ÇANAKKALE ZAFERİ’NİN 107. YILI VE KEŞANLI ŞEHİTLERİMİZ

Tarihin en kanlı çarpışmalarının yaşandığı Çanakkale’de şehit düşen kahramanlarımıza saygı ve minnetle... Keşanlı Tarihçi Dr. Fatma Çalik Orhun’un araştırması.

ÇANAKKALE ZAFERİ’NİN 107. YILI VE KEŞANLI ŞEHİTLERİMİZ

Tarihin en kanlı çarpışmalarının yaşandığı Çanakkale’de şehit düşen kahramanlarımıza saygı ve minnetle... Keşanlı Tarihçi Dr. Fatma Çalik Orhun’un araştırması.

Medya Keşan
Medya Keşan
18 Mart 2022 Cuma 10:16
ÇANAKKALE ZAFERİ’NİN 107. YILI VE KEŞANLI ŞEHİTLERİMİZ

MEHMET AYTAÇ

Birinci Dünya Savaşı ve Çanakkale Savaşlarında Keşan

28 Temmuz 1914’te Avusturya-Macaristan’ın Sırbistan’a savaş ilan etmesiyle başlayan savaş kısa süre içinde art arda seferberlik ve savaş ilanları ile bir dünya savaşına dönmüştür. Osmanlılar, “Harb-i Umumi” adını verdikleri bu savaşa 11 Kasım 1914’te girmiş ve on cephede savaşmıştır. Romanya, Galiçya, Makedonya, Çanakkale, Kanal-Suriye-Filistin, Hicaz, Yemen, Irak ve Kafkasya cephelerinde savaşan Osmanlı orduları büyük kayıplar ve esirler vermiştir.

Peki dünyayı saran ve büyük acılar bırakan bu savaşta Keşanlılar neler yaşamıştır? İşte arşivlere yansıyanlarla Keşanlıların Birinci Dünya Savaşı’nda yaşadıkları

Seydibeşir Kuveysna Osmani Useray-i Harbiye Kampı

Hicaz-Yemen Cephesi’nde 1918 yılında esir düşen 16. Tümenin 48. Alayındaki Osmanlı askerleri, Mısır’ın İskendieriye şehri yakınlarında kurulan Seydibeşir Kuveysna Osmani Useray-i Harbiye Kampı’na gönderilmiştir. Kampta, İngilizler tarafından salgın hastalıklara karşı dezenfekte edilme bahanesiyle Ermeni ve İngiliz doktorlar tarafından içine bol miktarda krizol maddesi konulmuş su dolu kazanlara kafaları sokularak kör edilmiştir. Savaş yıllarındaki hatıratı yayınlanan Hüseyin Fehmi Genişol’da kamplardaki “ilaçlı sulardan” dolayı çok sayıda askerin “tavukkarası” da denilen gece körlüğüne yakalandığını ifade etmiştir.

Kızılay arşiv belgelerinde Seydibeşir’de esir olan kardeşi Jandarma Binbaşı Hacı Hamdi Bey’e para göndermek isteyen Keşan Orman Mamülden Memur Niyazi’nin göndermiş olduğu dilekçeden bu kampta tutulan Keşanlı esirin olduğunu görmekteyiz. BELGE 923/32.1 belgenin devamı henüz tespit edilemediği için Jandarma Binbaşı Hacı Hamdi Bey’in akıbetini öğrenemedik.

Hindistan’da Bellary kampında bir Keşanlı askerin olduğunu kendisine para göndermek isteyen eşinin dilekçesinden öğrenmekteyiz. Kızılay arşivinde yer alan bu dilekçeye göre Keşan- Beğendik karyesinden (köyü) Bekir oğlu Ahmet, Hindistan’da esir düşmüştür. Eşi Ayşe, parayla birlikte kendisine mektupta göndermiştir. Genişol, Bellary için “Burası düşmanın zorbalığı altında bulunulan ve başın tel örgüden çıkarılmadığı bir esir kampıydı” ifadelerini kullanmaktadır.

Bir başka Keşanlı esir de İngilizlerin Kıbrıs Adası’ndaki kampına gönderilmiştir. İpsala’nın Kocahıdır köyünden Süleyman oğlu Bilal’e Keşan’daki Hilal-ı Ahmer Cemiyeti’nde çalışan Mustafa tarafından 300 kuruş gönderilmiştir. Kıbrıs Adası’nda kalan askerlerin barınma koşullarının sıhhi olmadığı, yazın sıcak hava, kışın da soğuk hava açısından son derece elverişsiz olan bu barınakların pek çok Türk esirinin esaret ve kötü barınma şartları yanında ölümle sonuçlanan ciddi hastalıklara yakalanıldığı bilinmektedir. Esirlerin yemekleri kırmızı kabak ve kılçıklı arpa ekmeği olmuş ve neredeyse her gün bu yemek çıkmıştır. Barınma ve beslenmenin yetersiz olduğu bu kamplarda kalan esirler ayrıca ormandan kereste temininde ve madenlerde de çalıştırılmıştır.

Ruslara esir düşen Keşanlı Havâc Zâde Bekir Efendi’nin de susuz, kurak ve yılanlarla dolu olduğu bilinen Nargin Adası’nda bulunan esir kampına gönderildiği tespit edilmiştir. Neriman Nerimanov, Hümmet Gazetesi’nin 28 Kasım 1917’deki 21 numaralı nüshasında “Göz Yaşı Dökdürten Ceziere” isimli makalesinde Nargin Adası’ndaki esir kampı için şu ifadeleri kullanmıştır: “Keşke bir deri bir kemik bedenleri sıfatsız yüzleri görmeseydim. Keşke “efendim su, yemek” sözlerini duymasaydım. Keşke çıplak, dudakları soğuktan titreyen, yüzleri morarmış annesiz-babasız küçücük çocuklarla konuşmasaydım. Keşke başları tuğlanın üzerinde can veren yiğitlerle karşılaşmasaydım! Bin iki yüz insan evladı ölüm sırasında duruyor. Altı bini ise buna hazırlanıyor. Tifo mu? Veba mı? Veya başka bir bulaşıcı hastalık bunları adaya kurban edecek.”

Yine Kızılay arşivlerinde yer alan bir başka belgede Edirne’nin 1922 yılındaki tahliyesinden sonra Yunanlıların Keşan’dan alıp götürdükleri Manastırlı Bakkal Mehmed Faik Efendi’nin durumunu soran bir belgeyle karşılaşmaktayız. Ayrıca 1923 tarihli belgedeki imza, Reisi Sânî Mehmed şeklindedir. Bu belge 1923 yılındaki belediye başkan yardımcısı olarak ifade edebileceğimiz Mehmet Efendi’ye aittir.

Ve son olarak arşivlere yansıyan Keşanlı askerimiz ise 1309 Drama doğumlu, Keşan’ın Çukurcuma Mahallesi’nde ikamet eden Seyid Efendi bin Celal’dir. Kendisinin mesleği de Hukuk Muavini olarak kaydedilmiştir. Kendisinin resimli asker terhis vesikasına ulaşılmıştır. Tezkere belgesinde yazdığına göre 52. Fırka, 31. Alay 12. Bölük 9. Tabur’da istihdam edilmiş yani Çanakkale Savaşlarında esir düşmüştür.

Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol