ENEZ MEKTUBU - Ulaş Demiray

Ortalık toz duman. İktidar –özellikle Bahçeli– herkesi terörist olmakla, teröre destek vermekle, vatana ihanetle, darbecilikle, suçlarken elbette muhalefetin ağzı da torba değil, büzemiyorsun. O da bu fırsat verilmişken namus, arsız, hırsız, temalı suçlamaları yüksek sesle dile getiriyor. Siyasete uzak kalamayan çevreler de bu iki cephede konuşlanmışlar, biri diğerine hiçbir konuda hak vermemeye dikkat ederek bu kavgada yerlerini alıyorlar. Ama bir kısım, hem de önemli bir kısım bu kavganın arasına girerek tarafları sakin olmaya çağırarak ortada bir yol izliyor. Özetle “ Halkın, ülkenin gündemi bu konular değil. Açlık, işsizlik, gibi ekonomik zorluklar yaşanıyorken iktidar ve muhalefet oturmalı, bu sorunlara çare üretmeli” diyerek mucizevi ve kimsenin aklına gelmeyen bir çözüm öneriyorlar.

***

Bunun olabilirliği var mı? Bunun yapılabilmesi için öncelikle bir kişinin böyle bir çağrı yapması gerekir.  Bunu yapabilecek olan, bu ülkedeki tek kişi de Cumhurbaşkanı’dır. Cumhurbaşkanı böyle bir çağrı yapabilir mi? Yapmaz… Daha doğrusu yapamaz. Böyle bir çağrı ülkenin ne kadar yararına olursa olsun mensup olduğu partinin ve ortağı MHP’nin yararına değildir. MHP yani Genel Başkanı Devlet Bahçeli her ne kadar “şartsız ortaklık” dese de bu ortaklığın MHP yararına, daha doğrusu Bahçeli’nin yararına çalışan zımni koşulları vardır. Nitekim siyasetteki üslubu bile belirleyen Bahçeli’dir, sözü edilen ama bir türlü ortaya getirilemeyen adalet reformunun önüne çıkan Bahçeli’nin “BEKA” diye adlandırdığı sorundur. Sonuçta kendi özgün iradesini ipotek altına koyan AKP’nin MHP’nin dümen suyunda gitmesi ve bu saatten sonra radikal bir silkiniş içine girebilmesi söz konusu olamaz.

Geçelim…

***

“İktidar ne söylerse söylesin, muhalefet sakin kalmalı ve gündeme dair mesajlar vermelidir”  diyenlerin bu süreci sadece iktidara yakın gazete ve haber kanallarından izlediği açıktır. Hâlbuki biraz daha ilgili davranıp, Kılıçdaroğlu’nu, Akşener’i, Babacan’ı yakından izleseler onların ülkenin hem bugünü hem de geleceğine ilişkin sayfalar dolusu, ciddi, bilimsel ve uygulanabilir öneriler ve eleştiriler getirdiğini görebilecekler. Ne var ki halkımızın bu önerileri de merak edip araştırdığını gören yoktur. Halkımız siyasette kavgaya bayılır. 

***

Kaldı ki bazen hakarete varan söylemlerle dahi olsa, ya da “Özde mi, sözde mi” gibi gereksiz ayrıntılarla bile olsa ortaya konan konular da bu ülkenin belki de, ekonomiden de öte, çok önemli konularıdır. Örneğin Bu ülkede her eleştiri yapanın terörist olarak suçlandığı, kendileri gibi düşünmeyenlerin vatan haini olarak mimlendiği, doğru söyleyenin nifakçı olarak nitelendirildiği bir ayrıştırma, ötekileştirilme politikasının iktidarda kalmak için son çere olarak görüldüğü bir ortamda muhalefetin sessiz kalınmasını beklemek fazlaca safiyene bir tavırdır. Bu konu ülke sorunu değil de nedir?

***

Muhalefet de bu atmosfer içinde gündemi saptıracak, tansiyonu yükseltecek yanlışlar yapmıyor mu? Elbette üslup konusunda daha dikkatli olması düşünülebilir. Ama bu ülkede birlik, beraberlik ve huzur gerekiyorsa bu konuda elini taşın altına koyması beklenen en başta iktidardır. Sn. Cumhurbaşkanı’dır. Bu mümkün mü? Bunu MHP’ye rağmen yapması olası görünmüyor. Yapsa siyasette kâğıtlar yeniden karılır, yeni ittifaklar söz konusu olur, belki kendisi ve partisi kaybederama kesin olan şu ki ülkemiz ve demokrasimiz kazanır. 

***

Siyasi partileri dışlayarak, kapatarak, suçlayarak, terörist ilan ederek bir yere varılamayacağını en iyi bilen parti AKP’dir.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol