, halkın egemenliğini ve insan onurunu savunmaktır.

Bugün bizlere düşen görev de Cumhuriyetimizin kazanımlarını yalnızca hatırlamak değil, onları daha da ileriye taşımaktır.

Bağımsızlık yalnızca sınırlarımızı korumak değildir

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ortaya koyduğu tam bağımsızlık anlayışı, bugün de Türkiye Cumhuriyeti açısından yol gösterici olmaya devam etmektedir.

Tam bağımsızlık; yalnızca ülkemizin sınırlarının güvenliğini sağlamak değildir.

Tam bağımsızlık;

Ekonomide bağımsızlıktır.

Enerjide bağımsızlıktır.

Savunma sanayisinde güçlü olmaktır.

Bilimde ve teknolojide söz sahibi olmaktır.

Eğitimde fırsat eşitliğini sağlamaktır.

Hukukun üstünlüğünü güvence altına almaktır.

Üreticiyi, emekçiyi ve alın terini korumaktır.

Gençlerimizin geleceğini kendi ülkelerinde kurabilmelerini sağlamaktır.

Kadınların eşit ve özgür yurttaşlar olarak yaşamalarını güvence altına almaktır.

Devletin bütün yurttaşlarına eşit mesafede olduğu güçlü bir hukuk devleti inşa etmektir.

Çünkü siyasi bağımsızlığın ekonomik bağımlılıkla, demokratik egemenliğin hukukun zayıflamasıyla, milli iradenin yoksulluk ve umutsuzlukla sürdürülemeyeceğini biliyoruz.

Bugün 30 Ağustos vesilesiyle bir kez daha ifade ediyoruz:

Türkiye Cumhuriyeti, yurttaşlarının ortak eseridir ve geleceği de yine milletimizin ortak iradesiyle şekillenecektir.

Bugünün sorumluluğu, yarının Türkiye’sini kurmaktır

Aradan 104 yıl geçmiş olabilir.

Ancak 30 Ağustos’un bizlere yüklediği sorumluluk hiçbir şekilde geçmişte kalmış değildir.

Tam tersine, her kuşak kendi döneminin koşulları içerisinde bağımsızlık, özgürlük, adalet ve Cumhuriyet mücadelesini yeniden vermek zorundadır.

Bugün bizim mücadelemiz; çocuklarımızın nitelikli eğitim alabildiği, gençlerimizin işsizlik ve gelecek kaygısı nedeniyle başka ülkelerde hayat aramak zorunda kalmadığı, emeklinin insanca yaşayabildiği, çiftçinin ürettiğinin karşılığını alabildiği, esnafın ayakta kalabildiği, işçinin alın terinin hakkını aldığı, kadınların şiddet korkusu yaşamadan özgürce hayatını sürdürebildiği, hukukun herkes için eşit işlediği, liyakatin esas alındığı, kurumları güçlü bir Türkiye mücadelesidir.

Çünkü biz biliyoruz ki;

Cumhuriyetin gerçek sahibi, saraylar ya da makamlar değil; bu ülkenin alın teriyle, emeğiyle, vergisiyle, fedakârlığıyla ve sevgisiyle geleceğini kuran yurttaşlarıdır.

Yeni Parti olarak bizler, kuruluşumuzdan itibaren taşıdığımız Atatürk ilke ve devrimlerini, sosyal demokrat değerleri, halkın egemenliğini, laikliği, demokrasiyi ve hukuk devletini Türkiye’nin geleceğinin temel güvenceleri olarak görüyoruz.

Bizim siyaset anlayışımız; ayrıştıran değil birleştiren, korkutan değil umut veren, ötekileştiren değil kucaklayan, kişilere değil kurumlara, imtiyazlara değil eşitliğe, ayrıcalıklara değil adalete dayanan bir Türkiye idealini savunmaktadır.

30 Ağustos, ortak vatanımızın ortak bayramıdır.

Bu büyük zafer herhangi bir siyasi partinin, herhangi bir kesimin veya herhangi bir grubun tekelinde değildir.

30 Ağustos, 86 milyon yurttaşımızın ortak gururudur.

Türk’üyle, Kürdüyle, Lazıyla, Çerkesiyle, Arabıyla, Boşnağıyla, Romanıyla; farklı inançları, kültürleri ve yaşam biçimleriyle bu ülkenin bütün yurttaşları, Türkiye Cumhuriyeti’nin eşit ve onurlu vatandaşlarıdır.

Çünkü Cumhuriyetimizin temel harcı, farklılıklarımızı birbirimize karşı bir tehdit olarak görmek değil; aynı vatan üzerinde eşit yurttaşlar olarak ortak bir geleceği inşa etmektir.

30 Ağustos’un bize bıraktığı en önemli derslerden biri de budur:

Birlik olduğumuzda aşamayacağımız hiçbir engel yoktur.

İhtiyacımız olan; birbirimize karşı duvarlar örmek değil, aynı bayrağın altında, aynı Cumhuriyetin yurttaşları olarak birbirimize güvenmektir.

Gençlerimize ve çocuklarımıza sözümüz var.

Bugün bu büyük zaferi kutlarken, gözümüz yalnızca geçmişte değil, gelecektedir.

Çünkü Atatürk’ün gençlere duyduğu güven, bize çok önemli bir sorumluluk bırakmaktadır.

Gençlerimizin özgürce düşünebildiği, bilim üretebildiği, sanat yapabildiği, kendi ülkesinde emeğinin karşılığını alabildiği ve hayallerini gerçekleştirebildiği bir Türkiye yaratmak zorundayız.

Çocuklarımızın geleceğini ekonomik krizlerin, eğitimdeki eşitsizliklerin, liyakatsizliğin ve umutsuzluğun belirlemesine izin veremeyiz.

Onlara bırakacağımız en büyük miras yalnızca üzerinde yaşadığımız topraklar değil; özgür, demokratik, laik, sosyal ve hukuk devleti niteliğini güçlendirmiş bir Cumhuriyet olmalıdır.

Bizler bugün bu sorumluluğun bilinciyle çalışıyoruz.

Çünkü biliyoruz ki Atatürk’ün “muasır medeniyet seviyesinin üzerine çıkma” hedefi, geçmişte söylenmiş güzel bir söz değil; her kuşağın yerine getirmek zorunda olduğu tarihsel bir görevdir.

Zaferimizin anlamı, geleceğe dair umudumuzdur.

Bugün meydanlarda dalgalanan Türk bayrağımıza baktığımızda yalnızca 30 Ağustos 1922’yi değil; o bayrağın altında geleceğini kuracak milyonlarca insanı da görüyoruz.

Bu nedenle 30 Ağustos bizim için yalnızca bir anma günü değildir.

Bir kararlılık günüdür.

Bağımsızlığımıza sahip çıkma günüdür.

Cumhuriyetimize sahip çıkma günüdür.

Demokrasiye, hukuka, laikliğe ve millet egemenliğine sahip çıkma günüdür.

Atatürk’ün gösterdiği çağdaş uygarlık hedefinden vazgeçmeyeceğimizi bir kez daha haykırma günüdür.

Ve en önemlisi, Türkiye’nin geleceğine olan inancımızı yenileme günüdür.

Bugün bizlere düşen; 30 Ağustos’un ruhunu yalnızca törenlerde ve nutuklarda yaşatmak değil, gündelik hayatımızın, siyasetimizin ve ülke yönetimine ilişkin anlayışımızın temel ilkesi haline getirmektir.

Çünkü büyük zaferler yalnızca geçmişte kazanılmaz.

Her nesil kendi 30 Ağustos’unu; kendi mücadele alanlarında, kendi koşulları içerisinde yeniden kazanmak zorundadır.

Bizim mücadelemiz de Türkiye’yi yeniden adaletin, liyakatin, üretimin, özgürlüğün, refahın ve umudun ülkesi yapma mücadelesidir.

Bu mücadeleyi kararlılıkla sürdüreceğiz.

Başta Büyük Önderimiz, Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, Kurtuluş Savaşı’nın bütün kahramanlarını; vatanımızın bağımsızlığı için can veren aziz şehitlerimizi ve kahraman gazilerimizi rahmet, minnet ve sonsuz saygıyla anıyorum.

Onların bize bıraktığı emaneti, aynı inanç ve kararlılıkla geleceğe taşıyacağımıza söz veriyorum.

30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun.”