ERDOĞAN DEMİR

lçe Başkanı Çakır, Millî Eğitim Bakanlığı (MEB), Diyanet İşleri Başkanlığı ve Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından uygulamaya konulan “Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum (ÇEDES)” projesi, toplumu bölmeyi hedefleyen bir projesi olduğunu belirterek, “Projenin adında yer alan ‘çevre’ hangi çevredir, ‘değer’ hangi değerlerdir.” sorularını yöneltti. Okul yöneticilerine ve eğitim emekçilerine seslenen Çakır, “Başöğretmenimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün fotoğrafına bakın ve bu protokolü reddedin. Eğitim emekçilerine sesleniyorum. Kıymetli meslektaşlarım; öğrencilerimiz bizlere başöğretmenimizin emanetidir. Onları, laiklik karşıtı uygulamalara mahkum etmeyiniz! Hiç kimsenin sizin dersinizi bölme, gasp etme, sizin dersinizden öğrenci çıkarma hakkı yoktur.” dedi.

İlçe Başkanı Çakır, devletin laik niteliğini yok sayan bu tür tehlikeli uygulamalardan bir an önce vazgeçilmesi gerektiğini dile getirdi.

“ÇEDES, YETKİ VE HİYERARŞİK KARMAŞAYA NEDEN OLACAKTIR”

Halk Eğitim Merkezi yıl sonu etkinlikleri ve sergisine büyük ilgi Halk Eğitim Merkezi yıl sonu etkinlikleri ve sergisine büyük ilgi

Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum (ÇEDES) projesi ile ilgili olarak açıklamada bulunan Çakır, sözlerine şöyle başladı: “Projenin adında yer alan ‘çevre’ hangi çevredir, ‘değer’ hangi değerlerdir.”Bunun açık ve net biçimde ortaya konulması gerekir. Fakat bu yapılmamıştır.

Ayrıca bu proje içinde din görevlilerinin “manevi danışmanlık” yapacağı belirtilmektedir. Türk Milli Eğitim Sistemi içinde ‘manevi danışmanlık” adında bir uygulama yoktur.’

Bu uygulamadan anlaşıldığı kadar bu çevre ve değerler, tamamen dini özellikler içermektedir.

Oysa konu din eğitimi ise Millî Eğitim Bakanlığının buna ihtiyacı yoktur. Çünkü okulda din öğretmeni bulunmakta, zorunlu ve zorunlu seçmeli olmalı üzere çok sayıda dersi öğrenci seçebilmektedir. Bu proje bu haliyle Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmenlerini, okullarımızda rehberlik hizmeti vermekte olan rehber öğretmenleri değersizleştiren bir niteliğe sahiptir. ÇEDES projesi ile eğitim alanına; uzmanlığı ve eğitimi farklı branşlar ve görevlilerin müdahale edilmesi sağlanarak yetki ve hiyerarşik karmaşaya neden olunacaktır. Eğitim bilimcileri, küçük yaştaki çocukların pedagojik eğitim almayan din görevlilerinden destek almasının telafisi mümkün olmayan sonuçlar doğuracağını ifade etmektedir.”

“ALANINDA UZMAN EĞİTİMCİLER VARKEN KAMU KAYNAKLARI İSRAF EDİLMEKTEDİR”

1 milyona yaklaşan öğretmenin atamadığını hatırlatan ve çocukların eğitim dışı kurumların dernek ve vakıf maskesi tarikatların kucağına atılmak istendiğini kaydeden İlçe Başkanı Çakır, “Bugün çocuklarımız okullarda kantinden bir tost, bir ayran dahi alamazken; kalabalık sınıflara mahkûm edilmişken, mesleki eğitim adı altında sermayeye çocuk işçi olarak servis edilirken, ailesi zengin öğrenci ile yoksul öğrenci arasındaki uçurum daha da büyümüşken, eğitim emekçileri açlık sınırında ücretlere mecbur bırakılmışken, 1 milyona yaklaşan atanmayan öğretmen varken, şimdi bir de çocuklarımız eğitim dışı kurumların kucağına itilmeye çalışılmaktadır. Onca skandala rağmen dernek ve vakıf maskesi takmış tarikatlar, MEB protokolleri aracılığıyla eğitimde cirit atmaya devam etmektedir. Eğitimdeki bu akıl ve bilimden uzak hamleler 28 Mayıs seçimleri biter bitmez hızlandırılmış, İzmir ve Eskişehir başta olmak üzere birçok ilimizde devlet okullarına pedagoji eğitimi almamış din görevlisi gönderilmesi bunun en somut örneği olmuştur. Seçimden hemen sonra İstanbul’da TÜGVA’ya 238 okulun tahsis edilmesi, ‘ÇEDES’ kapsamında yapılan protokolle okullara ‘manevi danışman’ adı altında imam, müezzin, vaiz, din hizmetleri uzmanı ve kuran kursu öğreticisi atanması eğitimde çok başlılığın artacağının da açık sinyallerini vermiştir. Alanında uzman eğitimciler varken, rehber öğretmenler varken konuyla hiç ilgisi olmayan kişileri ve yapıları eğitim sistemimize sokmak kamu kaynaklarını israf etmektir.” ifadelerini kullandı.

“ÇOCUKLARIN GELECEĞİ İÇİN BU PROTOKOLÜ REDDEDİN!”

İlçe Başkanı Çakır, tüm yurttaşlara çağrıda bulunarak açıklamasına şöyle devam etti: “Tüm yurttaşlarımıza sesleniyorum, gelin bu protokolü birlikte reddedelim! Eğitime, geleceğimiz olan çocuklarımıza sahip çıkalım! Çünkü ÇEDES protokolü hukuksuzdur. Anayasamıza, yasalara ve yönetmeliklere açıkça aykırıdır. Laik ve bilimsel eğitimle taban tabana zıttır. Çünkü ÇEDES protokolü tehlikelidir. Eğitim biliminden, pedagojiden bihaber, çocuklarımıza nasıl yaklaşılacağını bilmeyen yetişkinleri okullara sokmak travmatik etkileri de beraberinde getirecektir. ÇEDES protokolü öğretmenlerin, eğitim emekçilerinin mesleki itibarına hakarettir. Eğitim-öğretim eğitimcilerin işidir. Okul yöneticilerine sesleniyorum. Okullardaki eğitim faaliyetinin yasal çerçevede yürütülmesi sizlerin sorumluluk alanınızdır. Koltuğunuza değil, onun arkasında asılı olan, bu toprakları bize vatan yapan, bize özgür ve onurlu bir biçimde yaşamayı öğreten başöğretmenimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün fotoğrafına bakın ve bu protokolü reddedin. Eğitim emekçilerine sesleniyorum. Kıymetli meslektaşlarım; öğrencilerimiz bizlere başöğretmenimizin emanetidir. Onları, laiklik karşıtı uygulamalara mahkum etmeyiniz! Hiç kimsenin sizin dersinizi bölme, gasp etme, sizin dersinizden öğrenci çıkarma hakkı yoktur. Bu tür girişimleri her şeyden önce öğrencileriniz, sonra mesleki itibarınız için reddediniz! Velilerimize sesleniyorum. Evlatlarını kayıtsız şartsız bana ve meslektaşlarıma emanet eden kıymetli anne babalar! Çocuklarınızın eğitim adı altında manen ve fiziken güvencede hissetmeyecekleri hiçbir uygulamayı kabul etmek zorunda değilsiniz. Onların geleceği için bu protokolü reddedin!

“BU BAKANIN ARTIK O KOLTUKTA OTURMAMASI GEREKLİDİR”

Çocuklar için endişelerinin bir kat daha artığını dile getiren Çakır, “Daha önce de yüzlerce okulumuzu AKP yanlısı laiklik karşıtı vakıfların kullanımına açtığı hafızalarda tazeliğini koruyan Millî Eğitim Bakanlığı, yazık ki artık ülkemiz için ciddi bir beka sorunu haline gelmiştir. Bunun en açık örneğini geçtiğimiz günlerde yüce meclisimizde yaptığı talihsiz konuşmayla Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin vermiştir. Her şeye rağmen bu laiklik karşıtı bu oluşumlarla protokol imzalamaya devam edeceğini söyleyerek çocuklarımız için duyduğumuz endişeyi bir kat daha artırmıştır. Bu bakanın artık o koltukta oturmaması gereklidir. Ya istifa etmeli ya da derhal görevden alınmalıdır.”

“BU YANLIŞ VE TEHLİKELİ UYGULAMADAN VAZGEÇİLMELİDİR”
Bu yanlış ve tehlikeli uygulamadan vazgeçilmesi gerektiğini hatırlatan CHP Keşan İlçe Başkanı Anıl Çakır, açıklamasını şöyle sonlandırdı: “AKP iktidarının; ‘Hayatta en hakiki mürşit ilimdir, fendir.’ gerçeğini yadsıyan, devletimizin laik niteliğini yok sayan bu tür uygulamaları Anayasamızın 2. ve 24. maddelerine olduğu gibi, 1739 Sayılı Milli Eğitim Temel Kanununa ve 430 Sayılı Öğretim Birliği Yasasına (Tevhidi Tedrisat) aykırıdır. Bir an önce bu yanlış ve tehlikeli uygulamadan vazgeçilmelidir.”

Editör: BÜLENT SAYLAM