“Aptallara göre insanlar; ırk, cinsiyet, milliyet, yaş, statü, renk, din ve dil başta olmak üzere sekizden fazla kategoriye ayrılırlar. Hâlbuki olay bu kadar karışık değildir. İnsanlar sadece ikiye ayrılırlar; iyi insanlar ve kötü insanlar.”

-Albert Einstein-

Dünyada kadınlar gününü bizimki kadar amacından saptıran…

Kullanan, sömüren ve sulandıran başka ülke yoktur herhalde…

Herkes kafasına göre…

Sözde “emekçi” kadınlar günü…

Bizde “yemekçi” kadınlar günü…

Merak ediyorum…

Meselâ erkeklerin düzenlediği kadın etkinliğinde…

Bir araya gelen girişimci kadınlarımız…

Ve yönetici erkeklerimiz…

Kadınlar gününde…

Yanlarında çalışan kadınlara…

Herhangi bir izin, prim, ikramiye…

Gibi güzellikler yaptılar mı?

Cevap: “Seni ilgilendirmez”…

Tabi ki ilgilendirmez…

Beni ve toplumu ilgilendiren konu şu…

Kadına halen dişi hayvan muamelesi yapılarak…

Erkek dünyasında senede bir gün anılan…

364 gün kıyılan…

Hayatın tüm yükünü omuzlarına alıp da…

Erkeklerin belirlediği şartlara zorlanan…

Erkeklerin kanunlarına göre yaşayan…

Erkeklerin kurallarına tabi olan…

Kadınlar… Ve dolayısıyla insanlık…

Kahvaltı etkinliğinde “gururumuz” olan…

Meydan’da “şiddete hayır” diye konuştuklarında ise…

Etraflarında 10 polisle…

“Potansiyel terörist” muamelesi gören kadınlar…

İstanbul İstiklâl’e alınmayan kadınlar…

E ama kanun böyle… Değil mi?

Öyle, bu kanunu da erkekler yaptı…

Sonra, erkekler ile aynı asgari ücreti alan kadınlar…

Ama eşitlik var… Değil mi?

Eşitlik mi?

Siz hâlâ eşitliğin en büyük adaletsizlik olduğunu öğrenemediniz mi?

Misal, erkekler ile aynı mesai saatlerinden sorumlu kadınlar…

Ama Avrupa’da da böyle değil mi?

Ben bilmem…

Bu ülke, kadınlara tüm dünyadan daha önce onlarca hak verdi…

Batı’yı örnek alma, Batı seni örnek alsın…

Diyeceğim o ki…

Lafa geldi mi, “pozitif ayırımcılık”

İşe geldi mi? Bitmeyen “ama”lar…

Tek umudum var…

Paşam’ın dediği gibi…

“Gençlik”…

Diliyorum ki... Yeni kuşaklar…

Böyle şenlikli, yemeli, içmeli, eğlentili…

Yapmacık ve samimiyetsiz…

“Günü kurtarma” etkinliklerinden kurtulup…

Kadının ve insanın sömürülmediği…

Gerçek adaletin ve hakkın yerini bulduğu…

Özgür ve adil bir dünyada… Silahsız ve savaşsız bir gelecekte…

Halkları kadın-erkek, siyah-beyaz, doğu-batı diye ayırmadan…

Hep birlikte “İnsanlık Günü”nü kutlayacaklar…

Kadınlar Günü ise…

165 yıl önce…

Haklarını aradığı için patron tarafından fabrikaya kilitlenerek…

Çıkarılan yangında ölen işçi, emekçi kadınları…

(Tüm sömürülerin ve acıların…

Bir daha dünyanın neresinde olursa olsun yaşanmaması için…)

Saygıyla ve sessizce anma günü olarak…

Kalacak…

Belediye’nin etkinliği mi? AKP’nin etkinliği mi?

Hayalimizi kurduk…

Şimdi gerçeklere dönelim…

Kadınlar Günü’nde belediyemiz de etkinliksiz kalamazdı…

Kalmadı da…

Ama…

Bir yanlış var…

Kadınlar Günü etkinliğini belediye düzenliyor…

Etkinliğin başrolünde ise AKP Kadın Kolları var…

Konuşmaları…

Keşan Belediyesi’nin AKP’li kadın meclis üyesi Sema Hanım…

Ve AKP Keşan Kadın Kolları Başkanı Nuriye Hanım yapıyor…

Etkinlik belediyenin mi, AKP’nin mi?

Zaten Nuriye Hanım da etkinlikten sonra yaptığı paylaşımda…

“Belediyemizin de destekleri ile kadınlar günümüzü kutladık” diyor…

Yani durumu pek de inkâr etmiyor…

Hepimizin belediyesi, baya bir “pozitif ayırımcılık” yapmış anlaşılan…

AKP tabanlı kadınlar günü etkinliği…

Eh ne diyelim…

Yediniz, içtiniz, afiyet olsun…

Hesabı hepimiz öderiz…

Bedelini ise...

Zamanı geldiğinde kim öder bilmem artık…