GÜNDEM

Koru: “Çeltikte hasat üreticinin kaybına dönüşmemeli”

. Bayır arazilerde başlayan hasadın 20 Eylül’den sonra ovaya inmesi, ay sonuna doğru da bölgemizin tamamına yayılması bekleniyor.

Abone Ol

Ahmet Koru: “Çeltikte bereketli hasat üreticinin kaybına dönüşmemeli”

Keşan Ticaret ve Sanayi Odası(TSO) Meclis Başkanı Ahmet Koru, İpsala Ovası’nda başlayan 2026 yılı çeltik hasadı öncesinde üreticilerimizin maliyetleri, TMO alım fiyatları, çeltik ve pirinç ithalatı ile İpsala’daki lisanslı depo kapasitesine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Konu ile ilgili açıklamalarda bulunan Keşan Ticaret ve Sanayi Odası Meclis Başkanı Ahmet Koru şunları söyledi:

İpsala Ovası’nda biçerdöverler yeniden tarlada. Bayır arazilerde başlayan hasadın 20 Eylül’den sonra ovaya inmesi, ay sonuna doğru da bölgemizin tamamına yayılması bekleniyor. Bu yıl doğa üreticimize cömert davrandı. Barajlar ve nehirler dolu olduğu için su sıkıntısı yaşanmadı. İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’ne göre ekim alanı geçen yılki 450 bin dekardan 500 bin dekara çıktı. Geçen yıl 398 bin ton olan rekoltenin de bu yıl 400 bin tonu aşması bekleniyor. Türkiye’nin geçen yıl ürettiği 998 bin ton çeltiğin yaklaşık yüzde 40’ı Edirne’den çıktı.

Ancak ürün hasadı kendiliğinden bol kazanç demek değil. Ürünün yığıldığı hasat haftaları, fiyatın en kolay kırıldığı dönemdir. Bugün asıl soru ‘ne kadar ürettik?’ değil, ‘üretici bu ürünü kaça satacak?’ sorusudur.”

MALİYET 47 LİRAYI AŞTI, FİYAT HÂLÂ BELİRSİZ

Koru, İpsala’da Ağustos başında açıklanan 2026 maliyet raporunda Ziraat Odası, Ticaret Borsası, Çeltik Üreticileri Birliği ve kooperatif temsilcilerinin imzası olan Rapora göre bir dekar çeltiğin 37 bin 815 liraya mal olduğunu belirterek, “Dekarda 800 kiloluk ortalama verimle kilogram maliyeti 47,26 liraya çıkıyor. En büyük kalem 13 bin liralık arazi kirası; onu 4 bin 500 liralık zirai mücadele ile 3 bin liralık hasat gideri izliyor.

Samsun’un Bafra Ovası’nda üretici kuruluşları kilogram maliyetini yaklaşık 46,3 lira olarak hesapladı; bu da rakamın abartı olmadığını gösteriyor. TÜİK’in son açıkladığı verilere göre çiftçinin girdi fiyatları haziranda yıllık yüzde 32,06 arttı. Gübre ve toprak geliştiricilerde bu oran yüzde 50,99 ile en yüksek düzeyde gerçekleşti.

Buna karşın TMO’nun geçen sezonun ürünü için belirlediği ton fiyatı baldo grubunda 40 bin, cammeo’da 38 bin, Osmancık’ta ise 32 bin lirada kaldı. Bölgemizde yaygın yetiştirilen Osmancık için bu fiyat, bu yılın kilogram maliyetinin yaklaşık üçte bir altındadır. Üstelik fiyatlar ancak 23 Ocak 2026’da açıklandı. Edirneli üreticilerin ifadesiyle o tarihte ürünün büyük bölümü çoktan satılmıştı ve geç gelen fiyat piyasaya yön veremedi.”

TMO BU YIL HASATTA SAHADA OLMALI

Koru İlk ve en acil taleplerinin, “TMO’nun 2026 çeltik alım fiyatını hasat sürerken açıklaması ve fiilen alıma çıkmasıdır. Bu fiyat, bölgemizin meslek kuruluşlarının ortaya koyduğu maliyeti karşılamalı ve üreticiye makul bir kazanç bırakmalıdır. TMO’nun kendi açıklamasına göre kurum, çeltik fiyatlarının üreticinin aleyhine seyrettiği dönemlerde yurt içinden alım yapıyor. Rekoltenin arttığı, maliyetin tırmandığı bu yıl tam da böyle bir dönemdir.

Tarım ve Orman Bakanımız İbrahim Yumaklı, TMO’nun bu yıl hububatta 12,1 milyon tonla rekor alım yaptığını açıkladı. Bakanımız ürün bedellerinin 21’inci günden itibaren ödendiğini ve Ofis’e gelen ürünün tamamının alınmaya devam edeceğini de belirtti. Aynı kararlılığı ve aynı ödeme hızını çeltikte de bekliyoruz. Geçen sezon çeltikte ödeme süresi teslimattan itibaren 30 gün olarak belirlenmişti.

İpsala Çeltik Üreticileri Birliği Başkanı Hüseyin Bakan’ın uyarısı ortada: Üretici bu yıl hak ettiği desteği görmezse gelecek sezon daha az tarlaya çeltik ekilecek ve üretim gerileyecek. Küsen üreticiyi yeniden tarlaya döndürmek, bugün onu makul bir fiyatla tarlada tutmaktan çok daha pahalıya mal olur.”

BU SEZON İTHALATA KAPI AÇILMAMALI

İkinci talebimiz, bu yıl özelinde yerli üreticiyi korumak için çeltik ve pirinç ithalatına izin verilmemesidir. Edirne İl Genel Meclisi’nde görüşülen komisyon raporuna göre 1 Ocak ile 17 Temmuz 2026 arasında yalnızca Kapıkule Gar Gümrük Müdürlüğü üzerinden 18 bin 300 tonu aşkın pirinç ve çeltik ithal edildi. Oysa TMO nisan ayında, yurt içi arz yeterli olduğu için kendisinin 2023’ten bu yana pirinç ithal etmediğini açıklamıştı. Arzın yeterli olduğu kabul edilen bir ülkede, üstelik rekoltenin arttığı bir yılda ithal ürünün hasat dönemine yığılması doğrudan üreticinin fiyatını kırar.

Hükümetimizden ve karar alıcılardan üç beklentimiz var. Bu pazarlama yılı boyunca çeltik ve pirinçte gümrük vergisi indirimi ya da indirimli ithalat kontenjanı gibi adımlar atılmamalı. Dahilde işleme rejimiyle yapılan girişlerin iç piyasaya kaymaması sıkı biçimde denetlenmeli. Önce yerli rekolte değerlendirilmelidir.

Devletimiz bu hassasiyeti daha önce de gösterdi. 2023’te bir süre sıfırlanan çeltik ve pirinç gümrük vergileri, hasat yaklaşırken 1 Eylül’de yeniden yükseltildi. Bu yıl da mısırda açılan indirimli kontenjan, yerli üreticiyi korumak için hasat başlamadan 1 Ağustos’ta sona erecek şekilde sınırlandırıldı. Ticaret Bakanlığı heyeti geçtiğimiz günlerde Edirne Ticaret Borsası’nda ayçiçeği ithalat politikalarını istişare etti. Bunu önemsiyor, aynı istişarenin çeltik için de yapılmasını bekliyoruz.

LİSANSLI DEPO BÜYÜRSE ÜRETİCİ GÜÇLENİR

14 Eylül’de İpsala Belediyesi’nin ev sahipliğinde ‘İpsala Pirinci Hasat ve Lisanslı Depo Kapasite Artırımı Değerlendirme Toplantısı’ yapıldı. Toplantıya İpsala Kaymakamı ve Belediye Başkanının yanı sıra Odamız, İpsala Ticaret Borsası ve üreticiler katıldı. Toplantıda gündeme gelen kapasite artışı, bölgemiz için son derece isabetli bir adımdır. Toplantıda da altı çizildiği gibi güçlü bir depolama altyapısı, ürünün daha iyi korunması ve üreticinin pazarda elinin güçlenmesi anlamına geliyor. Lisanslı depo, üreticinin fiyatın dibe vurduğu hasat günlerinde malını elden çıkarmak zorunda kalmamasının güvencesidir.

İpsala Belediyesi bu alanda öncü bir örnek. Belediye Başkanı Mehmet Kerman, depo 2018’de Ticaret Bakanlığı’ndan 29 bin tonluk lisans alarak faaliyete geçtiğinde bunun Türkiye’de bir belediyenin kurduğu ilk lisanslı depo olduğunu ifade etmişti. TMO da geçen sezon çeltik alımlarında anlaşmalı lisanslı depoları alım noktası olarak kullandı. Üretici ürününü bu depolara teslim edip karşılığındaki elektronik ürün senedini (ELÜS) Ofis’e satabildi.

Kapasitesi büyüyen bir İpsala deposu, bu imkânın ovanın ortasında, üreticinin kapısında daha geniş ölçekte kullanılması demektir. Böylece nakliye yükü hafifler ve ürün kalitesi kayıt altında korunur. Bu vizyonu destekliyor, ilgili kurumlardan projeye hızla destek verilmesini bekliyoruz.

İPSALA PİRİNCİ, AVRUPA TESCİLLİ BİR GÜVENCEDİR

Bölgemizin elinde bu mücadelede çok güçlü bir koz var. Odamızın 2012’deki başvurusuyla İpsala Pirinci, 2016’da Türk Patent nezdinde menşe adı olarak tescil edildi. Ardından Avrupa Komisyonu’nun 10 Kasım 2025 tarihli kararıyla AB’de de Korunmuş Menşe Adı (PDO) olarak kayda geçti. Yaklaşık altı yıla yayılan yoğun bir emeğin sonunda gelen bu kayıtla İpsala Pirinci, AB’de tescilli 41. ürünümüz ve Trakya’dan bu listeye giren ilk ürün oldu. Başta Yönetim Kurulu Başkanımız İsmail Şapçı olmak üzere Yönetim Kurulumuza, Meclisimize ve emeği geçen herkese bir kez daha teşekkür ediyorum.

Bu tescil bir unvan değil, bir güvencedir. AB’ye sunulan ürün belgesine göre deniz seviyesindeki toprağıyla, özel bir mikroklima oluşturmaktadır. İpsala Pirinci’ne kendine özgü camsı ve mat bir görünüm kazandırıyor. Aynı toprak, tanede beyaz göbek ve tebeşirimsi kısımları da azaltıyor. Trakya Üniversitesi’nde yapılan laboratuvar analizleri de ürünün kalitesini ve sağlıklı yapısını teyit ediyor. Tescil şartnamesi, işlenen ürünün irsaliye ve faturalarla izlenmesini, sevk edilen partilerden de numune alınarak denetlenmesini öngörüyor. Yani tüketici, nereden geldiği belli ve güvenilir bir ürün alıyor.

Ancak coğrafi işaretin yaşaması, o toprağı işleyen üreticinin ayakta kalmasına bağlıdır. Tescilli bir değerin sahibini maliyetin altındaki fiyata ve kontrolsüz ithalata terk etmek, Avrupa’da tescil ettirdiğimiz markanın geleceğini de riske atmak olur. İpsala Pirinci’nin kalitesinin, güvenilirliğinin ve sürdürülebilirliğinin asıl teminatı, bu topraklarda, bu üreticinin eliyle üretilmeye devam etmesidir.

Keşan Ticaret ve Sanayi Odası olarak çağrımız nettir. TMO, maliyeti karşılayan fiyatını hasat sürerken açıklayarak sahaya inmeli. Bu sezon çeltik ve pirinç ithalatına izin verilmemeli. İpsala’daki lisanslı depo kapasitesi hızla artırılmalıdır. Çeltik bu bölgede yalnızca bir tarım ürünü değil; fabrikasından nakliyecisine, esnafından işçisine Keşan, İpsala ve Enez ekonomisinin can damarıdır. Üreticimizin alın terini korumak, bölgemizin geleceğini korumaktır. Tüm üreticilerimize bereketli ve kazançlı bir sezon diliyorum.” dedi.