BÜYÜKERŞEN EFSANESİ VE BİZİM BELEDİYE BAŞKANLARIMIZ..

ENEZ MEKTUBU - Ulaş DEMİRAY

BÜYÜKERŞEN EFSANESİ VE BİZİM BELEDİYE BAŞKANLARIMIZ..

ENEZ MEKTUBU - Ulaş DEMİRAY

Medya Keşan
Medya Keşan
04 Kasım 2021 Perşembe 08:45
BÜYÜKERŞEN EFSANESİ VE BİZİM BELEDİYE BAŞKANLARIMIZ..

1990’ların başıydı. Eskişehir’de okuyan oğlum nedeniyle gitmiştim Eskişehir’e. Orta halli bir Anadolu kasabasıydı. İçinden akan Porsuk Nehri bir nehirden ziyade bir kanalizasyon işlevini görür gibiydi. Bundan başka aklımda kalan çarpıcı hiçbir farklılık göremeden döndüm.  Yılmaz Büyükerşen ismini de o zamandan hatırlıyorum desem yalan olabilir. Çünkü ben de ve tüm Türkiye de onu daha sonra tanıdı. Geçen gün bir belgeselde hem Büyükerşen’in hem de Eskişehir’in büyüklüğünü hayranlıkla izledim. Eskişehir’i yepyeni bir şehir yapan birikime, beceriye, azme bir kez daha tanık oldum.

***

Burada Sn. Büyükerşen’in Eskişehir’de neler yaptığını anlatacak değilim.. Sadece kafama takılan bir sorunun yanıtını arayacağım.. Acaba bizler, mesela tüm partililer, tüm geleceğin belediye başkan adayları, sistemde yerelliği savunanlar Büyükerşen’in bu birikiminden sonsuza kadar yararlanabilmeyi düşünüyor muyuz? Mesela CHP.. Tüm belediye Başkan adaylarını hatta seçilmiş Başkanlarını göreve başlatmadan önce hiç yoksa 1 ay BÜYÜKERŞEN’in rahle-i tedrisine göndermeyi zorunlu kılabiliyor muyuz? Bu birikimin, becerinin yol ve yöntemlerini görmelerinin, öğrenmelerinin bir kurumsal yolunu bulabilir miyiz? Bu kurum sayesinde süreç içinde yerel yönetimlerin tarafsız bir gözle denetlenmesinin yararlı olabileceğini düşünüyor muyuz? Hatta her partiden herkesin katılabileceği böyle bir kurumu oluşturmayı ve yaşama geçirmeyi de Sn. Büyükerşen’den isteyebilir miyiz? Bu okulu ülkenin demokrasi ve yerel yönetimleri konusunda çözümler üreten bir yapıya dönüştürebilir miyiz? 

***

Dönüştüremeyiz… Çünkü bizim tüm partilerimizin tüm adayları, seçilmiş başkanları her şeyi herkesten çok bildikleri için böyle ayrıntılara gerek duymazlar. Akıl almayı hiç sevmezler. Kitap okumak bizim kitabımızda yazmaz. Tiyatro, opera, bale nedir? Hiç merak bile etmeyiz. Eskişehir’i, Antakya’yı, İzmir’i, Bozcaada’yı gidip görmek gerektiğini düşünmeyiz. Önceki belediye Başkanının çizdiği yoldan giderek sadece ondan daha iyi olduğumuzu kanıtlayarak sempati toplama gayretine girer başarılı olduğumuzu düşünürüz. Eleştiriyi ve eleştirenleri sevmeyiz. Ama yalakaları yanımızdan hiç eksik etmeyiz. 3 ağaç dikip biraz da yol yaparsak kendimizi başarılı sayarız. 

***

Büyükerşen bize tanrının bir lütfudur. O’ndan daha nasıl yararlanabiliriz, O’ndan öğrendiklerimizle ülkemizdeki sosyal demokrat belediyeciliği nasıl yüceltebilir ve  yerli yerine oturtabiliriz? Böylelikle bu ülkenin kaderini nasıl daha güzel günlere taşıyabiliriz? 

Acaba bu konuda partilerin genel merkezleri bir çaba içinde midir? Böyle bir çalışma “Var” da ben mi bilmiyorum?

Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol