Tarihçi Dr. Orhun, Marmara Üniversitesi’ndeki sempozyuma konuşmacı olarak katıldı

Keşanlı Tarihçi Dr. Fatma Çalik Orhun, Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü tarafından düzenlenen “Doğu Akdeniz ve Kıbrıs”  sempozyumuna konuşmacı olarak katıldı.

Tarihçi Dr. Orhun, Marmara Üniversitesi’ndeki sempozyuma konuşmacı olarak katıldı

Keşanlı Tarihçi Dr. Fatma Çalik Orhun, Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü tarafından düzenlenen “Doğu Akdeniz ve Kıbrıs”  sempozyumuna konuşmacı olarak katıldı.

Medya Keşan
Medya Keşan
17 Mart 2022 Perşembe 09:44
Tarihçi Dr. Orhun, Marmara Üniversitesi’ndeki sempozyuma konuşmacı olarak katıldı

MEHMET AYTAÇ

Geçtiğimiz Salı günü Marmara Üniversitesi Göztepe Kampüsü İbrahim Üzümcü Konferans Salonu’nda iki oturum halinde gerçekleşen sempozyumda, Dr. Orhun’un yanı sıra Doç. Dr. Cihat Yaycı, Prof. Dr. Selami Kuran, Prof. Dr. Hasan Basri Yalçın, Doç. Dr. İsmail Ediz, Prof. Dr. Ragıp Kutay Karaca, Doç. Zuhal Mert Uzuner, Dr. Deniz Albay Murat Kağan Kozahan da konuşma yaptı.

Enstitüsünün daveti üzerine sempozyuma katılan Dr. Orhun, konuşmasında Türkiye’nin Doğu Akdeniz politikasında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Kıbrıs sorunu hakkında görüşlerini aktardı.

Dr. Fatma Çalik Orhun, sempozyumda yaptığı konuşmada şunları söyledi: “Doğu Akdeniz’de münhasır ekonomik bölgeler konusunda yaşanan anlaşma kriz ortamını beraberinde getirmektedir. Doğu Akdeniz bölgesinde Türkiye için asıl mesele enerji sorunu olmaktan ziyade, hem kendi egemenlik haklarının ve yetkilerinin korunması, hem de KKTC’nin uluslararası arenada tanınması açısından bir egemenlik sorunudur. Doğu Akdeniz’deki meselenin özüne bakıldığında, Türkiye ve Yunanistan arasında bugüne kadar var olan sorunların Doğu Akdeniz bölgesi özelinde bu kez bir bütün halinde tekrar ortaya çıkmasıdır. Bir başka ifadeyle iki ülke arasındaki Kıbrıs sorunu, deniz alanları hakimiyet paylaşımı sorunu, AB üyeliği, ada ve adacıkların statüleri gibi pek çok sorun Doğu Akdeniz’de daha geniş çapta tanımlanmıştır. 1983’te Yunanistan’ın 2004 yılında da GKRY’nin AB’ye girmesiyle, Yunanistan ve GKRY’nin Ege ve Akdeniz’deki tezlerini AB çatısı altında Türkiye’ye karşı ileri sürme zeminini yakalamalarına imkan vermiştir. AB’in, Türkiye’nin Yunanistan ve GKRY ihtilafında taraf olması da bu kurgunun başarılı bir şekilde uygulamaya aktarılmasından başka bir şey değildir. Türkiye, Doğu Akdeniz’de izlemiş olduğu proaktif politikadan ve Mavi Vatan doktorininden vazgeçmeyerek, bölge ülkeleriyle de işbirliği içerisinde hareket etmesi durumunda Yunanistan ve GKRY’nin uyguladığı politikaların iflas etmesi kaçınılmazdır. Ayrıca Doğu Akdeniz’de münhasır ekonomik bölge de ilan edildiği takdirde Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki varlığının hukuki boyutu tamamlanmış olacaktır.”

Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol