DELEGE SİSTEMİNİN SONU VE ÜYE DEMOKRASİSİ: SİYASETTE TARİHİ BİR DÖNEMEÇ
3 Eylül 2024 tarihinde kaleme aldığım ve tüm siyasi partilerin liderlerine gönderdiğim köşe yazısında hep aynı soruyu sormuştum: "Partilerde neden seçimlerde sadece delegeler oy kullanmaktadır? Partiler niçin tüm üyelerinin oy kullanmasından korkmaktadır?"
O günkü yazımda, ilçe kongrelerinden il kongrelerine, büyük kurultaydan belediye ve milletvekilliği önseçimlerine kadar her kademede delege sisteminin terk edilmesi gerektiğini savunmuş; Siyasi Partiler Yasası’na veya tüzüklere eklenecek tek bir cümleyle tüm üyelerin sandık başına gitmesinin önünün açılabileceğini dile getirmiştim.
Delegelerin yerine o partiye üye olan herkesin oy kullanmasının; delege pazarlıklarını, kırgınlıkları, küslükleri ve otellerde kapalı kapılar ardında yapılan hesapları bitireceğini vurgulamıştım. Seçilen ilçe başkanının, il başkanının ve genel başkanın doğrudan tabanın oyuyla gelmesinin siyasetimize katacağı devasa meşruiyeti ve gücü anlatmıştım. Hatta yazımın sonunda, o dönem Tüzük Kurultayı yapmaya hazırlanan CHP Genel Başkanı Sayın Özgür Özel’e çağrıda bulunmuş, bu sistemin tüzüğe konularak Türkiye siyasete örnek olunmasını istemiştim.
ARADAN GEÇEN 2 YIL VE SİYASETTE SARSICI GELİŞMELER
Yazdığım o satırların üzerinden nerdeyse 2 yıl geçti. Bu süreçte Türk siyaseti oldukça çalkantılı ve ibretlik günlerden geçti. CHP’ye kayyum olarak atanan Kemal Kılıçdaroğlu’nun partiyi kongreye götürmek yerine seçimle gelen il-ilçe başkanlarını ve kendisine muhalif milletvekillerini Yüksek Disiplin Kurulu’na (YDK) vererek, kongreden dahi bahsetmeden "seçilmiş genel başkan" gibi davranması, partideki suları iyice ısıttı.
Bu antidemokratik ve tepkici süreçlerin ardından, CHP’nin seçimle gelen Genel Başkanı Özgür Özel, yaşanan tüm bu tıkanıklıklar karşısında cesur bir adım atarak kendisiyle birlikte istifa eden isimlerle birlikte Yeni Parti'yi 24 Temmuz tarihinde kurdu.
Siyaset sahnesine yepyeni bir solukla çıkan Yeni Parti, kuruluşunun hemen ardından, 4 Ağustos’ta gerçekleştirdiği ilk Grup Toplantısı’nda çok tarihi bir açıklamaya imza attı. Özgür Özel, kürsüden yaptığı konuşmada ilçe başkanını da, il başkanını da, genel başkanı da doğrudan "parti üyelerinin" seçeceğini ilan etti.
ACABA O YAZIM MI ETKİLİ OLDU?
Bu karar, Türk siyasi hayatı adına hayati önem taşımaktadır ve ezberleri bozan bir adımdır. İnsan ister istemez düşünmeden edemiyor: Acaba Sayın Özgür Özel, kendisine de göndermiş olduğum o köşe yazısını dikkate alarak mı bu kararı aldı ve Yeni Parti’nin tüzüğüne taşıdı?
Eğer öyleyse, bu durum kişisel bir gururdan öte, yıllardır savunduğum "hakiki demokrasi" fikrinin nihayet karşılık bulması açısından büyük bir mutluluktur. Değilse bile, nihayet bir siyasi genel başkanın yıllardır seslendirdiğim bu hakikati görmüş ve hayata geçirmiş olması, ülkemiz demokrasisi adına umut vericidir.
ÜYEDEN KORKMAYAN BİR SİYASET
Daha önce de belirttiğim gibi; bu sistem sadece siyasi partilerde değil, sendikalarda, odalarda ve borsalarda da eksiksiz uygulanmalıdır. Ankara’da 5 yıldızlı otellerde ağırlanan, ellerine liste tutuşturulan birkaç bin delegenin iki dudağı arasına sıkıştırılmış bir siyasetin ülkeye kazandıracağı hiçbir şey yoktur.
Ankara’daki lüks otellerde ağırlanan delegeler, kendilerini orada ağırlayan mevcut başkanın karşısındaki adaya nasıl oy verebilir? Bu çarkın kırılmasının tek yolu, yetkinin doğrudan üyelerin özgür iradesine devredilmesidir.
Yeni Parti’nin attığı bu adımın, diğer tüm siyasi partilere de örnek olmasını, delege oligarşisinin son bulmasını ve "üyesinden korkmayan" şeffaf bir siyaset anlayışının tüm Türkiye’ye hâkim olmasını diliyorum. Gelişmeleri hep birlikte izleyip göreceğiz; ancak bilinsin ki kazanan her zaman demokrasi ve iradesine sahip çıkan parti üyeleri olacaktır.