ERDOĞAN DEMİR
SOL Parti Keşan İlçe Başkanı Ali Erol Durmaz, “Laikliği birlikte savunuyoruz” bildirisini yayımlayıp imzaya açan 168 aydın, yazar ve sanatçıyı sonuna kadar desteklediklerini belirten yazılı bir açıklama yayınladı.
Açıklama şöyle;
“Bu bildiriye karşı çıkan lider ve yetkililerin Anayasa’nın 2 ci ve 24 cü maddelerini bir kez daha okumalarını öneriyoruz. Hele hele MHP lideri Bahçeli’nin laiklik ile ilgili bildiriye tepki gösterirken; “Allah’a iman etmek gericilikse bizde bal gibi, buz gibi gericiyiz.” İfadesi tam bir demagoji ve çarpıtmadır. Laikliğin; din, iman, ramazan, kitap karşıtlığı ile hiçbir ilgisinin olmadığını, aksine bunların güvencesi olduğunu Sayın Bahçeli de çok iyi biliyor. Bizler bir kez daha hatırlatalım; Laiklik Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyetin temel taşıdır ve en önemli ilkesidir.
Laiklik; Devlet yönetiminin, kamusal alan ve hizmetlerin dini kurallarla değil, akılla, bilimle ve mantıkla düzenlenmesi demektir. Yaratılmaya çalışılan algının aksine laiklik, yurttaşın din ve vicdan özgürlüğüne engel olmaz; kendi menfaatleri için kutsalları siyasete alet eden zihniyete engel olur. Laiklik anayasal hak ve özgürlüklerin hiçbirine zarar vermediği gibi, laik cumhuriyet modeli, halkın canının ve malının din istismarıyla tepedekiler tarafından sömürülmesini engelleyebilecek tek düzendir.
Laiklik, toplumu inançlıların yüzünü güldürmek için yola çıkıp finansçıların yüzünü güldüren iktidarlardan korur. Laiklik, emeğiyle geçinenleri patronların azgın sömürü hırsından ve buna yol veren adaletsiz düzenlerden korur. Laiklik, çocukları niteliksiz eğitime mahkum eden, çocuklarımıza bir öğün ücretsiz yemek veremeyen ve Ramazan üzerinden kendini aklamaya çalışa n bakanlardan korur. Dahası laiklik, Allah ile aldatanlara karşı imanı da kirlenmekten korur. İşte bu yüzden daha önce hiç olmadığı kadar memleketin laikliğe ihtiyacı vardır.
Laikliğin 28 Şubat süreciyle uzaktan yakından ilgisi yoktur. Laiklik, 90’lı yıllarda, devlet yönetimine hâkim olan güçlerin birtakım şekilci uygulamaları ve yüzeysel yaklaşımıyla özdeşleştirilemez. Laiklik “yasakçılık” değildir; Aydınlanma sayesinde özgürleşen insan aklının ve iradesinin güvencesidir. İnsan onuruna yaraşır bir düzen için demokrasiyi akla, mantığa ve bilime teslim etmektir.
Laiklik savunusu hiçbir özgürlüğün karşısında değildir. Bu savunuyu, din ve vicdan özgürlüğüne meydan okunuyormuş gibi göstermek bilinçli bir çarpıtma hamlesidir. Laiklik üzerinden yükselen tepkiye “Dinimize sahip çıkıyoruz” türü karşılıklar vermek, Cumhuriyet’in bir ilkesinin karşısına kasıtlı bir şekilde halkın inancını koymak, laikliğe sahip çıkan iradeyi “kutsalın gücü”yle ezme girişimidir. Laikliği talep eden yurttaşları “İslam’a saldırıyorsunuz” diye hedef göstermenin arkasında laiklik ile inancın bir arada yaşamayacağı iddiası yatar ki asıl gerçek yalan ve suç budur.
Laikliği, ülkemizde yaşanan tüm sorunlardan bağımsız düşünemeyiz . Emek sömürüsü, düşük ücretler, hayat pahalılığı, siyasi baskılar, demokrasiye ve özgürlüklere yönelik saldırılar, adaletsizlik, eşitsizlik, eğitimde düşen kalite ve daha birçok sorun farklı düzeylerde laikliğin altının oyulduğu bir ülke ortamında derinleşiyor. Aslında konu sadece laiklik değil, Cumhuriyetin biçimini değiştirmek, toplumsal hayatın her alanını dinci referanslara göre düzenleyip “Siyasal İslamcı rejimi” hakim kılmaktır. Ülkeyi Talibanlaştırmaktır.
Laikliği savunmak suç değildir. Laikliği savunan bizler azgın azınlık değil, Atatürk Türkiye’sine ve laik Cumhuriyete sahip çıkan milyonlarız.”