Çanakkale Muharebeleri Ve Mustafa Kemal

Ali Koç Elegeçmez

Çanakkale Muharebeleri Ve Mustafa Kemal

Ali Koç Elegeçmez

Medya Keşan
Medya Keşan
01 Nisan 2021 Perşembe 10:20
Çanakkale Muharebeleri Ve Mustafa Kemal

Üç kıtaya hükmeden Osmanlı Devleti, 1912-1913 yıllarında gerçekleşen Balkan Savaşı’nda, Balkanlardaki topraklarının tamamına yakın bir kısmını yitirince, emperyal devletler, Osmanlı Devleti’ni tarih sahnesinden silerek, dünyanın yeniden paylaşılması gerektiğine karar verirler..
Ve bir bahane ile,1914 yılında I.CİHAN HARBİ’ni başlatırlar… Osmanlı Devleti Almanların oyununa gelerek, bu savaşa katılmak zorunda kalır. Bu arada, savaş başlamazdan bir yıl önce, Osmanlı Devleti’nin genç bir kurmay binbaşısı olan MUSTAFA KEMAL, 27 Ekim 1913 tarihinde Sofya Ataşemiliterliği görevine atanır.
Osmanlı Devleti, I.Dünya Savaşı’nda; Kafkasya, Sina-Filistin, Irak, Hicaz-Yemen, Galiçya gibi bir çok cephede savaşmak zorunda kalır… Bu cephelerin içinde, tüm dünyada nâm salan en kanlı cephe Çanakkale Cephesi olur. Çünkü, Çanakkale Cephesi’ndeki muharebelerde bir günde 4-5 bin askerin kara toprağın bağrına düştüğü olur. Bu cephelerdeki kanlı muharebeler devam ederken, Sofya Ataşemiliteri kurmay binbaşı Mustafa Kemal, 01 Mart 1914 tarihinde kurmay yarbaylığa terfi eder.
Çanakkale Muharebeleri’nin başladığı 1915 yılında, İngiliz ve Fransız donanma gemileri, Çanakkale Boğazı önlerinde demir atınca, Osmanlı Devleti’nin gönlü vatan sevgisi ve bağımsız yaşama aşkıyla dolu, mavi gözlü genç komutanı, Sofya Ataşemiliteri kurmay yarbay Mustafa Kemal, Çanakkale’de görev alma talebinde bulunur. Kurmay yarbay Mustafa Kemal’in bu başvurusu yerine getirilerek
20 Ocak 1915 tarihinde, Sofya Ateşemiliterliği’nden, Tekirdağ’da yeni oluşturulmakta olan 19. Tümen komutanlığına atanır. Ve 1 Şubat 1915 tarihinde göreve başlar. Yapılanmasında ve 57 alayın oluşturulmasında kendisinin de katkıda bulunduğu 19. Tümeni, 25 Şubat tarihinde, Eceabat (Maydos) Bölgesi’nde konuşlandırır.
Bu sırada, Çanakkale Boğazı önüne gelmiş olan İngiliz-Fransız Donanma Gemileri’nin Çanakkale Boğazı’na mevzilenmiş olan topçu bataryalarımıza yoğun gülle yağmuru başlamıştır. 1915 yılının 18 Mart günü düşman donanma gemilerinin uzun menzilli toplarının yoğun ateşi altında kalan topçu bataryalarımızın inançlı direnişleri Nusrat Mayın Gemisi’nin Çanakkale Boğazı’na döşediği mayınlar ve Seyit Onbaşı’nın isabetli top atışıyla İngiliz ve Fransız Donanması, batan gemilerini denizin midesinde
bırakarak, arkalarına bakmadan geri çekilmek zorunda kalırlar.
Bu geri çekilişle, viskilerini, İstanbul Boğazı’na bakarak yudumlama hayalleri kuran düşman komutanlarının hevesleri, kursaklarında kalır… Donanma gemileriyle Çanakkale Boğazı’nı aşamayan düşman, bu kez 25 Nisan 1915 günü, henüz kuşların bile uyanmadığı şafak vaktinde en öldürücü silahlarla donanmış binlerce İngiliz ve Anzak Askeriyle Ege Denizi’ne dev bir transatlantik gibi uzanan Gelibolu Yarımadası’nın Arıburnu Bölgesi’nden kara harekâtı başlatırlar. 57 Alayı, Bigalı Köyü civarında konuşlandırmış olan kurmay yarbay Mustafa Kemal, aynı gün, keşif gezisine çıktığı Conk Bayırı sırtlarında bir grup Türk askeri’nin Arburnu’ndan Conkbayırı’na doğru geri çekilmekte olduğunu görür. Önlerine geçerek “Nereye?” diye sorar
-Cephanemiz bitti!.....” derler
Kaşları çatılan mavi gözlü komutan Conbayırı’na düşen bir yıldırım gibi gürler:
-Düşmandan kaçılmaz!...
Cephaneniz bittiyse, süngünüz var.
Süngü taak!..Yere yaat!
Onları takip etmekte olan düşman askerleri de yere yatarlar. Eşsiz komutan, hatıralarında:
“Kazandığımız an bu andır!” der
Çünkü, Bigalı Köyü civarına konuşlandırdığı 57. Piyade Alayı’nın Mehmetçikleri arkadan gelmektedirler... Ve gelirler: Komutanları kurmay yarbay Mustafa Kemal’den
“Ben size taarruzu değil, ölmeyi emrediyorum !” emrini alan 57. Alay’ın kahraman Mehmetçikleri Allah! Allah!Allah!... Haykırışları ile ve onları “ölümlerin ötesine uçuran” imanlı yürekleriyle Arıburnu-Conbayır-Kocaçimen hattını, düşmana mezar ederler. Bu çarpışmada yaklaşık 3000 ölümsüz Mehmetçikten oluşan 19. Tümene bağlı 57. Alay’ın, ölümsüzlüğe koşan Mehmetçikleri, komutanları Hüseyin Avni Bey’i ve arkadaşlarının 2/3 sini şehit vererek, İngiliz Mareşal Birdwoord’un kurduğu Anzak Ordusu’nun Conkbayırı’na doğru ilerlemesini önlerler.
57. Alay’ın bağlı olduğu 19. Tümen komutanı yarbay Mustafa Kemal, 30 Nisan 1915 tarihinde, bu zafer nedeniyle madalya ile ödüllendirilir. Buna benzer çarpışmalar Morto Koyu, Ertuğrul Koyu ve Bomba Sırtı muharebelerinde de yaşanır. Ertuğrul Koyu’nda, bir takım askeriyle üç alay düşmana, makineli tüfeklerle karşı koyan Ezineli Yahya Çavuş, üç alay İngiliz askerine kök söktürür. Vali Namık Memik onlar için şöyle der:

“Bir kahraman takım ve bir Yahya Çavuş’tular.

Tam üç alay düşmanla gönülden vuruştular
Düşman, tümen sanırdı bu şahane erleri
Allah’ı arzu ettiler, akşama kavuştular”

Yarbay Mustafa Kemal 1 Mayıs 1915 tarihinde, kısa süreliğine Anafartalar Grup komutanı olur.
1 Haziran’da kurmay Albaylığa terfi eder ve zaferden zafere koşar… 3 Ordu komutanı tümgeneral Esat Paşa’ya ve 4 yıldızlı 5. Ordu komutanı Alman, Liman Von Sanders’e, düşmanın, Anafartalar tarafından saldıracağı öngörüsünde bulunur. Dediği gibi de olur. 6 -7 Ağustos günleri Mustafa Kemal komutasındaki Mehmetçikler Anafartalar Bölgesi’ne saldıran düşmanı saldırdığına pişman ederler
8 Ağustosta, Conkbayır düşman eline geçer. Durumun kötüleştiği bu günde 5. Ordu komutanı adına kendisini telefonla arayıp, durumu soran Kazım İnanç Paşa’dan mevcut kuvvetlerin komutasının kendisine verilmesini isteyen albay Mustafa Kemal “Çok gelmez mi? “diyen Kazım İnanç Paşa’ya “Az gelir!” diye cevap verir. Ve aynı gece, 5. Ordu Komutanı Mrş. Liman Von Sanders’in emriyle 2, 15 ve 16. kolordulardan oluşan Anafartalar Grup Komutanlığına atanır.
9 Ağustos’ta, Anafartalar Bölgesinde Conbayırı-Kocaçimen-Kemalyeri, Anafartalar hattında şafak sökerken komuta ettiği ordulara:
“Düşmanı yeneceğinizi biliyor ve size güveniyorum” diyerek, elindeki kırbaçla “hücum!” emrini verir.
27. 57. ve 77. piyade alaylarının “ölümlerin ötesine ölmeye” koşan korkusuz Mehmetçikleri İngiliz ve Anzak askerleriyle göğüs göğüse yaptıkları Conkbayırı Süngü Muharebesi’nde Anafartaları, düşmana bir kez daha mezar ederler. Bu, Mustafa Kemal ile Mehmetçiklerin kazandığı I.Anafartalar Zaferi’dir.
Mustafa Kemal’in bu başarıları üzerine kendisine, tuğgeneral rütbesiyle Trablusgarp ve Irak Ordu komutanlıkları önerilir. Mustafa Kemal bu teklifi reddeder. Ve zamanı gelince, 1 Nisan 2016 tarihinde, hak ettiği generallik rütbesini yine alır. Albay Mustafa Kemal’in komutasındaki Mehmetçikler 10 Ağustos günü düşmana bir darbe daha indirirler. Bu arada Kireçtepe Zaferi de kazanılır. Muharebe günü, bir şarapnel parçası, annesi Zübeyde Hanım’ın kendisine hediye ettiği sol cebinde taşıdığı saati
parçalar… Muharebelerden sonra, albay Mustafa Kemal bu saati Liman Von Sanders Paşa’ya hediye eder. 19 Ağustos’ta, 16. Kolordu ve Anafartalar grup Komutanı olan kurmay albay Mustafa Kemal, aralarında, süvari alayı’nın da bulunduğu Mehmetçiklerle, Conkbayır-Kocaçimen-Şahinsırtı hattında,
İsmailoğlu, Yusufçuk ve Bomba Tepe muharebelerinde tarihte görülmemiş bir süngü hücumuyla çoğunluğu Anzak Askerleri’nden oluşan İngiliz kuvvetlerini perişan ederek, II.Anafartalar Zaferi’ni kazanırlar. Ve Gelibolu Yarımadası üzerinde akıttıkları kan, verdikleri canlarla; “Mezarımı kazın belden aşağı”, “Çanakkale içinde vurdular beni”, “Ey on beşli on beşli …” türkülerinin yakıldığı
Çanakkale Destanı adında eşsiz bir destan yazarlar.
Dünya basını Mustafa Kemal’e “Anafartalar Kahramanı” sanını verir. Böylece albay Mustafa Kemal, 3.000 yıl önce bu topraklarda vuku bulan Truva Savaşı’nın intikamını almış olur. 09 Ocak 1916 tarihinden itibaren, Türk Milleti’ni yok etmek niyetiyle, Ege Denizi’ne dev bir transatlantik gibi uzanan Gelibolu Yarımadası üzerinde, yaklaşık sekiz buçuk ay ölüm kusan İngiliz-Fransız ve Anzak askerlerinin ölülerinden başka bir tek düşman askeri kalmaz. Böylece, kahraman Mehmetçiklerimiz “deniz ve kara muharebelerini” kazanmış ve Çanakkale Boğazı’na: “Dur yolcu!.” vecizesi ile “ÇANAKKALE GEÇİLMEZ!”gerçeğini yazdırmışlardır.
Kurmay albay Mustafa Kemal,10 Aralık 1915 günü, görevini Fevzi Çakmak’a bırakarak Çanakkale Cephesi’nden ayrılır. Çünkü, yüce Yaradan’ın, Türk Ulusu’na eşsiz bir armağanı olan bu büyük komutanın, I.Dünya Savaşı’nın bitiminden (1918) itibaren, vatanı işgal eden aynı emperyal güçleri yurttan atmak amacıyla milli kuvvetleri düzenli bir ordu haline getirmek, bu ordularla İnönü-Sakarya ve Dumlupınar muharebelerini yaparak düşmanı tüm vatan sathından atmak, bu uğurda canlarını veren Mehmetçiklerin çocukları ve torunları için “egemenliğin kayıtsız-şartsız milletin olduğu” lâik-demokratik-sosyal bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni kurarak, bu devletin çatısı altında bulunan herkesin insanca yaşayacağı devrimleri yapmak gibi, dünyaya parmak ısırtacak görevleri vardır..
İşte kurmay albay Mustafa Kemal, bu görevlerin tümünü yerine getirmek üzere yola çıkar… Çünkü yola çıkmadan hedefe varılamayacağını bilir. Evet sevgili okurlar, yazımı bitirirken, gönülleri kör olduğu kadar gözleri ve vicdanları da körelmiş olup, hilâfeti ve padişahlığı yeniden getirmek gibi emeller peşinde koşanlara soralım: Mustafa Kemal Atatürk, Çanakkale Muharebeleri’nde yok muydu ve bütün yaptıklarıyla bizlere kötülük mü etti?

Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol