İPSALA

Faik Öztrak ile İlhan Kesici İpsala’da ziyaretlerde bulundu

CHP İpsala İlçe Başkanlığı dün milletvekilleri Faik Öztrak ile İlhan Kesici'yi ve  il başkanını Yücel Balkanlı'yı misafir etti.

Loading...

Abone Ol

Öztrak: “O hortumlar bitmiş. O hortumları kesebilmek için bir tek şey lazım. Erken seçim. Derhal yapmayacaklar. Yapmadıkları, yapmadığı, yapmadıkları içinde her gün sıkıntılarımız biraz daha da büyüyecek.”

Kesici, “Benim de hazine müsteşarı olduğum dönemdeki ekonomik tedbirlerle AK Parti işte bugüne kadar da son iki bin yirmi üç seçimlerine kadar da bizim yaptığımız düzenlemelerin ekmeğini yedi.”

ERDOĞAN DEMİR

CHP İpsala İlçe Başkanlığı dün milletvekilleri Faik Öztrak ile İlhan Kesici'yi ve il başkanını Yücel Balkanlı'yı misafir etti.

Saat 15.30’de CHP İpsala İlçe Binasında başlayan toplantıya CHP İpsala İlçe Başkanı İsmail Göksu, İl Başkanı Yücel Balkanlı, CHP İstanbul Milletvekili İlhan Kesici, CHP Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak, Yenikarpuzlu Belediye Başkanı Ahmet Köprü, CHP Edirne Merkez İlçe Başkanı Volkan Akgüngör, CHP Edirne İl Yönetim Kurulu Üyesi Erdal Akgün, İpsala önceki dönem Belediye Başkanı Mehmet Karagöz, 2024 yerel seçimlerinde CHP İpsala Belediye Başkan Adayı Cenan Tetik, 2024 yerel seçimlerinde Keşan Belediye Başkan Aday adayı Mustafa Bezbaş, İpsala Belediye Meclis Üyeleri, CHP İpsala Kadın Kolları ile Gençlik Kolları ve partililer katıldı.

Ziyarette ilk olarak konuşan İlçe Başkanı İsmail Göksu tüm katılımcılara teşekkür ederek şunları söyledi.

Sayın il başkanım, değerli milletvekilleri, sevgili konuklarımız, değerli partilerimiz, bugün hepimiz heyecanlıyız. Partimizde değerli milletvekillerin bölgemizi, milletvekilleri Trakya'nın abisi sayın Faik Öztrak Milletvekilimiz, İstanbul Milletvekilimiz İlhan Kesici'yi ağırlıyoruz. Onları burada ağırlamaktan partim adına mutluyum. Sayın başkanım öncelikle teşekkür ederim. Hoş geldiniz. Hepinize teşekkür ederim. İpsala'yı da es geçmediniz efendim. Bizlerle birlikte olduğunuz için çok teşekkür ederim.

Size kısaca İpsala'dan bahsetmek istiyorum. İpsala sekiz bin nüfuslu, serhat bir şehir kasabamız. İpsala Türkiye'nin, yani şöyle söyleyeyim, marketten her bir paket pirinç aldığınızda aslında İpsala pirincini alıyorsunuz. İpsala coğrafi olarak Türkiye'nin %25 pirincini karşılayan küçük bir kasabamızdır. Genelde tarımla uğraşılan bir şey kasabamızdır, İpsala. Türkiye'mizdeki sorunlarımız, hepimizin ortak üreticilerin sorunları, esnaflarımızın sorunları, öğrencilerimizin işsizliği, eğitim, hepimizin sorunları ortak. Bunları size tekrar burada anlatmak istemiyorum. Bizim İpsala halkı olarak sizlere bugün önünüzdeki dosyalarda da göreceksiniz bir raporumuz var. Ipsala yaklaşık iki seneden beri

AK Parti belediyeciliğinden yönetilmekte usulsüzce, kanunsuzca her projesinin kanunsuz bir belediye. Ve biz bunları sizler için bir rapor haline getirdik. Burada artık üreticilerimizin sorunları, girdi maliyetleri esnafımızın siftah yapmadan kepenk kapaması, öğrencilerimizin kendi özgür düşüncelerini söylemek için yurt dışlarında görev yapmak istedikleri buradan kaçtıkları bir ülkeden kaçtıkları bir toplumdan hatta biz burada bir sınır kasabası olarak bunu yeterince gözlemliyoruz.

Göksu’nun ardından CHP Edirne İl Başkanı Yücel Balkanlı söz alarak şunları söyledi.

Çok değerli sayın ilçe başkanım ilçe yönetim kurulu üyelerimiz, belediye ve il genel meclisi üyesi arkadaşlarımız, değerli partililerim, yoldaşlarım, öncelikle bizi böyle nazik bir şekilde karşıladığınız için hepinize saygıyla, sevgiyle teşekkürlerimi iletiyorum. Biliyorsunuz bizim dört Mayıs tarihinde genel başkanımız Sayın Özgür Özel'in talimatıyla tüm Türkiye'de Cumhuriyet Halk Partisi örgütleri olarak, Edirne örgütü olarak, ilçe örgütleri olarak sahaya daha sık bir şekilde gezmeye, dolaşmaya esnafımızın, emeklilerimizin üreticilerimizin işçilerimizin bütün toplumun kesimlerinin dertlerine dert edinerek onlarla birlikte Cumhuriyet Halk Partisi'nde programını tanıtma fırsatını buluyoruz, bulduk. Ve bu bağlamda Edirne'de bir merkez ilçede yapmış olduğumuz çalışmanın bir kısmını da ilçe örgütlerimizle beraber başladık. Bu Keşan'dan geliyoruz şu anda. Öncelikle Keşan'daki programımızın uzaması nedeniyle sizleri burada beklettiğimiz için de ayrıca özür dilerim. Ama planlandığı gibi gitmiyor. Vatandaş çok dertli dinlemek istiyor. Sorunlarını dile getirmek istiyor. Bu bağlamda biz de yanımızda iki milletvekilimiz duayen diyorum. Her iki milletvekilimiz de bizim için çok değerli büyüklüklerimiz. Hazine Müsteşarlığı ve Devlet Planlama Teşkilatı'nda uzun yıllar müsteşarlık yapan Sayın İstanbul Milletvekilimiz İlhan Kesici, yine bizim Tekirdağ Milletvekilimiz Aynı zamanda Genel Bakan Yardımcılığı yapmış, parti sözcülüğü yapmış. Bugün de partimize emeği olmuş. Çok değerli Sayın Faik Öztürk aramızda. Ben İpsala'ya hoş geldiniz diyorum. Sevgi ve saygılarımı iletiyorum. Tabii ki onların yanında ekonomik konuşmak veya sorunları dile getirmek tabii ki biz bana düşmez. Ben o konularda çok fazla sizi yormayacağım ve o konulardan bahsetmeyeceğim ama gerçekten artık konuşma zamanı vakti de geçti. Artık halk bizden bir an önce sandığın önümüze gelmesini ve Türkiye'nin birinci partisi Cumhuriyet Halk Partisi'ni büyük bir umutla hareket etmek istiyor. Biz bunun için mücadelemizi sürdürüyoruz. Yani kesinlikle ve kesinlikle artık Türkiye'ye Cumhuriyet Halk Partisi tüm toplumun her kesiminin tek umudu olmuştur. Biz bunun mücadelesini veriyoruz. Daha önce de sizlere söylediği gibi biz artık kişisel hesaplarla, kişisel menfaatlerle bulunduğumuz koltukların konumuyla ilgili değiliz. Dışarıdaki vatandaş da onunla ilgili değil. Tek konu ekonomi. Bunu pazar günü Saat on beşte esnaf kan ağlıyor. Dün Lalapaşa’ya gittik. Lalapaşa'da ilçe danışma kurulundan önce pazar gezdik. İnanın ki on beş kişiyle pazarı biz hani kalabalık yapmayalım diye çıktık. Biz daha kalabalıktık. Tezgahlar boştur. Yani burada gıdaya girişi artık o kadar çok zor olmuş ki Türkiye'nin bir numaralı dünyanın bir numaralı üretici ülkesinden, artık tarımsal ürünlere ulaşmak, vatandaşımızın oralardan istediği kadar domatesi, salatayı, meyveyi alıp evine götürmesi imkansız hale gelmiştir. Bunu görüyoruz, yüzler gülmüyor. Çocukların yüzleri sararmış. Bu tabloyu daha genişletebiliriz. Emeklilerimiz aynı durumda. Gençlerimiz umutsuz. İşte bu nedenle biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak Türkiye'nin birinci partisi diyoruz. Bizim sosyal belediyecilik anlayışımızla yönettiğimiz belediyeler bizi iktidara taşıyacaktır. Taşıyor. Bu tüm imkansızlıklara rağmen belediyelerimiz bugün halkın tüm kesimlerden dokunarak sosyal belediyeciliği ilke edinmiş ve bu başarıyı gördükçe iki bin on dokuzda bir başarı elde daha da fazlalaşarak ondan büyük şehir ve diğer ilçelerle birlikte iktidara geldiğimizden gelmeye başladığımızı gördüler ve bizden korktular. Korkuyorlar. Korksunlar zaten. Korkutacağız da biz bu sandık önümüze geldiğinde oradaki bütün mücadelemizi sandıklarda en iyi şekilde koruyarak, temsil ederek o iktidara biz hazırız diyeceğiz ve kazanacağız. Buradan kaçış yok. İktidara yarın deseler ki hazır mısınız? Biz yarın yemin ediyorum bugün gece deseler sabahleyin seçim var. Biz sandıklarımızla seçime hazırız dedik. Bugünkü tarihi itibariyle sandık görevlilerimizin hepsi hazır. Biz bunu örgütledik. Örgütün kararlılıkla mücadelesini yürütüyoruz. Hiç kimse umutsuzluğa kapılmasın. Bu ülke kuruluş değerlerine dönecek ve Atatürk'ün partisini tekrar bu ülkede iktidar yapacaktır. Evet ben örgütümüzün, İpsala örgütümüzün görüyorum çalışmalarını da görüyoruz. Hakikaten güzel bir şekilde dayanışma içinde omuz omuza çalışmalar sürüyor. İlçe başkanımızdan aldığımız raporlar da bu doğrultuda ama bir eksiğimiz var. Neydi? Belediyecilik. Biz İpsala'da belediyeyi kazanamadık. Bunun acısını Keşan'da şimdi Keşan'dan geldik. Orada bir dönem bizden gitti. O üç dönem belediye başkanlığı yapan Mehmet Özcan başkanımız bir ara verdi. Gördük ki Keşan, yerelde iktidarlı olmadığınız sürece genele ileriye gitmeniz mümkün değil. Ve yaşanılan sıkıntılarda ikiye katlanıyor. O yüzden biz iktidara ele geçirdiğimizi ilk önce iktidar oluyoruz. Ondan sonraki seçim bir yıl sonra da İpsala'yı belediye başkanlığının büyük bir rekorla, oyla kazanacağız. Burada örgütümüze ben bu bağlamda çok teşekkür ediyorum. Irade var, inanç var, örgüt var. Hepinize teşekkür ediyorum.”

Balkanlı’dan sonra söz alan Faik Öztrak’ta konuşmasında şunlar söyledi.

Değerli il başkanım, ilçe başkanım, önceki dönem belediye başkanım, örgütümüzün değerli üyeleri, değerli basın mensupları ben de konuşmama başlarken haydi il başkanımız gibi geç kaldık, özür diliyorum. Sağ olun. İlçe başkanım biraz önce pirinci anlattı galiba bu sene pirinçte kuraklık mı var? Bir tehlike atlattık. Pirinç bu kadar bol niye bu kadar ithalat yapıyor bunlar? En büyük derdimiz o.

Geçen senenin üç katı ithalat yapmış, pirinç ithalatı yapmış. Ben şunu söyleyeyim. Gerçekten ülkeyi yönetemiyorlar. Ne yaptıklarını da bilmiyorlar. Ama bir şeyi çok iyi biliyorlar, bizimle uğraşmayı

çok iyi biliyorlar. Bizim de bizimle uğraşsınlar ve kucağımızı açmışız onlara. Ne yapalım yani? Bu yani benim gördüğüm kadarıyla bu ülke hiç iyi yönetilmiyor. Adam iki bin yirmi üç yılında seçimi kazanmak için faiz sebebi, enflasyon sonuç dedi, nas dedi, pas dedi. Ve ülkeyi çok ciddi bir krizin içine soktu. Hayat pahalılığı aldı başını gitti. Şimdi diyor ki hayat pahalılığı işte efendim Ukrayna'da savaş oldu. Yok Körfez'de savaş oldu ondan oldu. Hiç ilgisi yok. Tamamen kendi yüzünden. Bunu da her yerde çok açık seçik söylemek lazım. Bugün hayat pahalılığının tek sebebi vardır. O da Recep Tayyip Erdoğan. Şimdi daha sonra bir ekonomi yönetimi getirdi görevin başına. Onlar da rasyonelleşme falan dediler. Ben geçenlerde Plan Bütçe Komisyonu'nda Merkez Bankası Başkanı gelmişti. Anlatmak için para politikalarını dedim ki, ya sizin bu evlatlığını tutturmanız mümkün değil.

Çünkü bu işe 3-0 yenik başladınız. Yani şunu bana bir anlatsın birileri. Adam enflasyonun hayat pahalılığın sebebi hala orada oturuyor. Yetkileri de daha fazla artmış vaziyette. İstediği gibi iki

kelime söyler, Maliye Bakanı'nı görevden alır. Merkez Bankası Başkanı'nı görevden alabilir.

O zaman bu ekonomi yönetimine nasıl güvenecekler? Zaten yukarıya da güvenmiyorlar. Arkadaşlar enflasyon düşsün istiyor musunuz? Hayat pahalılığı bitsin istiyor musunuz? Tabii ki. Yandaşa giden paralar vatandaşa gitsin, emeklinin yüzü gülsün, memurun yüzü gülsün, çiftçinin yüzü gülsün. Esnafın yüzü gülsün. Evet. İş insanlarının yandaş olmayan iş insanlarının yüzü gülsün istiyor musunuz? Hortumları falan kesemezler. Bir şey yok. O hortumlar bitmiş. O hortumları kesebilmek için bir tek şey lazım. Erken seçim. Derhal yapmayacak. Yapmadıkları, yapmadığı, yapmadıkları içinde her gün sıkıntılarımız biraz daha büyüyecek. Direniyorlar. Şimdi diyorlar ki ekonomiyi bak, bırak. Bak biz nasıl güzel yönetiyoruz ülkeyi. Bütün etrafımız yandı yeri. Türkiye'de ne füze var, ne bir şey var. Her yere füze yağıyor. İsrail onu yapıyor, şu şunu yapıyor, bu bunu yapıyor. Bizim durum gayet iyi diyoruz.

Güvenlik meselesi Türkiye'nin hakikaten baktığınız zaman bugüne kadar kurulmuş olan güvenlik mimarisi çerçevesinde ortaya çıktı. Atatürk döneminden beri ilmek ilmek dokunarak gelen savunma sanayi, Ulu Önder'imiz tarafından savunma sanayi var. Dolayısıyla Türkiye'nin güvenliğini sağlayan Tayyip Erdoğan değil, kurucu babalarıyla birlikte başlayan, bu ülkenin kurucu babalarıyla birlikte başlayan cumhuriyet sürecidir. Onun için önce her şeyden önce bizim minnet duygumuz Mustafa Kemal Atatürk'edir. Bu cumhuriyeti kuran ve Mustafa Kemal Atatürk'le birlikte bu cumhuriyetin diğer kurucu babalarınadır. Ondan sonra da kim iyi yaptıysa Allah razı olsun. Kim kötü yaptıysa da mutlaka hep kötü yapılanların hesabı da sorulsun. Şimdi bu çerçevede ben Aslında biz buraya sizlerin görüşlerinizi almaya geldik.”

Öztrak’ın ardından toplantıda son sözü alan İlhan Kesici de şunları söyledi.

Devlet Planlama Teşkilatı'nda genel müdürken siz müsteşar oldunuz. Sonra ben arkasından Devlet Planlama Teşkilatı'nda müsteşar oldum. Sonra da ülke en derin krize girdiğinde değil mi? Tabii ki. Ben de ben de hazine müsteşarı oldum. Kemal Bey Amerika'dan gelmişti. Ben de hazine müsteşarı oldum. İşte bugüne kadar da son iki bin yirmi üç seçimlerine kadar da bizim yaptığımız düzenlemelerin ekmeğini yediler. Ondan sonra zaten iş ele yüze bulaştı. Ve bugün Türkiye hakikaten tarihinin en yapışkan biraz önce değil mi? İş insanlar öyle söylediler. En yapışkan krizini yaşıyor.

Evet tekrar teşekkür ediyorum. Sevgili başkanlarımız hanımefendiler, arkadaşlar, ben de hepinizi

saygıyla, muhabbetle selamlıyorum. Faik Bey'le gerçekten tam elli sene olmuş. Yani bin dokuz yüz yetmiş yedi, yetmiş sekizde bugüne kadar hep hemen hemen aynı teşkilatlarda beraber olduk. Cumhuriyet Halk Partisi'nde de beraber olduk. Allah bozmasın. Tam elli yıllık arkadaşlığımız, dostluğumuz var. Güzel bir dostluk. Allah herkese bütün insanlara benzer dostluklar, arkadaşlıklar nasip etsin. Şimdi zaten kendisi çok ekonomik durumu en iyi şekilde özetledi. Mümkün olursa

biz fazla konuşmayalım. O benim konuşmamı kesmiş oldu. Aslında, kendisi zaten konuşacaklarını konuştu. Ondan sonra ben konuşmayayım diye, zaten ben konuştum, sizin sorularınızı almak daha iyi falan dedi. Bence şimdi olayı icra edilecek halim yok yani bu saatte sonra. Gerçi gerçekten bulunduğumuz yerlerde de öyle yapmaya çalışıyoruz. Arkadaşlarımızın hem yorumlarını hem de sorularını almak istiyoruz. Soru önemli ama soruyu soran arkadaşımızın da ayrıca bir yorumu varsa o yorumları da almak bizi de zenginleştiriyor. Bizi de bizim için de öğretici oluyor. Ben de bu şekilde ııı laflarımı bağlamak istiyorum ama onlara da şunu söylemek lazım herhalde. Bu mevcut ııı hükümetin hükümet diyelim AK Parti'ye yirmi üç senedir, yirmi dört senedir devam ettiriyorlar. Birinci yıllarından itibaren yaptıkları hata hep aynı hatadır. Ekonomi politikalarında. Tarımı hiç sevmemişlerdir. Mesela tarım tarım sektörüne hiç sevmemişler. Tarımla ilgili iki bin altı yılında eksikliklerini gördüler. Veya gösterildi onlara. Bir kanun çıkardılar. Tarım sektörünü destekleme kanunu. Kanun. kendileri çıkardılar. Tabii ki kanunun icatlarını yerine getirmemek suçtur da değil mi? Hem Türk Ceza Kanunu'nda suçu var. Hem diğer kanunlarda fiilen suçu var. O kanuna göre milli gelirin her sene minimum yüzde biri. Kanun yüzde birinden az olmamak üzere diyor. Biz onu yüzde bire eşitleyelim. Demek ki milli gelirin yüzde biri kadar bir rakamı tarım sektörüne destekleme olarak vereceğiz diyor. Kanunu çıkardıkları iki bin altı yılından bu yana tek bir sene bile yani yirmi sene olmuş, tek bir sene bile bu kanunun emrini yerine getirmemişler. Ortalaması da üçte birini vermişler yani tarım sektörüne. Şimdi demin hem sevgili başkanımızın burada daha önceki başkanlarla konuştuğumuz ekonomiyle ilgili arkadaşların şeyde Keşan'da söylediği durumla karşı karşıya kalıyoruz. İpsala, Türkiye'nin bütün pirinç üretiminin %3'te 1'ini, %4'te 1'ini karşılayan bir yer olmasına rağmen gidip pirinç ithal ediyorlar. Bulgaristan'dan saman ithal ediyorlar. Yunanistan'dan pamuk ithal ediyorlar. Dünyanın bir ucu haritaya düz bakarsak, Avustralya'dan kırmızı et ithal ediyorlar. Öbür ucu Brezilya, Arjantin ortalardan beyaz et ithal ediyorlar. Bu Türkiye coğrafyası gibi bir cennet vatan gerçekten iklimin itibariyle bir cennet vatan bu ithalatın altında eziliyor. Ezildi de yani. İkinci şeyi sarayı da sevmiyorlar. Adına Külliye diyorlar. Kendilerine göre yerli ve milli diye bir tabir kurmuşlar. Halbuki yerli ve milliliğin en önemli vasfı kendi sanayini değil mi? Yerli sanayini, milli sanayini canlandırmak, onu korumak, kollamak olmaktır. Tarım sektörüyle birlikte saray sektörü de çok ileri derecede geriye düştü. Tarım sektörü de çok ileri derecede geriye düştü. Bundan sonraki ııı süreçte ben hatalarını anlayabileceklerini, bilebileceklerini ve ona göre yeni tedbirler alabileceklerine hiç ihtimal vermiyorum. Elverir ki mümkün olan en kısa sürede inşallah bir seçim olur. O seçimde de biz bu haliyle tam o şeyde olmayabilir ama ahalinin gözünü doldururuz. Yani ben bu iktidarı bunlardan alayım. Cumhuriyet Halk Partisi'ne vereyim. Cumhuriyet Halk Partisi kadrolarıyla bu yönetimleriyle bizim problemlerimizi çözer, çözebilir, dedirtebiliriz

Konuşmaların ardından İsmail Göksu, isimlerinin yazılı olduğu torbada İpsala Pirinci ile İpsalalı kadınların yaptığı İpsala çikolatalarını Öztrak ve Kesici’ye takdim etti.

Heyet daha sonra İpsala Ticaret Borsası ile İpsala Esnaf Kefalet Kooperatifi’ni de ziyaret ederek İpsala programını tamamladı.