Çömlek Pazarı’na uzanan yolda
Belediye yanındaki Hal Sokak'ında
Seni mendil açmış görünce öyle
İnan ki gözlerime inanamadım!

Esvabın yırtıktı, mızrabın kırık
Söylediğin türküler sessiz ve yanık
Yaşadığın günleri içine atıp
Böyle suskun durmana dayanamadım

Dikilince bir süre kapı dibinde
Eski günler depreşti gönül perdemde
Baktım da satıcılar gezer önümde!
Sütlü mısır... kestane... susam helvası
ve o “tık..tık..” sesleri hep belleğimde

İşte "Gurbet Kuşları!" oynar karşımda!
"Beklenen Şarkı"ysa kalp atışımda
"Yeşil Köşkün lambası" şarkılarımda
"Kırık Plak", "Son Beste" gözyaşlarımda
"Senede Bir Gün"ü unutamadım..

"Ah güzel İstanbul", sol cenahımda
"Ahtapotun Kolları" dört bir yanımda
"Damdaki Kemancı"ysa durur damımda
"Kader Kapıyı Çaldı"da; Muzaffer Tema
Ve "Vurun Kahpeye"…başkaydı amma

"Arkadaş" filmini unutamadım

"Zeynep'in İntikamı" hala aklımda
"Turist Ömer" her zaman çocuk yanımda
"Berduş" ile "Bahçevan" hep kulağımda
"Buğulu Gözler" filmi yanan bağrımda
"Otobüs Yolcuları" …çok sevdim amma
"Üç Arkadaş" filmini unutamadım

"Boş Çerçeve"; "Feride..." mor şarkılarım
"Selvi Boylum Al Yazmalım"; yürek dağlarım
"Hababam Sınıfında", kahkahalarım
"Zeyno" mu "Köprü" mü? tartamam amma
"Karagözlüm" ve "Kambur" unutamadım
"Kadın Asla Unutmaz"a hiç doyamadım

"Seksen Günde Devrialem",
........................Jul vern'den selam
"Ay'a Seyahat" filmi, selama devam
"Denizler Altında Yirmi bin Fersah "
Ve deniz filmi; “O” "Sessiz Dünya"
"Küçük Hanım Efendi" ve "Çalıkuşu "
Hepsi sende idi Emek Sinema

Herkül ile Samson rüyamdı benim
Tarzan gibi haykırmak hülyamdı benim
"Komançi" filmleri, eski maceram
"Ayşecik'le Ömercik" özlenen dünyam
"Efe Filmleri"...milli heyecan
"Horoz Nuri", " Hazinses" hoştular amma
Cilalı İbo'yu... unutamadım..

Jery Lewis filmleri, komedilerim
S. Mc Gueen, Jack Palance
….............adrenalinim
Robert de Niro; gergin günlerim
Raguel Wallece'i es geçmem amma
"Maymunlar Cehennemi" ni unutamadım..

"Notre Dame'ın Kambur'u" nu kışın izledim
Louis de Fune'ye hala gülerim
"Spartaküs" filmini hala özlerim
Brynner mi, Branson mu? Seçemem amma
"Kievdeki Adam'ı unutamadım

Alain Delon, Belmendo… hala aklımda
Marlon Brando da bunun farkında!
John Wayne'i yabana atamam amma
Giuliana Gemma'yı unutamadım.


Charles Bronson iyiydi, C. Heston müthiş
Antony Quin,Gary Cooper... unutamam hiç
Kirk Douglas, Burtlancester ve Tony Curtis
Hiçbirini.... hiçbirini unutamadım.

Yabancı filmlerde kalite başka
Film müziği yaparlardı çoğuna, aşkla
"iyi-kötü-çirkin"e, sen ol da şaşma
"İrlandalı Kız", Love Story… şahane amma
"Kwai Köprüsü"nü unutamadım.

Bergman başka idi, Ursula başka
Brigitte Bardot'la gelirdik aşka
Klaudio Cardinale, S. Loren varsa
Ve Marilyn Monore dansa kalkarsa
Koşarak gelirdik kapına Emek

"Acı Hayat" filmi başımın tac'ı
"Seven Ne Yapmaz" lokman ilacı
"Hayat mı Bu", "Hıçkırık"… gözümün yaşı
"Hepimiz Kardeşiz", köydeki acı
"Keşanlı Ali"... komik bir sancı
"Susuz Yaz" elbette farklıydı amma
"Vesikalık Yarim"i unutamadım

Çok film izledim beyaz perdende
"Çanlar Kimin İçin Çalıyor" sende
"Dünya'nın Ucundaki Fener" de sende
"General Patton"ı ve de Ben Hur'u
1960 larda Muhterem Nur'u
Eski-yeni pek çok parlak star'ı
Hep senin perdende izledim amma
"Dr.Jivago'yu unutamadım

Tek tek saysam olmuyor, saymasam olmaz
Nubar Terziyan’ı anmasam olmaz
Avni Dilligil'siz, sinema dolmaz
Cahit Irgat, Münir Özkul... hoştular amma
Hulusi Kentmen'i unutamadım…

Şener Şen ile Kemal Sunal'ı
Makinist odasından çıkan dumanı!
Ağlatan filmlerdeki gözyaşlarını
Eşref Kolçak, Göksel Arsoy, Salih Tozan'ı
Ve Robin Hood filmlerini unutamadım

Bir değil beş değil pek çok figuran
Yeşilçam, bir zaman müthişti anam
"Yüreğimde yare Var", "Öksüzler" falan
"Yavru Melek", " Boş Beşik" unutamadım...
"Mavi Eşarp" filmine pek doyamadım

İskemleler yeniydi, yüksekti sahnen
Piyesler oynanırdı sahnende bazen
Matinenle, suarenle, anonslarınla
Balkonunla, perdenle, koltuklarınla
Yedinci sanatın merkeziydin sen

Otuz yıl hizmet ettin doğduğun kente
En yeni filmleri sürdün perdeye
Şimdi böyle dönüşüp viraneliğe
Unutulmuş olmanı anlayamadım

Nükleer bir savaştan çıkmış gibiydin
Bu haline gözümü kapayamadım
Duvarların yıkıktı, boyalar sökük
Onarmak istedim de, onaramadım

Ne iskemlen kalmıştı, ne de balkonun
Buharlaşmış gibiydi tüm koltukların
Film başlamazdan önce çalan gongların
Kulak kabarttım da, hiç duyamadım!

Bulutlar çöker gibi dağ başlarına
Güvercinler konuyordu duvarlarına
Bakarken dökülmüş sıvalarına
Ağlardım da utandım, ağlayamadım

Yaslanmak istedim afişli cama
Ne göreyim camlar yok, yaslanamadım.
“Bir fincan çekirdek ver Sali Aga!”
Bir de baktım O da yok, inanamadım!

Beyaz perde üstünde yıldız aradım
Dediler “hepsi kaydı”; göğü taradım
Meğer,TV ekranına kaymışlar, canım
Yapanı aradım da, ahh bulamadım!

Bir gazoz alacaktım, kasalar boştu
Oysa “Bahar” ve “Gamsız” ne kadar çoktu
Nazmi Vardar Ağabey gişede yoktu
Rüyadayım sandım, uyanamadım

Dedim bir sorayım Nurhan Ağbi’ye
“Bu güzel sinema yok oldu, niye? ”
Dedi ki: “TV denen bir rüzgar esti
Sinemayı o rüzgar soktu bu hale”

Çimdik attım kendime acıdı canım
Demek rüya değilmiş, yanıyor yanım
Yazarsam, akılda kalırmış canım
0nun için yazdım Emek Sinema..
..............*THE END*.................

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol