EĞİTİM

Keşan’da Eğitimcilerden "Şiddete Hayır" Yürüyüşü

Eğitim sendikaları, okullarda artan şiddete karşı 1 günlük iş bırakma eylemi yaparak "Artık Yeter!" diyerek tek ses oldu.

Abone Ol

Keşan’da Eğitimcilerden "Şiddete Hayır" Yürüyüşü: "Okulda Ölmek İstemiyoruz!"

Okulunda hayatını kaybeden Fatma Nur Çelik için 1 günlük iş bırakma eylemi yapıldı

ERDOĞAN DEMİR

İstanbul Çekmeköy'de yaşanan ve eğitim camiasını derin yasa boğan cinayet, Keşan’da düzenlenen kitlesel bir eylemle protesto edildi. Eğitim sendikaları, okullarda artan şiddete karşı 1 günlük iş bırakma eylemi yaparak "Artık Yeter!" diyerek tek ses oldu.

İstanbul’da öğrencisi tarafından katledilen Biyoloji Öğretmeni Fatma Nur Çelik için Keşan’daki üç büyük eğitim sendikası bir araya geldi. Hastane Caddesi’nden Milli Eğitim Müdürlüğü’ne kadar yürüyen öğretmenler, eğitimde şiddet yasasının bir an önce çıkarılmasını talep etti.

İstanbul Çekmeköy Taşdelen Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde görev yapan 44 yaşındaki Biyoloji Öğretmeni Fatma Nur Çelik’in, 17 yaşındaki öğrencisi F.S.B. tarafından bıçaklanarak öldürülmesi tüm Türkiye’de infial yarattı. Cinayete tepki göstermek amacıyla Keşan’da Eğitim-İş, Eğitim Sen ve Hürriyetçi Eğitim Sen ortak bir protesto düzenledi.

SLOGANLAR EŞLİĞİNDE YÜRÜYÜŞ

Saat 13.15 sıralarında Hastane Caddesi üzerinde toplanan sendika üyelerine; CHP Keşan İlçe Başkanı Anıl Çakır, SOL Parti Keşan İlçe Başkanı Ali Erol Durmaz ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri de destek verdi. "Öğretmene Uzanan Eller Kırılsın", "Okulda Şiddete Son", “Okullarda Ölmek İstemiyoruz” sloganları eşliğinde yürüyen kortej, Keşan İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü bahçesine ulaştı.

EROL YAZLA: "GÜVENLİ OKUL, GÜVENLİ GELECEK İSTİYORUZ"

Üç sendika adına ortak basın açıklamayı Eğitim-İş Keşan Temsilcisi Erol Yazla okudu. Yazla’nın okuduğu ortak açıklama şöyle;

Bugün ders yok, çünkü öğretmenin can güvenliği yok. Bir olmayı öğrettiler bize biliriz. Birlikten güç doğar onu da biliriz.

2 Mart Pazartesi günü İstanbul Çekmeköy Taşdelen Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde gerçekleştirilen bıçaklı saldırıda iki meslektaşımız ve bir öğrenci yaralanmış, yaralanan arkadaşlarımızdan biri tüm müdahalelere rağmen yaşamını yitirmiştir.

Bugün burada yalnızca aramızdan koparılan arkadaşımız için değil, yıllardır göz ardı edilen itibarımız ve can güvenliğimiz için toplandık.

Yaşamını kaybeden meslektaşımızın ailesine, yakınlarına, öğrencilerine ve tüm eğitim emekçilerine başsağlığı diliyoruz. Yaralanan öğretmen arkadaşımıza ve öğrencimize acil şifalar diliyoruz. Ancak açıkça ifade ediyoruz: Bu saldırı münferit değildir.

Şiddetin zemini yalnızca bireysel bir öfke değildir. Medyada, siyasette ve bürokraside giderek meşrulaştırılan sert ve kutuplaştırıcı dil; eğitim emekçilerini hedef gösteren, itibarsızlaştıran ve yalnızlaştıran söylemler bu iklimi beslemektedir. Öğretmenlik mesleğinin sistemli biçimde değersizleştirilmesi, eğitim emekçilerinin kamuoyu önünde haksız biçimde suçlanması ve sorumluluğun sürekli öğretmene yüklenmesi, öğretmenleri hedef haline getirmektedir. Ayrıca pedagojik temelden yoksun, eğitimin bilimsel niteliğini gözetmeyen etkinlik ve uygulamaların yaygınlaşması, okulu çocuklar ve gençler için güvenli bir öğrenme ortamı olmaktan uzaklaştırmaktadır. Okullar ideolojik yönlendirmelerin, denetimsiz faaliyetlerin ya da pedagojik karşılığı olmayan uygulamaların alanı değildir.

Bugün herhangi bir kesici delici aletle alışveriş merkezlerine dahi girilemezken, okullara rahatlıkla silahla bıçakla girilmesi, güvenlik ve denetim zafiyetini tüm çıplaklığıyla ortaya koymuştur. Bu durum yalnızca basit bir güvenlik zafiyeti değil, kamusal eğitimi bir maliyet kalemi olarak gören siyasi iktidarın ve bakanlığın yarattığı çürümüşlüğün açık göstergesidir.

Bu kapsamda;

- Eğitim çalışanlarına yönelik şiddet eylemleri katalog suçlar kapsamına alınmalıdır.

- Caydırıcı ve ağır yaptırımlar içeren özel yasal düzenleme ivedilikle hayata geçirilmelidir.

- Ortaöğretim kurumlarında disiplin mekanizması işlevsel ve etkin hâle getirilmelidir.

- Tüm okullarda sürekli ve yeterli sayıda güvenlik personeli bulundurulması zorunlu hale getirilmelidir.

- Okullarda giriş-çıkış kontrol sistemleri ve güvenlik altyapısı standart hâle getirilmelidir.

Rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetleri güçlendirilmelidir.

Risk altındaki öğrenciler için erken müdahale ve destek programları uygulanmalıdır.

Eğitim emekçilerinin mesleki itibarını koruyacak, hedef gösterilmelerini engelleyecek açık ve net bir tutum alınmalıdır.

Bu saldırının tüm yönleriyle aydınlatılması gerekmektedir. İhmali bulunanlar tespit edilmeli ve sorumlular hesap vermelidir. Gelecekte benzer vakaların yaşanmaması için bu acının üzeri örtülmemelidir.

Unutulmamalıdır ki öğretmen güvende değilse eğitim güvende değildir. Eğitim güvende değilse, toplumun geleceği güvende değildir. Güvenli okul ortamı bir tercih değil, bir zorunluluktur.

Eğitim yuvaları iktidarın, gerici yapıların, sermayenin ve şiddetin değil, bilimin ve özgürlüğün mekanı olmalıdır. Bizler okullarımızda yaşanan şiddetin, işlenen cinayetlerin son bulması için öğrencilerimizin ve eğitim emekçilerinin can güvenliği sağlanıncaya dek bu karanlık zihniyete, denetimsizliğe ve liyakatsizliğe karşı mücadele etmeye devam edeceğiz.

Kaybettiğimiz meslektaşımıza rahmet, ailesine ve öğrencilerine baş sağlığı diliyor; yaralılarımıza acil şifalar diliyoruz.”