Eğitimcilerden şiddete karşı iş bırakma eylemi: "Okulda şiddete hayır!"
Milli Eğitim Müdürlüğü önünde basın açıklaması yapıldı
ERDOĞAN DEMİR
Eğitim camiası, Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde bir meslek lisesinde yaşanan ağır saldırıya karşı Keşan’da tek yürek oldu. Eğitim Sen Keşan Temsilciliği, Eğitim İş Keşan Temsilciliği ve Hürriyetçi Eğitim Sen öncülüğünde bir araya gelen eğitim emekçileri, "Okulda Şiddete Hayır" diyerek iş bıraktı ve kitlesel bir basın açıklaması gerçekleştirdi.
Şanlıurfa Siverek’teki Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde eğitim emekçilerini ve öğrencileri hedef alan saldırı, Keşan’da protesto edildi. Üretimden gelen güçlerini kullanarak iş bırakan öğretmenler, okullarda artan şiddet olaylarına karşı caydırıcı önlemler alınmasını talep etti.
Sen Keşan Temsilciliği'nin çağrısıyla dün saat 13.15’te Keşan Kent Müzesi (Müze Keşan) önünde toplanan eğitimciler, pankartlar ve sloganlar eşliğinde yürüyüşe geçti. Kortej, şiddete karşı kararlılık mesajları vererek Keşan İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü önüne kadar yürüdü.
Korteje siyasiler, öğretmenler ve STK temsilcileri katıldı.
"EĞİTİMDE ŞİDDET GELECEĞİMİZİ KARARTIYOR"
İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü önünde toplanan Eğitim Sen Keşan Şube Başkanı Asalet Koç, Eğitim Keşan Temsilcisi Erol Yazla ve Hürriyetçi Eğitim Sen Başkanı Fatih Köknel’inde hazır bulunduğu kalabalık adına yapılan basın açıklamasında, okulların güvenli alanlar olmaktan çıktığına dikkat çekildi. Siverek’teki saldırının bardağı taşıran son damla olduğu belirtilerek şu ifadelere yer verildi:
"Bugün üretimden gelen gücümüzü kullanarak iş bırakıyoruz. Eğitim emekçilerine ve öğrencilerimize yönelik her türlü saldırıyı nefretle kınıyoruz. Okullarda şiddetin son bulması için yasal düzenlemelerin bir an önce hayata geçirilmesi ve güvenli çalışma ortamlarının sağlanması öncelikli talebimizdir."
MİLLİ EĞİTİM ÖNÜNDE BASIN AÇIKLAMASI
Milli Eğitim Müdürlüğü önündeki eylemde, eğitim sendikaları temsilcileri ortak bir duruş sergiledi.
Saat 14.00’te Eğitim İŞ Keşan Temsilcisi Erol Yazla’nın yaptığı konuşmanın ardından, Eğitim Sen Keşan Şube Başkanı Asalet Koç’un 3 sendika adına ortak basın açıklaması yaptı.
3 sendika adına yapılan ve Koç’un okuduğu basın açıklaması şöyle;
“EĞİTİMDE ŞİDDETE HAYIR!
OKULLAR GÜVENLİ, KAMUSAL VE BİLİMSEL ALANLAR OLMAK ZORUNDADIR!
Bugün Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde bulunan Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde yaşanan ağır saldırı, hepimizi derinden sarsmıştır. Saldırıyı gerçekleştiren kişinin okulun eski öğrencisi olduğu, saldırı sonrası yaşamına son verdiği ve aralarında hayati tehlikesi bulunan eğitim emekçilerinin de olduğu çok sayıda öğrenci ve kamu görevlisinin yaralandığı yetkililer tarafından açıklanmıştır.
Bu olay, tek başına bir “şiddet vakası” olarak değerlendirilemez. Daha kısa süre önce İstanbul Çekmeköy’de görev yaptığı okulda uğradığı saldırı sonucu hayatını kaybeden meslektaşımız Fatma Nur Çelik’in acısı hâlâ tazeyken, benzer bir trajedinin yeniden yaşanması; eğitimde şiddetin ne denli derin ve yapısal bir sorun hâline geldiğini açıkça ortaya koymaktadır.
Okullar; çocukların, gençlerin ve eğitim emekçilerinin güvenli bir biçimde bulunması gereken kamusal alanlardır. Ancak bugün bu alanların giderek güvensizleştiği, koruyucu niteliğini yitirdiği açıktır. Şiddet yalnızca güvenlik zafiyetleriyle açıklanamaz. Şiddet; toplumsal eşitsizliklerin derinleştiği, gençlerin geleceksizlik duygusuyla kuşatıldığı, eğitimin bilimsel ve kamusal temellerden uzaklaştırıldığı koşullarda ortaya çıkmaktadır.
Eğitim politikalarının kamusal niteliğini aşındıran, eğitimi piyasalaştıran, öğretmenlik mesleğini itibarsızlaştıran ve okulları sahipsiz bırakan anlayış; bugün yaşanan tablonun doğrudan sorumlusudur. Denetim ve destek mekanizmalarının zayıflatılması, rehberlik hizmetlerinin yetersiz bırakılması ve önleyici politikaların hayata geçirilmemesi bu süreci daha da ağırlaştırmaktadır.
Saldırganın olay öncesinde sosyal medya üzerinden tehdit içerikli paylaşımlar yaptığı bilinmesine rağmen gerekli önlemlerin alınmamış olması ise açık bir ihmal ve sorumluluk zafiyetidir. Bu durum, risklerin öngörülmesine rağmen harekete geçilmediğini göstermektedir.
Bir kez daha altını çiziyoruz:
Eğitim, bir güvenlik meselesine indirgenemeyecek kadar yaşamsal; piyasa ilişkilerine terk edilemeyecek kadar kamusal bir haktır. Öğrencilerin ve eğitim emekçilerinin can güvenliğini sağlamak kamusal sorumluluğun en temel gereğidir.
Ancak bu sorumluluk yerine getirilmemektedir.
Bugün gelinen noktada yapılması gereken; yalnızca geçici güvenlik önlemleri almak değil, eğitim sistemini bütünlüklü bir anlayışla yeniden ele almaktır.
Bu doğrultuda taleplerimiz açıktır:
Okullarda yeterli sayıda kadrolu güvenlik görevlisi görevlendirilmeli, giriş-çıkışlar denetim altına alınmalıdır.
Rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetleri güçlendirilmeli, her okula yeterli sayıda rehber öğretmen atanmalıdır.
Okullarda revir ve sağlık hizmetleri sağlanmalıdır.
Eğitim kurumlarına yönelik düzenli risk analizleri yapılmalı, tespit edilen eksiklikler derhâl giderilmelidir.
Eğitim emekçilerine yönelik şiddeti önleyici, caydırıcı yasal düzenlemeler hayata geçirilmelidir.
Okulların fiziki ve sosyal koşulları iyileştirilmeli; temizlik, beslenme ve temel ihtiyaçlar kamusal sorumluluk kapsamında karşılanmalıdır.
Kalabalık sınıflar azaltılmalı, yeni okul ve derslik yatırımları artırılmalıdır.
Eğitim sistemi; bilimsel, laik, eşitlikçi ve kamusal temeller üzerine yeniden inşa edilmelidir.
Bu talepler birer ayrıcalık değil, en temel haktır.
Eğitim alanını şiddetten arındırmak; gençleri yalnızlaştıran, umutsuzlaştıran ve okulları eğitim alanı olmaktan uzaklaştıran politikalardan vazgeçilmesini zorunlu kılmaktadır. Aksi hâlde benzer acıların yaşanması kaçınılmaz olacaktır.
Yaşanan bu vahim saldırıda yaralanan eğitim emekçilerine, öğrencilere ve tüm kamu görevlilerine acil şifalar diliyor; ailelerine ve eğitim camiasına geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz.
Eğitim sendikaları olarak; eğitim emekçilerinin ve öğrencilerin güvenliğini sağlayamayan, en temel sorumluluğunu yerine getirmeyen kurumları ve yöneticileri kamuoyu önünde hesap vermeye çağırıyoruz. Eğitimin kamusal niteliğini savunmaya, okulları şiddetin değil yaşamın; bilimsel, laik, eşitlikçi ve özgür bir eğitim ortamının mekânı hâline getirmek için mücadelemizi sürdüreceğiz. Susmayacağız. Alışmayacağız. Eğitimde şiddeti normalleştirmeyeceğiz.”