Türkiye’de yargı sistemi özelleştirildi

CHP (Cumhuriyet Halk Partisi) Keşan İlçe Başkanlığı tarafından düzenlenen, “Türkiye’de Adalet” konulu panel dün yapıldı.

Türkiye’de yargı sistemi özelleştirildi

CHP (Cumhuriyet Halk Partisi) Keşan İlçe Başkanlığı tarafından düzenlenen, “Türkiye’de Adalet” konulu panel dün yapıldı.

27 Aralık 2012 Perşembe 01:37
Türkiye’de yargı sistemi özelleştirildi
SONAY CAN

Köşk Düğün Salonu’nda gerçekleştirilen ve saat 15.00’te başlayan panelin konuşmacısı, eski Erzincan Savcısı, CHP Parti Meclis Üyesi Denizli Milletvekili
İlhan Cihaner’di.

Panele; CHP Edine Milletvekili Recep Gürkan, CHP Edirne İl Başkanı Teoman Özdöl, CHP Keşan İlçe Başkanı Ufuk Kanışkan, Keşan Belediye Başkanı Mehmet Özcan, Milliyetçi Hareket Partisi Edirne İl Başkanı Tolga Akalın, ÖDP Keşan İlçe Başkanı Hasan Karagöz, Edirne İl Genel Meclisi üyeleri, Keşan Belediye Meclisi üyeleri, CHP İlçe Yönetim Kurulu üyeleri, belde belediye başkanları ile kalabalık bir topluluk katıldı.

Sunuculuğunu Belediye Meclisi Üyesi Serdar Dinçer’in yaptığı panelin açılış konuşmasını CHP İlçe Başkanı Av. Ufuk Kanışkan yaptı.

KANIŞKAN: FAŞİZME KARŞI

BİRLEŞMEYENLER,

FAŞİZMİN ZİNDANLARINDA

BİRARAYA GELİRLER

İlçe yönetimi olarak her ay bu tür toplantıları sürdürme kararı aldıklarını belirterek sözlerine başlayan Kanışkan, hukuk dışı uygulamalara değinerek şöyle dedi: “Bugün ilk olarak, <Türkiye’de Adalet>  konulu söyleşide bir araya geliyoruz. Mesleğim gereği adalet anlayışının, ülkemizde geçirdiği acıklı yolculuğu gözlemleme fırsatı da buluyorum. Ne yazık ki son yıllarda artan hukuksuzluklar, arama ve göz altılardaki keyfi uygulamalar, yasa tanımazlıklar, adı değişen ancak işlevi ve niyeti değişmeyen özel mahkemeler ve uzun gözaltı süreleri ve daha pek çok sayabileceğimiz hukuk dışı uygulamalar var. Faşizm yıllarında yaşamış bir İtalyan meslektaşımız hukuku şöyle anlatmış: <Hiç kimse onu bulandırmadığı sürece hukuk, teneffüs ettiğimiz hava gibi görünmez ve tutulmaz bir biçimde etrafımızı kaplar. Hukuk, ancak kaybettiğimizde anlamını anladığımız, değerini kaybettiğimiz sağlık gibi sezilemez bir şeydir.> Bugün vatandaşların, adalete olan güveni tamamen ortadan kalkmış durumda. Jan Jack Rousseau, <Yasama, yürütme ve yargı iç içe geçmişse, özgürlükler garantide değilse, Anayasa yok demektir. Kuvvet kimdeyse o hakimdir.> demekte. Ne yazık ki haksızlıklar, ancak kendi başımız geldiğinde haksızlık oluyor. Başkasının başına haksızlık geldiğinde, buna demokratik tepkimizi koymuyorsak, bizim başımıza geldiğinde de başkalarının tepki koymasını beklememiz bir hayaldir! Unutmayın, faşizme karşı birleşmeyenler, faşizmin zindanlarında bir araya gelirler!”

CİHANER:

Ufuk Kanışkan’ın konuşmasının ardından, Cihaner’in özgeçmişi okundu. Daha sonra ise mikrofona davet edilen İlhan Cihaner, Keşan’ın cesur kadınları, gençleri ve erkeklerini saygıyla selamladığını belirterek sözlerine başladı.

DENİZCİLİK BAKANLIĞI ÖRNEĞİ

İlk olarak sosyal paylaşım sitelerinde de uzun süre yer alan bir fıkrayı anlatan Cihaner, şöyle dedi: “Uluslararası bir toplantıda çeşitli bakanlar sırayla söz alıyorlarmış. Sıra Avusturya Denizcilik Bakanı’na geldiğinde Türk temsilci, <Avusturya’da deniz yok ki, neden Denizcilik Bakanlığı var?>  diye sormuş. Avusturyalı Bakan da bizim Türk’e, <Sizin ülkenizde de adalet yok ama Adalet Bakanlığı var!> şeklinde cevap vermiş.”

İlhan Cihaner, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Adalet duygusu, sandığımızdan çok daha önemlidir. Toplumu birarada tutan en önemli değerler arasındadır. Toplumu ortak adalete olan inanç anlayışı ayakta tutar. Ama maalesef Türkiye’de şu sırada, yargı, toplumu kutuplaştıran ve bölen bir yaklaşıma sahip.”

BAŞBAKANIN DİNLENMESİ, AKP İLE CEMAAT

ARASINDAKİ KAVGANIN SU YÜZÜNE ÇIKMASIDIR

Sözü, son günlerde kamuoyunu meşgul eden Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın gizlice dinlenmesine getiren Cihaner, şöyle dedi: “Hayat öyle bir öğretmendir ki AKP’nin kafasına vura vura öğretiyor. AKP kendi iktidarının, despotizminin sonuçlarını yaşıyor. Bugüne kadar ülkemizde; yurtseverler, gazeteciler, subaylar, birçok yurttaş, alçakça dinlenildi ve bu dinlemeler belli yerlere servis edildi. Bu yüzden intihar edenler oldu. Danıştay’da da bir dinleme cihazı bulundu. Son iki genelkurmay başkanının en gizli konuşmaları dinlenerek, servis edildi. Yüksek yargı mensuplarının telefonları dinlendi. MHP’nin kurmay kadrosu benzer yöntemlerle dinlendi. Yani bugüne kadar meydana gelen sistemli bir hukuksuzluk, devletin onayı ve hatta katkısı olmadan yapılamaz. Bunca dinleme yapanlar, şimdi bu durum kendi başlarına gelince ortalığı ayağa kaldırıyorlar. Oysa bu, iktidar koalisyonunu oluşturan, cemaat ve AKP arasındaki kavganın iyice su yüzüne çıkmasıdır.”

“TARİHSEL SORUMLULUĞUMUZ VAR”

İlhan Cihaner, daha sonra konuşmasını ara başlıklar halinde şöyle sürdürdü: “Ancak biz bu gidişata seyirci kalamayız. CHP olarak tarihsel sorumluluğumuz var. AKP, Türkiye’yi gerçekten çok kötü noktalara getirdi. Ülkeyi kutuplaştırdı. CHP, devrimciliğiyle, halkçılığıyla bu sürece seyirci kalamaz. Bu ülke bizim ülkemiz. Son iki genelkurmay başkanından biri istifa etti. Diğeri ise terörist olarak yargılanıyor. MİT (Milli İstihbarat Teşkilatı) Başkanı, müsteşarı, önceki müsteşarı ve iki müsteşar yardımcısı KCK Davası’nda terörist olarak suçlanıyor. Kuvvet komutanları, deniz kuvvetleri komutanı, donanma komutanı, aynı şekilde. Dünyanın en fazla <terörist>i Türkiye topraklarında(!) Dünyanın en fazla gazetecisi Türkiye’de tutuklu. 8 milletvekili şu anda cezaevinde. Bu olaylara karşı birlik olmalıyız.”

“TÜRKİYE’DE YARGI, ÇOK PARLAK DEĞİL”

“Türkiye’de yargı sistemi, geçmişinde de maalesef çok parlak bir pratiğe sahip değil. Ama AKP ile farklı bir şey oldu. Yargı sistemi, Anayasa değişikliğiyle özelleştirildi. Bu sayede HSYK (Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu)’nın yapısı değişti. Yüksek hakimlerin özlük haklarını düzenleyen HSYK’ya seçimle üye alınması gündeme geldi. Adalet Bakanlığı bu süreci düzenledi. Yeni HSYK oluşunca bunlardan Yargıtay ve Danıştay’a üyeler verilmeye başlandı. Ardından blok oylarla, yürütmeyi durdurma kararları verilemez oldu. Bölge idare mahkemeleri ve Danıştay bundan etkilendi. Burada sadece HSYK’nın oluşumu tamamlanmakla kalmadı, aynı zamanda Hükümet’in özelleştirme politikalarının geleceği de belirlendi. Ardından meslek gruplarının açtığı davalar red kararlarıyla sonuçlanmaya başladı. Devlete karşı açılan davalarda, kazanma şansı neredeyse yok.”

AKP DAVALARI…

“Yargının, AKP tarafından oluşturulmak istendiği, toplumu harekete geçirmek için çok fazla araçsal olarak kullanıldığı bir süreci yaşadık. Bunların en önemlileri AKP Davaları olarak adlandıracağımız davalardır. Bu davalarda toplumun değişik kesimleri, kendi hassasiyetlerine göre çeşitli kamplara ayrılarak davaları izlediler. Diğer davalarla ilgilenmediler. Ergenokon’da Türkiye’nin geçmişiyle hesaplaştığı, geçmişindeki karanlık olaylarla mücadele ettiği zannedildi ama bu davada sanıklar seslerini çok fazla duyuramadı. Ergenekonu da belli bir kesim sahiplendi, diğerleri ilgilenmedi. Daha sonra KCK Davası geldi. Burada da PKK’ya mesafeli olanlar, bu davaya duyarsız oldular. Ardından Balyoz Davası geldi. Balyoz’un askeriyeye yönelik bir dava olduğu vurgulandı. Bu davada bir kişi sahiplenildi. Daha sonra sırasıyla Oda TV ve Devrimci Karargah Soruşturması geldi. Aynı taktik uygulandı. Bütün bu davalar hukuksuzluklarla dolu. Biz bu tuzaklardan kurtulmalıyız. Hukuksuzluk, kime karşı yapılırsa yapılsın, biz onun yanında yer almalıyız ki adaleti sağlayalım!”

ÖZEL YETKİLİ MAHKEMELER, AİHM VE DİĞERLERİ…

“Özel Yetkili Mahkemeler, ceza yargılamasının olmazsa olmazlarındandır. Bunların kaldırıldığı söylense bile halen yürürlüktedir. Bunlar, Terörle Mücadele Mahkemeleri adı altında yenilendi. Terör suçu olmayan birçok suç da bu mahkemelerin kapsamına girdi. Bir başka kritik nokta da AKP’nin Türk Hukuk Sistemi’ni AİHM sisteminin dışına çıkarmasıdır. Türkiye’de insan hakları ihlallerinde Türk vatandaşları AİHM’e başvurur. Ancak AKP bunu önlemek için Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru hakkı tanıdı. AİHM’e gitmeden önce bir iç hukuk yolu olarak mutlaka Anayasa Mahkemesi’ne başvuru yapma zorunluluğu doğdu. Bu da Anayasa mahkemesi’nin mevcut yapısı bakımından en az 2 yıllık bir süreci beraberinde getirecek. Bir de bireysel başvuru için bir komisyon kuruluyor. Bu komisyonda, sizin hakkınızı ihlal eden kuruluşların temsilcileri bulunuyor. Üstelik de, Anayasa Mahkemesi’ne bireysel olarak başvurabilmek için 150 bin lira gibi bir para ödenmesi gerekiyor.”

“MİT KRİZİ DE ADALET SİSTEMİYLE NASIL

OYNANDIĞININ AÇIK GÖSTERGESİDİR”

“Son olarak MİT krizi gündeme getirildi. Bu durum adalet sistemiyle nasıl oynandığının net göstergesidir. İstanbul’daki özel yetkili savcılar, MİT müsteşarı ve iki yardımcısı KCK Davası’nda ifade vermek üzere mahkemeye davet edildi. Birden bire bir kriz çıktı ve sonra ilginç bir şey oldu. Başbakan, bir gecede yasa çıkardı. Kendi görevlendirdiği kişilerin yargılanmasının, kendi izniyle olacağını öngören bir yasayla MİT mensuplarını, savcıların elinden kurtarmış oldu.”

SORU - CEVAP BÖLÜMÜ

İlhan Cihaner, konuşmasının son bölümünde izleyicilerin sorularını yanıtladı.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın CHP’den söz ederken <Ce-Ha-Pe> şeklinde bir üslup kullandığı vurgulanarak fikrinin sorulması üzerine Cihaner, “Bizim partimizin adı Cumhuriyet Halk Partisi’dir ve kısaltması da <Ce-He-Pe>’dir.  Onlar da bizden AK Parti dememizi istiyorlar. Geçmişi karanlık bir partiye nasıl bunu deriz?” dedi ve Türkçede sessiz harflerin okunuşunda, yanına “E” harfinin geldiğini vurguladı.

Bir başka soruda, hukuk davalarındaki yargılanma sürecinde, belli bir miktar para yatırılması konusu eleştirildi. Cihaner, AKP Hükümeti’nin adaleti özelleştirdiğini dile getirerek, parası olmayanın hak ve adalet aramasının engellendiğini söyledi.

CHP Denizli Milletvekili İlhan Cihaner, mevcut hukuksuzluklar gözönündeyken, CHP iktidara geldiğinde bu hakim ve savcılarla adaletin nasıl sağlanacağı şeklinde bir soru üzerine de, “Bu kadar karamsar olmayın, Türkiye’de adil hakim ve savcıların sayısı sanıldığı kadar az değil. Ayrıca, hukukdışı uygulamada bulunanlara, yasal çerçevede gerekli yaptırımlar uygulanacaktır.” dedi.

TV dizilerinin içeriğini bile değiştirecek kadar “sığ ve despotik” bir anlayışla karşı karşıya olunduğunu söyleyen Cihaner, bu anlayışın sona erdirilmesi için herkesin üzerine görev düştüğünü kaydetti.

Sorular üzerine ODTÜ olayları ve benzer gösterilerde güvenlik güçlerinin şiddet kullanmasını da eleştiren İlhan Cihaner, Başbakan’ın ODTÜ’ye binlerce polisle gitmesinin altında korku yattığını savundu ve “İktidar korkuyor, Başbakan korkuyor. Korkan adamdan tehlike gelir. Ama biz cesur olamk zorundayız.” şeklinde konuştu.

İnanç özgürlüğüyle ilgili bir soruyu da yanıtlayan Cihaner, “Biz yıllardır Türkiye’de boşuna <Türkiye laiktir, laik kalacak.> diye bağırdık. Laiklik konusunda ezberimizi bozmak zorundayız. Hem CHP’liler, hem kendini solcu sınıfına sokan diğerleri, bu ezberi bozmak zorundayız. Özgürlükçü bir yaklaşımı ele almalıyız. Din ve vicdan özgürlüğünden yana tavır koymalıyız . Diyanet İşleri Başkanlığı’nın olduğu bir ülkede laiklik yoktur!” dedi.

PLAKET VERİLDİ

Soruların cevaplandırılmasının ardından Kanışkan tarafından Cihaner’e plaket verilmesiyle panel sona erdi.
   
Sonay CAN

 

Son Güncelleme: 27.12.2012 02:01
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol