Ufuk Kanışkan:

“Herkes insani değerler üzerinden hayatlarını sürdürebilmeli”

Ufuk Kanışkan:

“Herkes insani değerler üzerinden hayatlarını sürdürebilmeli”

13 Ekim 2014 Pazartesi 00:08
Ufuk Kanışkan:
 CHP (Cumhuriyet Halk Partisi) Keşan eski İlçe Başkanı ve Kongre Delegesi Avukat Ufuk Kanışkan, geçen Cumartesi günü ülke gündemine dair değerlendirmelerde bulundu.

KOCAMAN BİR ÜLKEDE BİRLİKTE YAŞIYORUZ

Ülke genelinde başlayan eylemler ve olayların kaygı ve üzüntü verici olduğunun altını çizen Kanışkan, “Herkes fikrini rahatlıkla söyleyebilmeye, başkalarını sınırlarını zorlamadan, başkalarının haklarına hakaret, başkalarının haklarını gasp etmeden yapabilmeye demokrasi deniyor. Ama bunun içerisine şiddet girdiği zaman; şahıs ya da kamu malına zarar verildiği zaman bu tasvip edilebilir bir şey değil. İnsanlar tabii ki haklarını isteyecekler. Ama bunun içerisine şiddet giriyorsa kabul edilebilir bir yanı yok. Bu olaylar sonucu yakınlarını kaybedenlere başsağlığı, hayatını kaybedenlere de Allah’tan rahmet diliyorum. Görevlerini ifa ederken şehit olan kamu görevlisi şehitlerimize de Allah’tan gani gani rahmet, yakınlarına ve ulusumuza başsağlığı diliyorum. Umuyorum herkes aklıyla hareket eder. Bu ülke kocaman bir ülke. Onlarca yıldır bu ülkede birlikte yaşıyoruz. Özellikle bölgemizde kimse kimsenin ne mezhebini, ne de dinini sorar, ne etnik kimliğini sorar. Komşumuzun etnik kimliğini bilmeden sadece insani değerlerle onlara sahip çıkarız. Herkesin insani değerler üzerinden hayatlarını sürdürmelerini diliyorum.” diye konuştu.

YAŞANAN OLAYLAR DIŞ POLİTİKA BAŞARISIZLIĞINDAN

Geçmişten günümüze gelen ve 10 yıldır devam eden mevcut iktidarın dış politikadaki yanlışlarının sonuçlarının yavaş yavaş ortaya çıktığı kanaatini taşıdığını kaydeden Ufuk Kanışkan, “Sınır bölgelerimiz bir ateş çemberinde. Türkiye’nin coğrafyası bereketli ve güzel ama aynı zamanda da tehlikeli ve çok hassas bir coğrafya. Yüzyıllardır bu anlamda birçok problem yaşamıştır bu coğrafya. Ama Türkiye Cumhuriyeti çok büyük bir cumhuriyet. Köklü gelenekleri olan bir cumhuriyet. İnanıyorum ki başarıyla üstesinden gelinecektir. Yaşananları genel anlamda dış politikadaki başarısızlığa bağlıyorum. Netice itibariyle de sadece Türkiye’de iç politikada kullanılan bir çözüm süreci yaşıyoruz. Çözüm süreci diyorlar sürekli. Her seçim öncesi bu tür adımlar atılmış. O yüzden çok fazla da ayrıntıya girmenin anlamı yok.” şeklinde konuştu.

TÜRKİYE EĞİTİMDE 34 ÜLKE ARASINDA SONUNCU DURUMDA

Çözüm süreciyle ilgili bazı açıklamaların basın organlarında yer aldığını ve bazı tehditler içerdiğini de öne süren Ufuk Kanışkan, şöyle dedi: “Türkiye’nin içinde kardeşçe, barışça yaşayan insanlara faydası olmayan şeyler bunlar. Türkiye’de herkesin karnını doyurabileceği bir coğrafyada barış ve huzurun bozulmamasını ve güçlenerek sürmesini diliyorum. Önümüzdeki 2015 seçimlerinde de halkımızın tercih yaparken, bugünlerde yaşadıklarımızı tekrar gözden geçirerek, sebebinin kimler olduğunu düşünerek oy vereceklerine inanıyorum. Bu kez artık hata yapma, tereddüt etme sürecinin olmadığını düşünüyorum. Herkes sandığa gidip oyunu kullanırken bugün yaşadıklarımızı düşünmeli. İşsizlik, eğitimle ilgili ciddi problemlerimiz var. ilçe Başkanı olduğumda eğitim sistemi vardı. Ortaokullara liselere giriş sınavı vardı. 1 yıl önce yine sistem değişti. Milli eğitimle ilgili ulusal bir plan yok. Yarın ne olacağı bilinmeden eğitimde yol alınıyor. Bizim meselemiz okullarda türban takılıp takılmaması değil. OECD’nin 2014 yılı için hazırladığı Yaşam Kalitesi diye raporu var. 34 ülkeyi irdelemişler. 34’ü de üst düzey ülke diye düşünülmesin. Türkiye eğitimde 34. ve sonuncu sırada, sağlıkta 31., barınmada 32., güvenlikte 30. sırada. Bir de yaşadıklarımızı değerlendirdiğimiz zaman okullarda türban takıp takılmaması önemli değil, eğitimin kalitesi önemli. Çocuklarımızın üniversite yaşamında başarılı olmaları önemli. Üniversiteyi bitirdikten sonra işsiz kalıyor çocuklarımız. Sayısını bile bilemediğim hukuk fakültesi var. Her yıl sayısız mezun veriyor. Hepimizin çevresinde üniversiteyi bitirip işsiz kalmış onlarca insan var. Ulusal bir politika oluşturmadıktan sonra bir şey elde edemeyiz. İnsanların giyim kuşamlarıyla uğraşmayı ve bunu siyaset malzemeyi yapmayı artık bırakmamız gerekir. Artık insanların dinlerini, inançlarını, mezheplerini sömürmeden politika yapmamız gerekiyor. Aksini yaparsak sonuçları kötü oluyor. Her 10, 20 ve 30 yılda aynı karanlık filmi seyretmemizi sağlıyor dış güçler. Keşan’da imam hatipin kaç öğrencisi var? Bunu çok irdelemek yerine o çocuklarımızın eğitimlerinin kalitesini, sağlık hizmetlerinin kalitesini tartışmamız lazım. Türkiye’deki genel demokrasi sorunlarını tartışmamız lazım. Ciddi ciddi meselenin ne olduğunu anlayıp makul bir çözüm bulmamız gerekir.”

DEMOKRASİ İTİŞ KAKIŞ REJİMİ DEĞİL

Türkiye’nin özellikle son 10 yılda çok derin ve kalın çizgilerle ayrıştırılmaya çalışıldığına ve bunun bir politika haline getirildiğine dikkat çeken Kanışkan, açıklamasını şöyle tamamladı: “Eğer canımızın yanmasını istemiyorsak herkesin şapkasını önüne koyup, <Biz bu oyu kullanıyoruz ama neler oluyor?> diye değerlendirme yapması lazım. Ama mevcut pozisyonun doğru olduğu düşünülüyorsa mesele yok. Son olayları şu veya bu partiye bağlamak mı mantıklı yoksa dış işlerinde yapılan yanlışlığa mı bağlamak mantıklı! Dışişleri Bakanlığı’na bağlı bir mensubunuz bir ülkede tutsak kalıyor ve bununla ilgili yayın yasağı getiriliyor. Bunların hepsini üst üste koyduğumuzda son derece enteresan bir noktaya geldik. Bu olayları artık iyi değerlendirip barış içinde yaşamayı sağlamamız lazım. Demokrasi itiş kakış rejimi değil. Kitapların hiçbirinde demokrasi böyle tanımlanmıyor. Demokrasi herkesin fikrini söylediği, halkın bu fikirleri dinleyip, özgürce ve tartışılmayan seçimlerde oyunu kullandığı bir rejim. Demokrasinin gereklerinin uygulanması gerektiğini düşünüyorum.”

 

Son Güncelleme: 15.10.2014 08:24
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol