Çiftçi-Sen 17 Nisan Dünya Çiftçilerinin Mücadele Günü’nü kutladı

Çiftçiler Sendikası (ÇİFTÇİ-SEN) Genel Başkanı Ali Bülent Erdem ve  Genel Sekreter A. Berin Ertürk, 17 Nisan Dünya Çiftçilerinin Mücadele Günü nedeniyle basın açıklaması yaptı.

Çiftçi-Sen 17 Nisan Dünya Çiftçilerinin Mücadele Günü’nü kutladı

Çiftçiler Sendikası (ÇİFTÇİ-SEN) Genel Başkanı Ali Bülent Erdem ve  Genel Sekreter A. Berin Ertürk, 17 Nisan Dünya Çiftçilerinin Mücadele Günü nedeniyle basın açıklaması yaptı.

Medya Keşan
Medya Keşan
17 Nisan 2020 Cuma 11:13
269 Okunma
Çiftçi-Sen 17 Nisan Dünya Çiftçilerinin Mücadele Günü’nü kutladı

AYGÜL KONAR

ÇİFTÇİ-SEN Genel Başkanı Erdem yaptığı açıklamada, “Dünya Çiftçilerinin Mücadele Günü olan 17 Nisan’ı tüm dünyayı etkileyen koronavirüslü, karantinalı günlerde karşılıyoruz” dedi.

“GIDA EGEMENLİĞİ İNŞAYA YÖNELMESİ İNSANLIK İÇİN DAHA DA ACİLİYET KAZANDI”

Kısa bir sürede tüm dünyayı saran koronavirüsün gösterdiği doğanın tahrip edilmesi, ekolojik sistemin bozulması ve endüstriyel tarımın yıkıcı etkisiyle yeni salgınların da habercisi olduğunu dile getiren Erdem, “Şirketlerin gıda sisteminin salgınların ortaya çıkmasında önemli bir rolünün olduğu gibi, ürettikleri besin değeri düşük, sağlıksız gıdalarının da insanların bağışıklık sistemlerini zayıflattığı, hastalıklar karşısında güçsüz kıldığı görüldü. Yerelde üreten, çeşitliliğe dayanan, ekolojik tarımsal üretim temelli bir sisteme yönelmek artık bir zorunluluktur. Ne acıdır ki salgın nedeniyle tüm dünyada gıda problemi ortaya çıkınca sermaye tarafından toprakları gasp edilen, toprağa erişim hakları elinden alınan, mülksüzleştirilen küçük çiftçi ve köylülerin insanlığı beslemedeki önemli rolü dünyanın her yerinde yeni görülmeye başlandı. Her ülkenin tarımsal reformlar yapması, ekolojik köylü tarımını yaygınlaştırarak şirketlerin kontrolündeki bir gıda sistemi yerine gıda egemenliğini inşaya yönelmesi insanlık için daha da aciliyet kazandı” diye konuştu.

Çiftçiler Sendikası’nın da bileşeni olduğu La Via Campasina, kurulduğu günden bu yana şirketlerin gıda sistemine karşı mücadele verdiği, çiftçilerin ve kırsalda çalışan diğer insanların haklarını savunduğunu ifade eden Erdem, devamında şunları söyledi: “1996 yılının 17 Nisan’ında  Brezilya’da Topraksız Kır İşçileri- MST’li çiftçiler toprağa erişmek için verdikleri meşru mücadele sırasında şirket ve devletin güvenlik güçleri tarafından saldırıya uğramış ve 19 MST üyesi acımasızca katledilmiştir. Çiftçilerin küresel örgütü La Via Campesina (Çiftçi Yolu) 17 Nisan’ları katledilen çiftçileri anmak ve şirketlerin gıda sistemine karşı mücadelenin yükseldiği bir gün haline getirmek için 17 Nisan’ı ‘Çiftçi Mücadele Günü’ olarak belirlemiştir. O tarihten bu yana her 17 Nisan’lar Uluslararası Çiftçi Mücadele Günü olarak ortak gündemli değişik eylem ve etkinliklerle anılmaktadır. Bu yıl 17 Nisan Haftası’nın konusunu  Covid 19’un etkisiyle daha görünür olan ve derinleşen politik, sosyal, ekonomik ve sağlık krizini, kapitalizmin yıkıcı sonuçlarını teşhir etmek ve Birleşmiş Milletler’in 2018’de kabul ettiği  ‘Köylülerin ve Kırsalda Çalışan diğer İnsanların Hakları Deklarasyonu’nu tüm devletlerin kabul etmesi ve güvence altına alması olarak belirlemiştir. Salgın karşısında sağlık ve ekonomik yönden korumasız bırakılanlar kırsalda yaşayanlar, çiftçiler, mevsimlik tarım işçileri ve kentli emekçi sınıflardır. Salgının derinleştirdiği ekonomik kriz karşısında teşvikler sadece sermayeye ve şirketlere yönelik olmakta, toplumun çoğunluğu için ise acil önlemler yetersiz kalmaktadır”

“YEREL EKONOMİYİ GÜÇLENDİRELİM”

Kır ve kent arasında dayanışma ve sınıf ittifakları kurmaktan ve güçlendirmekten başka çare olmadığını vurgulayan Erdem, “Taleplerimiz için sesimizi ortaklaştırırken, içinde bulunduğumuz zor koşullarda yaşayabilmek ve ayakta kalabilmek için birbirimize daha çok bağlanmak ve dayanışma içinde olmak zorundayız. Yaşadığımız koşulları bile fırsata çevirip daha çok kazanma hırsı içinde olan tarım şirketlerinin, ilaç şirketlerinin ve benzer küresel şirketlerin gerçek yüzlerini ortaya çıkarmalıyız. Şirketlerin gıdayı tamamen kontrol etme isteklerine evlerimizde, çiftliklerimizde yaratıcı pratikler ortaya koyabilir, pencerelerimizi, bahçelerimizi, tarlalarımızı eylem alanına dönüştürebiliriz. Dayanışmayı örerek, komşularımızla ve dostlarımızla nasıl paylaşacağımızı, toplumun en kırılgan kesimlerine nasıl yardım edebileceğimizi planlayabiliriz. Son olarak diyoruz ki: Marketlerden değil, yerel köylü kooperatiflerinden, yerel üretici topluluklarından tüketelim. Küçük ölçekli, yerel tohumlarla, yerel çeşitleri üreten çiftçi ve köylülerin ürünlerini tüketiciye ulaştıran mekanizmalar oluşturulmalı, tüketici olarak ta tercihimiz bu ürünlerden yana olmalıdır. Komşumuzun dükkanından alışveriş yapalım. Yerel ekonomiyi güçlendirelim. İnsani değerleri yükseltelim.

Evde Kalalım, Sessiz Kalmayalım! Toprak, Onur, Yaşam!” şeklinde konuştu.

Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol