GÜNDEM

Türkiye’de sağ, Bulgaristan’da ölü

Roumen Ognanov’un (Türkiye'deki adıyla Mustafa Ateş) başından geçenler, adeta akıllara durgunluk veren bir film senaryosunu aratmıyor.

Abone Ol

Türkiye’de sağ, Bulgaristan’da ölü: Roumen Ognanov’un inanılmaz hukuk ve hayat mücadelesi!

1989 yılında Bulgaristan’dan Türkiye’ye uzanan zorunlu göç dalgasıyla gelen ve yıllardır Trakya’da yaşam mücadelesi veren Roumen Ognanov’un (Türkiye'deki adıyla Mustafa Ateş) başından geçenler, adeta akıllara durgunluk veren bir film senaryosunu aratmıyor. Edirne Valiliği tarafından kendisine verilen resmi "Süresiz İkamet Belgesi" ile Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde "sağ ve sağlıklı" olarak hayatını sürdüren Ognanov, doğduğu topraklarda resmi kayıtlara çoktan "ölü" olarak geçirildiğini öğrendi. Miras ve mal varlığı uğruna öz ablası tarafından kurulan bu inanılmaz tuzağı ve hukuk mücadelesini, Gazetemiz Yazı İşleri Müdürü Erdoğan Demir’e anlatan Ognanov, yetkililerden acil yardım bekliyor.

"MİRAS UĞRUNA ÖLÜM BELGESİ (İSMARTEN AKT) UYDURDULAR"

Başından geçen akılalmaz olayları büyük bir üzüntü ve şaşkınlıkla paylaşan Mustafa Ateş (Roumen Ognanov), Bulgaristan’daki tüm mal varlığının elinden alınması için öz ablası tarafından organize bir oyun kurulduğunu iddia etti. Yıllarca emek vererek kazandığı evlerin arkasından satıldığını belirten Ognanov, yaşadığı şoku şu sözlerle dile getirdi:

"Her şey ablamın Bulgaristan’a gitmesiyle başladı. Benim oradaki evlerimi satmaya karar veriyor. Tabii resmi satış işlemleri için muhtarın onay vermesi gerekiyor. Muhtar haklı olarak, 'Bu evlerin asıl sahibi nerede, satılması için bunun ölüm kağıdı nerede?' diye soruyor. Ablam da o esnada muhtarı kandırmak için 'O öldü, ben sana ölüm belgesini (İsmarten Akt) sonra getireceğim' diyor. Muhtarı bu yalana inandırıp evlerimi satıyorlar. Ben o evlerden, o satışlardan tek bir kuruş bile, hakkım olan hiçbir şeyi almadım. Bir gün şüphelenip Bulgaristan’daki muhtarı bizzat aradığımda dünyam başıma yıkıldı. Muhtar bana şaşkınlıkla, 'Sen yaşıyor musun? Ablan bana senin öldüğünü söyledi' dedi. Ben de 'E yaşıyorum be abi, buradayım' dedim. İşte benim trajedim orada başladı: Ben resmi olarak Türkiye'de sağım ama Bulgaristan'da ölü gözüküyorum!"

"NÜFUS KAĞIDI ÇIKMASIN DİYE EVRAKLARIMI SOBADA YAKTI"

1989 göçüyle Türkiye’ye ayak bastıktan sonra Trakya genelinde mekik dokuduğunu, ilk olarak Çerkezköy’e yerleşerek Pehlivanoğlu Kağıt Fabrikası'nda uzun yıllar çalıştığını anlatan Ateş, geçirdiği bir iş kazası sonrası yaşadığı korku nedeniyle Çorlu Eski Havuzlar bölgesine taşındığını belirtti. Türkiye Cumhuriyeti kimlik kartı (nüfus kağıdı) çıkaramamasının arkasında da yine ablasının olduğunu iddia eden acılı vatandaş, evraklarının kasıtlı olarak imha edildiğini söyledi:

"Türkiye'de tam düzen kurup nüfus kağıdı çıkaracaktım ki evraklarımın içinden çalındığını fark ettim. Ablam Nüfus kağıdım çıkmasın, hakkımı arayamayayım diye belgelerimi alıp sobaya atmış, yakmış. Bunu yapan öz ablam. Vazgeçmedim, bir daha evrak topladım. O dönem Çorlu Türkgücü’nde (Paşalanı) oturuyorduk. İkinci kez topladığım o belgeler de yine evden esrarengiz bir şekilde yok oldu. İki sefer kağıtlarım kaybolunca elim kolum bağlandı, her şey bitti. Eğer o evraklar yakılmasaydı, bugün hem ay-yıldızlı Türk nüfus kağıdım olacaktı hem de Bulgaristan'daki haklarımı kaybetmeyecektim. Şu an elimde sadece Edirne Valiliği’nin, yani devletimizin bana sahip çıkarak verdiği süresiz ikamet belgesi var. Orada adım Roumen Ognanov olarak geçiyor ama Bulgaristan sisteminde ismim mezarda görünüyor."

"CAN GÜVENLİĞİM YOK, O TOPLUMDA YERİ OLMAYAN BİR CANAVAR!"

Ablasıyla geçmişte yaşadıkları para tartışmalarına ve ablasının geçmişindeki karanlık olaylara değinen Mustafa Ateş, can güvenliğinden ciddi endişe duyduğunu ve artık aynı çatı altında kalmak istemediğini vurguladı:

"ABLAM YÜZÜNDEN EVLENEMEDİM:"

"Ben ablamın yüzünden, onun bitmek bilmeyen maddi hırsları yüzünden bu yaşıma kadar evlenemedim. Bakınız şu an 63 yaşındayım. Çevremdeki herkes, onun çocukları bile çoluk çocuk sahibi oldu, soylarını uzattı. Bana bir gün dönüp de 'Ya kardeş sen neden evlenmiyorsun, senin de bir yuvan olsun' demediler. Benim maaşıma bile göz dikti, 'Senin maaşını çocuklarıma mı yedireceksin?' diye kavga çıkardı."

"Ben artık onun yanına gitmek istemiyorum, çünkü korkuyorum. İnsan değil o, adeta bir canavar!

Jandarma Koruması Talebi: "Devletimden tek bir şey istiyorum; jandarma bana eşlik etsin. Gidip o evden şahsi eşyalarımı, üstümü başımı, giysilerimi güvenle alayım. Başka bir şey istemiyorum."

"KONSOLOSLUK KAPILARINDA PARAMIZLA REZİL OLDUK"

Hukuki durumunu düzeltmek ve Bulgaristan makamlarına "yaşadığını kanıtlamak" için defalarca konsolosluğa başvurduğunu ancak her seferinde kapıdan çevrildiğini belirten Ognanov, bürokratik engelleri ve kaybettiği paraları şu sözlerle aktardı:

"Ben pasaportumu uzatmak, hiç değilse Bulgaristan’a gidip bu durumu çözmek için geçici pasaport (pasavan) almaya gittim. Konsolosluğa 2005'te gittim vermediler, 2010'da gittim vermediler, 2015'te yine alamadım. Üstelik her seferinde harç yatırdım. İlkinde 1300 lira yatırdım, vermediler ve paramı da geri iade etmediler. Üç sefer ayrı ayrı para yatırdım, toplamda 3900 liram yandı gitti. Hem mağdurum hem paramızla rezil oluyoruz. Eğer pasavan verilse, gidip orada mahkemeye çıkıp yaşadığımı kanıtlayacağım."

"HEM AKCİĞER HEM KARACİĞER HASTASIYIM, DEVLETİM BANA SAHİP ÇIKSIN"

63 yaşında tek başına, kimliksiz ve güvencesiz kalan Mustafa Ateş, son zamanlarda çok ciddi sağlık sorunlarıyla da mücadele ettiğini belirterek yetkililere seslendi:

"Şu an hem akciğerimde hem karaciğerimde ciddi enfeksiyon var, ciğer hastasıyım. Bu halimle çalışamıyorum, doktorlar kesinlikle yasakladı, 5 kilodan fazla bir yükü bile kaldıramıyorum. Ne bir gelirim var ne de arkamda duran bir ailem... Sadece ve sadece devletimden bana sahip çıkmasını istiyorum. Bana bir el uzatsınlar, konsolosluk işlemlerimi çözmeme yardım etsinler."

"ÖLSEM DE BU VATANIN HAKKINI ÖDEYEMEM"

Yaşadığı tüm bu ağır aile dramına, uğradığı haksızlıklara ve hastalıklara rağmen Türkiye Cumhuriyeti’ne olan bağlılığını ve sevgisini gözyaşlarıyla anlatan Mustafa Ateş, açıklamasını tüm Türkiye'ye ders olacak nitelikteki şu duygusal sözlerle noktaladı:

"Bulgaristan’a gitmeyi sadece yaşadığımı kanıtlamak ve haklarımı almak için istiyorum. Oraya gitsem de işimi bitirip gene buraya, Türkiye'me döneceğim. Ben bu vatanı çok seviyorum. Ben bu toprağı çiğnemişim, bu toprakta büyümüşüm, suyunu içmişim, ekmeğini yemişim. Ben ölsem de bu vatanın, bu devletin hakkını asla ödeyemem. Ancak canımla, kanımla öderim. Türkiye Cumhuriyeti’ni çok seviyorum ve son nefesime kadar da seveceğim. Devletim, milletim sağ olsun. Adalet yerini bulsun."