Restoran- lokanta- kafe işletmelerinin sorun ve çözüm önerileri görüşüldü

Pandemi sürecinde kapalı olan restoran- lokanta- kafe işletmelerinin sorun, talep ve çözüm önerileri görüşüldü.

Restoran- lokanta- kafe işletmelerinin sorun ve çözüm önerileri görüşüldü

Pandemi sürecinde kapalı olan restoran- lokanta- kafe işletmelerinin sorun, talep ve çözüm önerileri görüşüldü.

Medya Keşan
Medya Keşan
19 Mart 2021 Cuma 10:14
Restoran- lokanta- kafe işletmelerinin sorun ve çözüm önerileri görüşüldü

Arıkan: “%25-30 kapasite ile acil olarak çalışmaları şart”

SONGÜL KONAR

Dün saat 12.00’de, Keşan Ticaret ve Sanayi Odası’nda, pandemi sürecinde kapalı olan restoran- lokanta- kafe işletmelerinin sorun, talep ve çözüm önerilerinin görüşüldüğü bir toplantı düzenlendi.

Düzenlenen toplantıya, Keşan Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı İsmail Şapçı, Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Kadir Mutaf, Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Murat Arıkan, Yönetim Kurulu Üyesi Mustafa İşçimen ve Genel Sekreter Erdem Başak katıldı.

Toplantıda ilk olarak sözü, Keşan Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı İsmail Şapçı aldı.

Sözlerine başlamadan önce, 18 Mart Çanakkale Zaferinin 106. yılını gururla kutladıklarını belirten Şapçı, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve tüm şehitleri saygı ve minnetle andıklarını kaydetti.

ŞAPÇI: “MASKE, MESAFE, HİJYEN KURALLARINA BAĞLI KALMAK KAYDIYLA, KIRMIZI OLAN YERLERİN TEKRAR AÇILMASINI, GÖZDEN GEÇİRİLMESİNİ TALEP ETMEKTEYİZ”

Edirne ilinin kırmızı renkte olmasının sadece restoran, kafe işletmeleri değil, tedarik zinciri içerisinde olan manav, kasap, akaryakıt ve benzeri sektörleri de olumsuz etkilediğini önemle hatırlatan Şapçı, konuşmasında şunlara yer verdi: “1 Mart tarihi itibariyle ülkemizde kademeli normalleşme süreci başladı. Bu kapsamda 100 bin nüfusa düşen vaka sayısı başta olmak üzere illerimiz renklerle sınıflandırıldı. Edirne olarak çok yüksek yani kırmızı iller arasında olmamız nedeniyle kontrollü normalleşme tam olarak gerçekleşmedi. İlimizin kırmızı renkte olması sadece restoran, kafe işletmeleri değil, tedarik zinciri içerisinde olan manav, kasap, akaryakıt ve benzeri sektörleri de olumsuz etkiledi. Restoran, lokanta, kafeler, bölgesel ekonomimizin doğrudan yüzde 5’ini oluştururken, bu etki tedarik zinciri de eline aldığında yüzde 45’lere kadar ulaşmaktadır. Sektör sahipleri, işletmeciler, çalışanları ve bunların aileleri düşündüğünde bölgemizde 20 bin üstü kişiyi bu kısıtlamalar ilgilendiriyor. Son 4 aydan beri kapalı olan işletmelerimizde SSK, bağ kur ve vergi ödemeleri devam ediyor. Alınan kredilerin geri ödenememesi durumu var. Devlet desteklerinden kısmı yararlanma veya hiçbir şekilde yararlanamama problemlerinde başında. Faturalar; doğalgaz, telefon, elektrik, internet, su gibi giderler devam ediyor ve ödenmesi isteniyor. Bildiğiniz üzere kapalı işletmelerde genelde kira giderleri devam ediyor. Bazı işletmelerimizde paket servisi yapma imkânı verildi. Fakat paket servisle çalışanlarına yetme durumu pek olası değil. Özellikle bulunduğumuz bölgede paket servis eve hizmet etme sayısı çok yüksek değil. Bunu özellikle dile getiriyoruz. Geçen günkü daha kapsamlı istişare toplantımızda da odamız üyeleri bizlere dilekçelerle başvurdular, bunları da ilgili makamlara iletmemi istediler. Burada bir dilekçe örneğini okuyayım; “Normalleşme süreci kapsamında kontrollü olarak müşteri kabulüne başlamak istiyoruz. HES kodu sorgulaması yaparak yüzde 50 veya uygun görülmesi durumunda yüzde 30 doluluk oranına riayet ederek gerekli tüm maske, mesafe, hijyen gibi temel tedbirler çerçevesinde iş yerlerimize müşteri kabulüne izin vermesini talep ediyoruz.” Bu tarz dilekçelerden tarafımıza yüksek şekilde verildi. Bizde bunları bakanlıklarımıza, TOBB’ye hepsine ileteceğiz. Biz de Keşan Ticaret ve Sanayi Odası olarak diyoruz ki 4 aydan beri kapalıyız. Vakalar azalmıyor ve artmaya da devam ediyor. Bu işletmelerimizde ekonomik problemler artarak devam ediyor. Biz de ne yapabiliriz? Maske, mesafe, hijyen kurallarına bağlı kalmak kaydıyla kırmızı olan yerlerin tekrar açılmasını, gözden geçirilmesini talep etmekteyiz. İşletmelerin girişlerinde gerekli bilgilendirme tabelaları zaten var. Bunlara da gelen kişiler, özellikle de işletme sahipleri bunlara uyuyor ve uymayanları uyarıyorlar. Vakalara baktığımızda, işletmelerimiz ve üyelerimizden değil, farklı nedenlerle kaynaklanan vakalar oluyor. HES koduyla her yere gidiyoruz. Restoranlara, kafelere lokantalara giremiyoruz. Girişlerde ateş ölçümü, yüzde 50 veya yüzde 25 doluluk oranı ile faaliyet açılması, gerekirse restoran başı, lokanta başı denetimlerle açılma talebimiz var.”

Şapçı’nın konuşmalarının ardından sözü, Yönetim Kurulu Üyesi Mustafa İşçimen aldı.

İŞÇİMEN: “SEKTÖRÜN ARTIK DAYANACAK SON BİR AYI BİLE KALMADI”

Sektör temsilcileri olarak önlerinin çok parlak olduğunu göremediklerini ifade eden İşçimen, Biz sektör temsilcileri olarak önümüzün çok parlak olduğunu göremiyoruz. Özellikle sektördeki diğer arkadaşlardan bize gelen tepkileri size aktarmak istiyorum. Diyorlar ki AVM’ler açık, zincir marketler açık. Bunun bir tek sebebi biz lokanta restoran ve kafeler miyiz? Toplantı yaparken de tabii onların seslerine de size yansıtmak istedik. Büyüklerimizden şunu istiyoruz. En azından biz restoranlar kontrolü şekilde örneğin yüzde 25 kapasite ile açılsın. Açık alan ve kapalı alanlar görülsün. Örneğin 4 dönüm bahçem var, orada beni yüzde 25 ile sınırlandırma, bahçeme göre sınırlandırır. Kırmızı bölgedeysek yüzde 25’ e razıyız. En azından o şekilde açılalım. Turuncu renge döndüğümüz zaman yüzde 50 olsun. Açalım, kurallara uymazsak cezaya da razıyız. Bizim isteğimiz en azından şunu diyebilirlerdi özellikle restoran, kafe ve hizmet sektörü bu dönem içerisinde kapattınız, tam kapatın sizden SGK, bağ kur ve vergilerimizden belli muafiyetler sağlıyoruz. Bakın para istemiyor bu sektör, tabiî ki isteyen oluyor artık. Hani o hale gelindi, ikinci krediler oldu. Onlar ödemedi ama en azından belli şeyler biraz daha iyi olabilir diye düşünüyoruz ki bunları söylerken hem kendi fikrim olarak söylüyorum, hem sektördeki arkadaşlarımızdan bize gelen tepkiler öneriler olarak sizlere söylüyorum. 4 buçuk ay oldu bu sene. Geçen sene bu sektör 8 buçuk- 9 aylık, bir kapanış yaşadı. Sektörün artık dayanacak son bir ayı bile kalmadı. O yüzden yetkililerimizden bu konuda biraz daha dikkatli düşünmelerini istiyoruz ve bizlere destek olmasını istiyoruz. Bu sektör Keşan’ın lokomotif sektöründen bir tanesi. Piyasaya canlı paranın döndüğü bir sektör. En basiti, yol boyundaki bizim, Türkiye’de belli sıralamaya girmiş işletmelerimiz,  marka tescili etimiz var. Bunu yemek için insanlar işletmelerimizi yolda arıyor açık mısınız, kapalı mısınız? 15 km öbür tarafımız açık, 15 km üstümüz açık ama arada biz kapalıyız. Ana güzergâhta olduğumuz için önümüz açık arkamız açık ama biz şu bölgede kapalıyız. İnsanlar kırmızı olunca direk geçiyor. Hiç bir katma değer sağlayamıyoruz” diye konuştu.

İşçimen’in konuşmasının ardından sözü Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Murat Arıkan, aldı.

ARIKAN: “HİZMET SEKTÖRÜNDE ACİL EYLEM PLANI OLMALI”

8 binde olan vakaların, kafe ve restoranların kapalı olmasına rağmen 19 binlere ulaştığını ve bunların sorumlusu restoran ve kafelerin olmadığını dile getiren Arıkan, konuşmasında şunlara yer verdi: “1 Mart itibari ile bakanlar kurulunun aldığı kararlar neticesinde normalleşme adımlarına gittik. Normalleşme adımı 1 Martta Türkiye genelinde Edirne bölgesi olarak çok riskli bölgede kaldık. Türkiye genelinde 8 binlerde olan vaka sayısı 19 binlere dayanmış durumda. Bu süreçte yüksek riskli olduğumuz için lokanta, kafe, restoran, organizasyon şirketi ve pastaneler açılamadı. Bu uygulamada aksaklık olduğunu düşünüyorum. 8 binde olan vaka, kafe ve restoranların kapalı olmasına rağmen 19 binlere ulaştı. Demek ki bunların sorumlusu restoran ve kafeler değil. Buradaki arkadaşlarımız gerçekten zor durumda. En azından %25-30 kapasite ile acil olarak çalışmaları şart. Elde avuçta bir şey kalmadı, borçlar devam ediyor. Kısa çalışma ödeneği, hizmet sektöründe kesinlikle minimum Eylül 2021 sonuna kadar devam etmesi şart. Bugün açık olan bölgelerdeki restoran kafelerde bile %50 ile çalışıyor. Zaten 6-7 aydır çalışmamıştı, bugün %50 ile çalışan işletme personelini nasıl istihdam etsin. Mecburen işten çıkaracak. Kısa çalışma ödeneği olursa en azından bir nebze olsun destek ile beraber istihdama devam edebilir. Hizmet sektöründe acil eylem planı olmalı. Bazı sektörlerimiz de kovid döneminde çok ileri gitti, sağlık sektörü olsun, bazı gıda sektörleri olsun. Kısa çalışma ödeneği, zarar gören sektörlere olmalı, genele olmaması lazım. Burada lütfen elma ile armudu birbirinden ayıralım. Cirolar ile işletilen otomotiv sektörü de kısa çalışma ödeneği alıyor. Gıda sektörü var, ciroları geçen seneye göre 150 artmış yine kısa çalışma ödeneği alıyor. Bizim 8 aydır kapalı olan hizmet sektöründeki üyemiz bundan faydalanamıyor ya da sınırlı faydalanabiliyor. Bir düzenleme yapılmasını, bilim kurulu ve bakanlar kuruluna TOBB nezdinde iletiyoruz. Üyelerimiz gerçekten çok zor durumda, hizmet sektörü zor durumda. İvedi olarak planlamanın değişmesi ve açılmanın biran önce olmasını istiyoruz. 15-20 kilometre güneyimiz, İstanbul tarafı açık, biz oraya HES kodumuz ile girebiliyoruz. Riskli bölgeden geliyoruz, baktığınızda oraya girmememiz lazım. Uygulamanın yanlışlığı oradan belli. İnşallah en kısa zamanda düzelir de biz de normalleşiriz.”

Daha sonra sözü, Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Kadir Mutaf aldı.

MUTAF: “BU DÖNEMDE LÜTFEN YEREL ESNAFIMIZA DESTEK OLALIM”

Koronavirüs sürecinde vatandaşlarda maddi sorunların yanında psikolojik sorunların da oluştuğunu belirten Kadir Mutaf, alışveriş yapacak olan kişilere yerel esnafa destek olmaları çağrısında bulunarak, “Bir yıldır koronavirüs ile mücadele ediyoruz ve çok zor dönemlerden geçiyoruz. Bu zorlandığımız dönemde önceliğimiz tabii ki sağlık. Kimsenin bu hastalıktan hayatını kaybetmemesi, zarar görmemesi en büyük beklentimiz. Bugün bile hala hastanede zor şartlarda yaşamaya çalışan birçok insanımız var. Sağlık çalışanlarımızın büyük bir savaşı var. Onların bu savaşına biz de işletmelerimiz olarak gereken önlemlerle destek vermeliyiz. Maddi sorunların yanında psikolojik sorunlar da yaşanmaya başlandı. 7-8 aydır kapalı olan işletmelerin ailevi ve psikolojik sorunları ortaya çıkmaya başladı. Kapalı olan üyelerimizin birçok dilek ve temennisi oldu. ‘10 kilometre ilerdeki bir işletme açıksa, ben de gerekli tedbirleri alarak işletmeme devam edebilirim’ beklentileri var ve bu konuda son derece haklılar. İşletmelerimize tam kapasite ile çalışmasını önermiyoruz, sadece belli bir oranda bölgenin risk durumuna göre açılabileceğini öneriyoruz. Bunun gözden geçirilmesini istiyoruz. Risk durumuna göre nitelendirilen durumlarda açılıp kapanma durumları var. Bahsettiğimiz işletmelerin hepsi gıda işletmesi. Bugün bir işletme açılıyorum demesi bile ciddi bir maliyete sebep oluyor. Bunun 15 gün sonra kapatıyoruz denmesi ekstra maliyet. En azından belli oranlarla bunların düzenlenmesini istiyoruz. Eğer bölgemiz turuncudaysa, risk oranımız az ise %50 kapasite olabilir, eğer kırmızıysa 15 gün sonra %25’e düşebilir. Bugün bahsettiğimiz işletmeler 35- 40 yıllık işletmeler. Bazı mesleki beceriler var bunların kaybedilmesine neden olur. Bunun tekrar gözden geçirilmesi gerek. Başından beri kurum ve kuruluşlar ile ortak hareket ettik. Özellikle hıfzıssıhha kurullarında da ticaret dünyasını temsilen bir üyenin olması en büyük beklentimiz. Ticari faaliyeti ilgilendiren bir karar alındığında hıfzıssıhha kurullarında bizleri temsil eden biri olması büyüklerimizden beklentimiz. Vatandaşımıza da sesleniyoruz, bu dönemde lütfen yerel esnafımıza destek olalım. Alacağınız ürünlerin en azından bir kısmını komşumuza, arkadaşımıza, eşimize dostumuza yönlendirelim. Bu süreç bittiğinde onlar bizim yine eşimiz, dostumuz, konu komşumuz olacaklar. Ev ve iş yerimize paket servisli ürün alacaksak yerel işletmelerimizi deneyelim. İnsanlarımızın bu süreçte buna çok ihtiyaçları var. Onların bu süreçte beklentisi işletmelerini ayakta tutabilmek. Yaklaşık 20 bin kişiyi ilgilendiren bir konudan bahsediyoruz. Bu insanlar pandemi bittiğinde de bizimle beraber olacaklar. Vatandaşlarımızdan rica ediyoruz, biraz daha hassasiyet göstermeliler. Özelikle alışveriş konusunda yerel esnafa dönmemiz gerektiğini buradan duyuruyoruz. İnşallah kısa zamanda normale döneriz” diye konuştu.

ŞAPÇI: “ÜYELERİMİZİN MAĞDUR EDİLMEMESİ KONUSUNDA GEREKLİ MERCİLERE DE ÇAĞRIDA BULUNUYORUZ”

Daha sonra yeniden söz alan Şapçı, Keşan’ın en önemli sorunu olan Pazaryeri ile ilgili şunları söyledi: “Keşan’da pazaryerinde bilindiği üzere problemlerimiz var. Pazar işletmecilerimizde bizim de üyelerimiz var. Buradaki esnafımızı direk olarak açık havaya maruz bırakıyoruz. Yağmur, kar, su, güneş hepsi onların üzerine geliyor. Onlar da satış yapmak istiyor, haklılar. Bölge halkımız da buradaki pazardan yararlanmak istiyor. Ekonomimizin gelişmesi açısından da Keşan’ın daha modern daha nezih ve direk oradaki işletmeleri ve esnafımıza hava koşullarına maruz bırakmayan bir çözüm olması gerektiğini düşünüyoruz. Bu sayede bölgesel ekonomimizin de daha hızlı gelişeceğine inanıyoruz. O proje, bu proje, şöyle yapılır, böyle yapılır değil, sadece Keşan Ticaret ve Sanayi Odası olarak yolu yöntemi değil ihtiyacımızı dile getirmek istiyoruz. Üyelerimizin mağdur edilmemesi konusunda gerekli mercilere de çağrıda bulunuyoruz.”

MUTAF: “EN BÜYÜK BEKLENTİMİZ ORADAKİ İNSANLARIN MAĞDUR OLMAMASI”

En büyük beklentilerinin Pazarın sokaklarda kurulmaması olduğunu vurgulayan Mutaf, “Keşan pazarı aslında bir marka. Cumartesi günü bölge insanımızı, il ve ilçelerdeki vatandaşımızı, Yunanistan ve Batı Trakya’dan gelen herkesin bir beklentisi olan bölge. Cazibesini ortaya çıkaracak, modern ve pazarcı esnafımıza yakışacak ve gelen misafirlerimize korunaklı bir alana dönüştürülmesi en büyük beklentimiz. Bunun formülünü sunmak bizim görevimiz değil ama en büyük beklentimiz oradaki insanların mağdur olmaması. Biran önce sokaklardan ve çamurdan kurtarılmaları. Pazarın sokaklarda kurulmaması en büyük beklentimiz” diye konuştu.  

ARIKAN: “YETKİLİLERE İŞ BİRLİĞİ VE SAĞDUYULU OLMALARINI VE BİRAN ÖNCE PROJEYİ GERÇEKLEŞTİRMELERİ KONUSUNDA ÇAĞRIDA BULUNUYORUZ”

Keşan’a ivedi olarak yapılacak projelerin öncelik sırası olduğunu fakat bu öncelik sırasının Keşan pazaryeri olması gerektiğini ifade eden Murat Arıkan ise,“Keşan pazarı yıllardır bölgemizde marka oldu. Bu, kendini yenileyememesinden dolayı da yıllar geçtikçe popülaritesini yitirdi. 2021 yılında Keşan gibi bölgeye hizmet sağlayan hinterlandı çok geniş şehrimizin böyle bir Pazar sistemi yakışmıyor. Yapılacak çalışmalar arasında en önemli çalışmalardan biri olduğunu düşünüyoruz. Keşan’a ivedi olarak yapılacak projelerin öncelik sırası vardır ama bu öncelik sırasının birinde Keşan pazaryeri olması gerektiğini düşünüyoruz. Yetkililere iş birliği ve sağduyulu olmalarını ve biran önce projeyi gerçekleştirmeleri konusunda çağrıda bulunuyoruz” diye konuştu.

Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol