Şadan Şimşek: “Trakya’nın toprağı, suyu ve geleceği aceleye getirilemez”
ERDOĞAN DEMİR
21. Dönem Edirne Milletvekili Şadan Şimşek, yaptığı yazılı açıklama ile Trakya’nın toprağı, suyu ve geleceğinin aceleye getirilemeyeceğini belirten yazılı bir açıklama yaptı.
Şimşek’in açıklaması şöyle;
“5 Eylül 2026 tarihli ve 33361 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 11738 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile Edirne, Kırklareli, Tekirdağ ve Çanakkale’nin Gelibolu ilçesini kapsayan geniş bir alanda, Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO) tarafından yürütülecek petrol ve doğal gaz arama ve üretim faaliyetleri kapsamında acele kamulaştırma kararı alınması, Trakya açısından son derece önemli bir gelişmedir.
Trakya kamuoyunun bu kararın kapsamı, sonuçları ve bölgeye olası etkileri konusunda açık ve şeffaf biçimde bilgilendirilmesi gerektiğini düşünüyorum.
Trakya yalnızca bir enerji arama sahası değildir.
Trakya; çiftçimizin alın teriyle ürettiği verimli tarım toprakları, hayvancılığın temelini oluşturan meraları, ormanları, su kaynakları ve doğal yaşam alanlarıyla Türkiye’nin en önemli tarımsal üretim merkezlerinden biridir.
Enerji arz güvenliği ülkemiz açısından elbette stratejik öneme sahiptir. Yerli petrol ve doğal gaz kaynaklarının araştırılması ve ekonomiye kazandırılması da önemlidir.
Ancak bunu yaparken tarım arazilerimizi, meralarımızı, ormanlarımızı, su kaynaklarımızı ve insanımızın yaşam alanlarını korumak zorundayız.
Bu nedenle kamuoyunun cevap beklediği çok önemli sorular bulunmaktadır.
KAMUOYU ADINA SORUYORUZ:
Acele kamulaştırma kapsamına alınan alanların tamamı hangi parselleri kapsamaktadır?
Kaç dönüm tarım arazisi, mera ve orman alanı bu süreçten etkilenecektir?
Kamulaştırmadan etkilenecek çiftçilerimize ve arazi sahiplerine yönelik süreç nasıl işletilecektir?
Planlanan sondaj ve üretim faaliyetlerinin tarım arazilerine, yeraltı ve yüzey sularına, meralara ve ormanlara olası etkileri konusunda hangi bilimsel çalışmalar yapılmıştır?
Sondaj ve üretim alanları, ulaşım yolları, boru hatları, enerji nakil hatları ve depolama tesislerinin tarımsal üretime etkisi nasıl değerlendirilecektir?
Bölge halkının, yerel yönetimlerin, meslek odalarının, üretici örgütlerinin ve bilim insanlarının görüşleri sürece nasıl dahil edilecektir?
Bu soruların cevabı yalnızca bugün yaşayan Trakya insanı açısından değil, gelecek nesiller açısından da büyük önem taşımaktadır.
TRAKYA’NIN TOPRAĞI GELECEĞİMİZDİR
Bir tarlayı kaybetmek yalnızca bir taşınmazı kaybetmek değildir.
O toprak; çiftçinin geçim kaynağıdır, ülkenin gıda güvencesidir, üretimin devamlılığıdır.
Bir su kaynağının zarar görmesi yalnızca bugünün değil, yarının da sorunudur.
Bir meranın yok olması yalnızca hayvancılığı değil, Trakya’nın üretim zincirini etkiler.
Bu nedenle enerji yatırımları ile tarımsal üretim arasında bir tercih yapmak zorunda kalmadan, her ikisini de koruyacak bilimsel ve sürdürülebilir bir yaklaşım ortaya koymak zorundayız.
Bizim itirazımız enerjiye, üretime veya ülkemizin enerji bağımsızlığına değildir.
Bizim itirazımız; Trakya’nın geleceğini, toprağını, suyunu ve üretim gücünü riske atabilecek uygulamaların yeterli şeffaflık ve kamuoyu bilgilendirmesi olmadan yürütülmesinedir.
ŞEFFAFLIK, ORTAK AKIL VE KAMU YARARI İSTİYORUZ
Yetkilileri, söz konusu kararın kapsamı ve uygulanma süreci hakkında Trakya kamuoyuna ayrıntılı bilgi vermeye çağırıyorum.
Aynı zamanda; çiftçi kuruluşlarımızı, meslek odalarımızı, sivil toplum kuruluşlarımızı, seçilmişlerimizi ve siyasi partilerimizi, bölgemizin geleceği açısından büyük önem taşıyan bu konuyu birlikte incelemeye, gerekli araştırma ve çalışmaları yapmaya davet ediyorum.
Kamulaştırma kapsamındaki alanların açık şekilde ortaya konulmasını, çevresel ve tarımsal etkilerin bilimsel olarak değerlendirilmesini, bölge halkının ve üreticilerimizin haklarının güvence altına alınmasını istiyorum.
Çünkü Trakya yalnızca bugünün değil, çocuklarımızın ve torunlarımızın da geleceğidir.
Toprağımızı korumak zorundayız.
Suyumuzu korumak zorundayız.
Tarımımızı ve hayvancılığımızı yaşatmak zorundayız.
Çiftçimizin alın terine sahip çıkmak zorundayız.
Enerji ihtiyacımızı karşılarken gıda güvenliğimizi ve doğal varlıklarımızı feda etmemeliyiz.
Buradan açıkça ifade ediyorum:
Trakya’nın toprağı sahipsiz değildir.
Trakya’nın suyu sahipsiz değildir.
Trakya’nın geleceği aceleye getirilemez.
ilimden, hukuktan, kamu yararından ve halkın iradesinden yana bir anlayışla hareket edilmesini bekliyoruz.
Toprağımızı koruyacağız.
Üreticimizi koruyacağız.
Suyumuzu koruyacağız.
Trakya’nın geleceğine sahip çıkacağız.
BÖLGEMİZİN SAKİNİ DEĞİL…SAHİBİ OLALIM…”