ROM-DER Başkanı Fahrettin Savcı:  “Hem kendimizi sorgulayacağız hem de bizi yönetenleri sorgulayacağız”

ROM-DER (Roman Federasyonları) Başkanı Fahrettin Savcı, dün yaptığı açıklamada Roman toplumunun pandemi sürecinde ve yaz sezonunda yaşadığı ekonomik sorunlar ile, dün başlayan uzaktan eğitimdeki eşitsizliği ile ilgili konuştu.

ROM-DER Başkanı Fahrettin Savcı:  “Hem kendimizi sorgulayacağız hem de bizi yönetenleri sorgulayacağız”

ROM-DER (Roman Federasyonları) Başkanı Fahrettin Savcı, dün yaptığı açıklamada Roman toplumunun pandemi sürecinde ve yaz sezonunda yaşadığı ekonomik sorunlar ile, dün başlayan uzaktan eğitimdeki eşitsizliği ile ilgili konuştu.

Medya Keşan
Medya Keşan
01 Eylül 2020 Salı 09:55
297 Okunma
ROM-DER Başkanı Fahrettin Savcı:   “Hem kendimizi sorgulayacağız hem de bizi yönetenleri sorgulayacağız”

BÜLENT SAYLAM

Romanların makus kaderlerini bir türlü değiştiremediğini dile getiren Savcı, bir Roman çocuğuna ne olacaksın sorusuna cevabını alabilen bugünün çocuğu yarının büyüğünü arzuladıklarını söyledi. MUÇEV konusuna da değinen Savcı, “Bu konuda Keşan’daki STK (Sivil Toplum Kuruluşları)’lar sınıfta kaldı. Bir olamadık, birleşemedik” dedi. Roman toplumuna Suriyeli muamelesi yapıldığını iddia eden Savcı, “Birileri çıkmış bizi ziyaret eder gibi biz sanki mülteciyiz gibi ‘bu sene misafir ettik, ağırladık’ diyorlar. Bizi nerede nasıl misafir ettiniz? Biz bu memlekette misafir değiliz ki.” şeklinde eleştirilerde bulundu. Açıklamasını sonunda bir taraflarının hep eksik olduğunu, hem kendilerini hem de yönetenleri sorgulayacaklarının altını çizdi.

YARINA KARAMSAR BAKMAK İSTEMİYORUZ

Tarihten bugüne Romanların ne yaz ne kış rahat olduğunu kaydeden Savcı, şunları söyledi: “Makus kaderimizi bir türlü değiştiremedik. Bizden kaynaklı olabilir bir politika çizgisi olmadığından bu tür samimi çalışmalar olmadığından olabilir. Bir yol haritası olmadığından olabilir. Çünkü yüzyıllardan beri bu zamana kadar roman vatandaşlarımız bu memlekette var dünyada var. Roman vatandaşlar yardıma muhtaç alan el isteyen el pozisyonunda. Biz kendimizi eğitim alanlarında geliştiremediğimiz sürece evde eğitim, okulda eğitim, çarşıda eğitimleri alamadığımız sürece bu engellileri aşamadığımız sürece hep bunları konuşacağız. Bu yaz simit sattık, su sattık. Hamallık oldu balya oldu bu kış kömürü alan kral, kozalağını alan padişah. Önümüzdeki yaz da böyle giderse iyiyiz. Ben yarınına karamsar bakan bir Roman topluğumu bir camia, arzu eden bir kanaat önderi, bir federasyon başkanı bir insan değilim. Bu işi zorlamamız lazım. Bunu birçok yerde söyledim. Basında ulusal televizyonlarda da. Yine söylemekten de çekinmiyorum. Biz artık mühendisler, doktorlar, öğretmenler iyi esnaf, iyi iş adamı nitelikli kalifiye ara elemanlar iyi müzisyeniler, iyi el sanatları yapan, yaşanılabilir sokaklar, iyi parkları, bahçeleri olan mahalleler, futbol sahaları olan, gençlerinin spor hedefleri olan bir Roman çocuğuna sorduğumda ne olacaksın diye sorusuna cevabını alabilen bugünün çocuğu yarının büyüğü arzuluyoruz.” 

BİR OLAMADIK, BİRLEŞEMEDİK

Yaz ile ilgili sorunlara değinen Savcı, şöyle dedi: “‘MUÇEV’ diye bir bela geldi pandemiyi bahane ederek tel örgüleri çektiler. Bu konuda Keşan’daki STK (Sivil Toplum Kuruluşları)’lar sınıfta kaldı. Bir olamadık, birleşemedik. Birilerinin düğmeye basmasıyla, yaptık onu demesiyle Trakya insanın bu olaya razı olmasına içim el vermiyor. Trakya’yı biz böyle bilmiyoruz, Keşan’ı biz böyle bilmiyoruz. Bununla ilgili bir toplantı daha yapamadık. Kent Konseyi var, bir sürü kuruluş var. Bunu eleştirmek için söylemiyorum. Ama bunlarla ilgili siyaseti de devre dışı bırakarak ortak akıl ve üst akılın Keşan olması gerekirdi. Roman vatandaşlarını konuşuyoruz. Simit satacak, hani bu sene kısmen idare ettiler, çok tepki gelmesin diye. Ama yarın olduğunda, adam oraya yatırım yapmış, bu sefer kimse orada simit, mısır, pamuk helva satamayacak. Temizlik yapamayacak. Bir şekilde ekonomi akışı vardı bu sene oldu ama seneye olacağının garantisini kim verebilir? Ben sizin aracılığıyla soruyorum. Yetkililer bize seneye bu taahhüdü verebilir mi?” 

ROMAN VATANDAŞLARIMIZ BU MEMLEKETİN AZINLIĞI DEĞİL

Savcı, Roman vatandaşlarının Türkiye’nin asli unsuru olduğunu söyleyerek açıklamasına şöyle devam etti: “Roman vatandaşlarımız bu memleketin azınlığı değil. Biz bu memlekette Suriyeli değiliz. Bu memleketin asli unsuruyuz, gerçek sahipleriyiz. Birileri çıkmış bizi ziyaret eder gibi biz sanki mülteciyiz gibi bu sene misafir ettik, ağırladık. Bizi nerede nasıl misafir ettiniz. Biz bu memlekette misafir değiliz ki. Bu memlekette ikamet eden yurttaşız. Hangi akla misafir kılıfına sokuyorsun. Senin bakış açın bu mu yani? Biz fakir olabiliriz, yarından ekonomik anlamda endişemiz olabilir, evet ekonomiye de bir şey katmayabiliriz. Belki birçok sorunumuz var eğitimde, sağlıkta yumak haline gelmiş sorunlarımız olabilir ama biz bu memleketin asli unsuru olduğumuz gerçeğini ortadan kaldırmaz ki. Süslü laflarla bunları yürütmemeniz lazım. Eğer bu konuların üzerinde samimiyetle gitmezseniz elinde bir eylem planınız olmazsa bir yere varamayız. Bir eylem planınız var mı bizim. Mahalle muhtarlarımızın beyanatları var biz konuşuyoruz. Bir eylem planımızın olması lazım. 

YARIN SİMİT SATAMAYACAK, GELMİŞ MUÇEV

Dertlerinin yarınlara karamsar bir şekilde bakmak olmadığını belirten Savcı, ““İlle de roman olsun’ diyoruz olsun ama evet, aç kalmayalım, açıkta kalmayalım. Bizim derdimiz yarına karamsar bakmamaktır. Biz sadece odunu, kozalağı, kömürü mü düşüneceğiz? Böyle gelmiş böyle mi gitsin? Böyle gitmesin… Artık dünya değişiyor. Yarın simit satamayacak, gelmiş MUÇEV. Sezonda tarlaya gittiğinde balya için hamlalık yaparak 3-5 alacak. Yarın bir makine çıkacak o hamallık işi de gidecek. Biz kendimizi geliştiremezsek bizi yönetenler yerel anlamda bizi yönetmeye çalışanların eylem planları var mı? Dirsek temasında mıyız?” dedi. 

BİZİM İÇİN ‘UZAKTAN EĞİTİM’ BİR DUVAR

“Bugün okullar uzaktan eğitimle başladı. Milli Eğitim Bakanlığı EBA üzerinden eğitime katılım oranını % 50 olarak açıkladı. Roman toplumunda uzaktan eğitime katılım oranı kaç?” şeklindeki soruyu yanıtlayan Savcı, “% 1. imkan yok. Bizim için ‘uzaktan eğitim’ bir duvar. Bu makus kaderi eğitimle yıkmayı veya engeli aşmayı planlayacağız. ‘Ben hamalım oğlum sen oku hamallık suç değil. Bak biz senelerce çalıştık. Senin okuman lazım. Eğer okuyup da memur ol, olamıyorsan bile ara eleman ol.’ desin babaları. Uzaktan eğitim bizim için duvar oldu pandemi sürecinde. Herkes villada oturmuyor, herkes bir değil. Biz gecekondular oturan tek odalı evlerde aşıyoruz. İnternet çoğumuzda yok. Bilgisayar yok. Hadi diyelim ikisi de oldu. Onu anlatacak bilen insanımız yok.” şeklinde konuştu 

HANGİ YEREL YÖNETİCİMİZ VEYA İDARİ YÖNETİCİMİZ OKUDU?

Makus talihlerini sorgulayan bir camia olmaları gerektiğini savunan Savcı, şunları söyledi: “Kaderine razı toplum olmamız lazım. Demokratik çerçevede haklarımızı aramalıyız. Ankara’nın bir çırpınışı var bununla ilgili. Ankara’nın heyecanını yerelde göremiyoruz. Roman Stratejik Eylem Planları Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla hazırlandı. Hatta bundan iki ay önce Cumhurbaşkanımızı bir kere daha gündeme getirdi. Ben şimdi bunu sizin aracılığıyla soruyorum. Cumhurbaşkanımızın iki kez yayınladığı Roman Stratejik Eylem Planını hangi yerel yöneticimiz veya idari yöneticimiz okudu ve bunlarla ilgili çalışma yaptı? Devletin başı buna kafa yoruyor.” 

DEZAVANTAJLI TOPLUMDA UFKU AÇMAMIZ LAZIM

“Dezavantajlı toplumda ufku açmamız lazım, hedefi büyütmemiz lazım” diyen savcı açıklamasını şöyle bitirdi: “MUÇEV konusunda Bizim bir olmamız lazımdı. Az önce de söyledim Keşan bir olamadı birleşemedi. Bizim yok mu hiç yöneticimiz? Kaliteli siyasetçi, nitelikli işadamları, nitelikli kanaat önderleri, Ankara’ya ulaşabilecek, Ankara’nın tanıdığı, vizyon sahibi insanlar yok mu? Niye suskunlar? Niye kuma soktular kafalarını? Yani boy boy kuru beyanatlarla olmuyor. Ufak ufak çalıştaylar yapılması lazım. Eylemse eylem yapılması lazım sosyal haklar çerçevesinde. Zorlamak lazım. Biz burada vakıf kuramıyor muyuz? Bu şartları biz neden zorlayamıyoruz?  ‘Belediye alsaydı, almadı’nın dışındayım ben. O politikanın dışındayım. Bugün denizlere girmek için 25 TL alıyorlar. 25 TL’si olmayan insan ne yapacak? Biri kumda oturacak, biri şenzlongta oturacak. Orada da bir ayrımcılık olmayacak mı? Nereden baksan tutarsızlık. Eylem ve söylemin bir olması lazım. Bizim bizden başka dostumuz yok. Hizmet aldığımız yerlere bakmak lazım. Roman vatandaşlarımız, Yenimescit Mahallesi, Mustafa Kemalpaşa Mahallesi, Cumhuriyet Mahallesi ve Paşayiğit Mahallesi’nde ikamet etmekteler. Roman vatandaşlarımızın bulunduğu mahallelerde bir tane etüt evi var mı? Bir tane kültür evi var mı? Bir tane düğün salonu var mı? Keşan’da hiçbir yerde yok dememiz içler acısı. Dezavantajlı toplumda ufku açmamız lazım, hedefi büyütmemiz lazım. Bir mahallenin yolunu yaparken o mahallenin eski taşlarını bu mahalleye döşememek lazım. Bir mahalleyi iyileştireyim derken, sökülen taşları bu dezavantajlı mahallelere getirmemek lazım. Daha vizyon açıcı daha uygun şartlarda olan çalışmaları yapmak lazım. Yoksa olmuyor. Bir tarafımız hep eksik. Sorgulayacağız, hem kendimizi sorgulayacağız hem de bizi yönetenleri sorgulayacağız.” 

Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol