Gözler mahkeme kararında 

Mecidiye Köyü’nde, “Turizm Koruma ve Geliştirme Bölgesi ile Özel Koruma Bölgesi” ilan edilen ormanlık alanda, açılan kalker ve taş ocaklarının faaliyetlerinin durdurulmasına yönelik açılan dava Edirne İdare Mahkemesi’nde görüldü.

Gözler mahkeme kararında 

Mecidiye Köyü’nde, “Turizm Koruma ve Geliştirme Bölgesi ile Özel Koruma Bölgesi” ilan edilen ormanlık alanda, açılan kalker ve taş ocaklarının faaliyetlerinin durdurulmasına yönelik açılan dava Edirne İdare Mahkemesi’nde görüldü.

25 Ocak 2018 Perşembe 10:02
Gözler mahkeme kararında 

AYŞİN SEÇİL GEZER

Edirne’de görüşülen davaya; Keşan, Mecidiye, Gökçetepe ve Edirne merkezden çok sayıda çevreci katıldı. Edirne İdare Mahkemesi’nde dün görüşülen davada, Kalker Ocağı’nın faaliyetinin durdurulması için açılan dava, karar açıklanmak üzere ileri bir tarihe ertelendi.

Davacı avukatı sıfatıyla duruşmada bir konuşma yapan Türkiye Barolar Birliği Çevre ve Kent Hukuku Komisyonu ve Trakya Platformu Hukuk Kurulu Üyesi Bülent Kaçar, söz konusu ormanlık alanın 2006 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından “Turizm Koruma ve Geliştirme Bölgesi”, 2010 yılında ise “Saros Körfezi Özel Koruma Bölgesi” olarak, ilan edildiğini hatırlatarak şunları söyledi: “Tüm bunlara rağmen Türkiye ve dünyadan dalış yapmak için grupların akın ettiği Saros Körfezi’nde denize yaklaşık 500 metre mesafede bulunan ormanlık alanlarda taş ve kalker ocakları art arda açılmaya başlandı. Saros’un yeşil kıyıları, ormanlık alanları tahrip edilirken, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı mart ayı başında bölgedeki kalker ocakları için, ‘ÇED raporu gerekli değildir’ kararı verdi. Edirne İdare Mahkemesi'ne yürütmeyi durdurma talebiyle başvuruldu. Mahkeme de verdiği ara kararda ‘ÇED raporu gerektiği’ yönünde ara karar verdi.” 

Kaçar’ın ardından Saros Körfezi Mecidiye Beldesi Turizm ve Kültür Varlıklarını Koruma Yaşatma Derneği Üyesi Recep Çınar söz aldı.

TAŞ OCAKLARI KARADAN FAZLA DENİZLERE ZARAR VERİYOR

Davacı olarak, mahkemede konuşan Çınar,  şunlara yer verdi: “Dünyanın her yerinden dalış yapmak için bölgeye gelenlerin sayısında her geçen gün düşüş yaşandı. İstanbul ve dünyanın çeşitli ülkelerinden buraya gelen dalgıçlar su altı mağaralarında yaşayan balıkları görmek için dalış yapıyor. Bu taş ocakları patlatma yapmaya başladıklarından beri su altı zenginlikleri de bitmeye başladı. Taş ocaklarından çıkan tozlar deniz altı canlı familyasını olumsuz etkilemekte. Yine dalış için gelen balık adamlar gelmemeye başladı. Taş ocakları karadan fazla denizlere zarar veriyor. Önceden 157 çeşit balığımız vardı, şu an 60- 70 çeşide düştü. Aynı düşüş karadaki canlılarda da mevcut. Bu taş ocakları balık çeşitlerini yok etti. Burada balıkçılıkla geçimini sağlayanlar geçinemez oldu. Taş ocaklarının patlatmasından dolayı balık çeşitleri buradan göç etmesine ya da yok olmasına neden oldu. Saros’u koruma bölgesi içinde bakanlık 2006 yılında koruma altına aldı burasını. Ancak korunacağına taş ocakları mantar gibi türedi. Saros dünyada kendi kendini temizleyen 3 denizden birisi. Burası Tanrı’nın insanlığa sunduğu bir nimet. Bunun değerini bilip korumamız lazım.”

EKOLOJİK DENGEYİ BOZUYOR

Daha sonra Saros Körfezi Mecidiye Turizm Çevre ve Kültür Varlıklarını Koruma Derneği Başkanı İrfan Balaban söz alarak, şunları söyledi: “Ocaklar, Saros Körfezi’ne çok yakın bir noktadadır. Bu ocaklar, karada ve denizde ekolojik dengeyi bozuyor. Taş ocakları nedeniyle 3 bin 600 metrekare alan üzerinde bitki kalmadı. Ben arıcılıkla uğraşıyorum. Önceden yılda 150 teneke bal alırken bu rakam şimdi yarıya kadar düştü. Aynı zamanda bölgede yetişen ve tadı olukça beğenilen kavun, karpuz, domates gibi sebze ve meyvelerin veriminde düşüşler var. Ocaklara gidip gelen kamyonlar nedeniyle, yolda can güvenlikleri hiçe sayıldı. Burası bir turizm bölgesi. İyi de bir ivme kazanılmıştı. Ama bu ocaklar bölgeye hem tarım hem de turizm olarak büyük zarar veriyor. Tozdan balkonlara çıkamıyoruz. Ayrıca bu tozlardan kanserojen bir madde türediği de konuşuluyor. Endişeliyiz. Bu ocakların bir an önce faaliyetlerine son vermesini talep ediyoruz.” 

OLMAMASI GEREK TEK ŞEY TAŞ VE KALKER OCAKLARIDIR

Keşan Doğa ve Çevre Kültür Derneği Başkanı Hakan Eşme, taş ve kalker ocaklarının doğayı kötü etkilediğini vurgulayarak; “Bölgede taş ocaklarının açılmasını ve çalışmasını istemiyoruz. Doğa sporu yapan Türkiye’nin dört bir yanından gelen insanlar var. Saroz bölgesi turizm için de çok önemli bir yer. Saroz Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü bünyesinde Özel Çevre Koruma Bölgesi olarak ilan edilen 15 bölgeden biridir. Tarım, Hayvancılık ve Turizm bakımından oldukça faal bir yer. Burada olmaması gerek tek şey taş ve kalker ocaklarıdır” ifadelerine yer verdi. 

SAROS KÖRFEZİ, YOK OLMA TEHLİKESİYLE KARŞI KARŞIYAYDI

TEMA Vakfı Edirne İl Temsilcisi Şirin Çoğal ise, davanın takipçisi olacaklarının altını çizerek, şunları söyledi: “Saros Körfezi, arka arkaya açılan kalker ve taş ocakları nedeniyle yok olma tehlikesiyle karşı karşıyaydı. Sayın Bakanımızın bölgenin korunmasına yönelik aldığı bu karar bizleri son derece mutlu etti. Yıllardır konuyu yakından takip eden TEMA Vakfı Edirne İl Temsilciliği olarak Sayın Eroğlu başta olmak üzere bölge için çalışan tüm kişi ve kurumlara teşekkürlerimizi sunuyoruz.”

Öte yandan ocaklarla ilgili hukuki süreç, 16 Mart 2017 tarihinde başlamıştı. Saros Körfezi Mecidiye Turizm Çevre ve Kültür Varlıklarını Koruma Derneği Başkanı İrfan Balaban ve dernek üyesi Recep Çınar 16 Mart 2017 tarihinde Edirne İdare Mahkemesi’nde dava açmışlardı.

Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol