Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın basında çıkan emekli maaş düzenlemesi iddialarını "teyit edilmemiş dedikodu" olarak nitelendirerek yalanlamasına tepki gösteren Tüm Emekliler Sendikası, açlık sınırının altındaki yaşam koşullarının soyut bir iddia değil, yakıcı bir toplumsal gerçeklik olduğunu ilan etti.

Türkiye'de son yıllarda derinleşen ekonomik kriz, yüksek enflasyon sarmalı ve alım gücünün dramatik düşüşü, toplumun en kırılgan ve savunmasız kesimlerinin başında gelen emeklileri en temel insani ihtiyaçlarını dahi karşılayamaz duruma getirdi. Geçtiğimiz günlerde basında yer alan emekli maaş artışları ve taban aylık düzenlemelerine yönelik spekülasyonların ardından Hazine ve Maliye Bakanlığı yazılı bir açıklama yaparak iddiaları kesin bir dille yalanlamıştı. Bakanlık tarafından, Bakan Mehmet Şimşek'e atfedilen ifadelerin tamamen gerçek dışı ve "dedikodu niteliğinde" olduğunun belirtilmesi, emekli örgütlerinde büyük bir tepkiye yol açtı. Sürece dair sert ve kapsamlı bir manifesto yayımlayan Tüm Emekliler Sendikası Genel Merkezi, iktidarın kriz yönetim dilini ve emeklilere yaklaşımını sert sözlerle eleştirdi.

Tüm Emekliler Sendikası Merkez Yürütme Kurulu tarafından "Emeklilerin Yaşamı 'Dedikodu' Değildir!" başlığıyla paylaşılan bildiride, bakanlığın tekzip metninin üslubuna ve kullanılan ifadelere odaklanıldı. Sendika yönetimi; siyasi iktidar ile ekonomi bürokrasisinin kelime oyunlarıyla milyonlarca insanın mutfağındaki yangını gizleyemeyeceğini savundu. Yapılan açıklamada, tartışmanın teknik boyutunun veya sözlerin kime ait olduğunun ikincil planda kaldığı, asıl üzerinde durulması gereken hususun milyonlarca emeklinin her geçen gün daha da derinleşen yapısal yoksulluk koşullarına mahkûm edilmesi olduğu net bir dille ifade edildi.

YOKSULLUK TABLOSU DERİNLEŞİYOR: "PAZARA ÇIKAMAYAN, SAĞLIK HİZMETİNE ERİŞEMEYEN MİLYONLAR VAR"

Sendikal bildiride, Türkiye genelindeki emeklilerin alım gücünde yaşanan dramatik gerileme, günlük yaşam pratikleri üzerinden örneklendirildi. Resmi enflasyon verileri ile çarşı-pazar gerçekliği arasındaki uçurumun en büyük faturasını emeklilerin ödediği belirtilen metinde, şu çarpıcı ifadelere yer verildi:

"Bugün Türkiye'de emekliler açlık sınırının altında gelirlerle yaşam mücadelesi vermektedir. Pazara çıkamayan, kirasını ödeyemeyen, sağlık harcamalarını karşılayamayan milyonlarca emekli vardır. Emeklilerin yaşadığı bu ağır tablo ortadayken, kamuoyunda oluşan beklentilere ilişkin yapılan açıklamanın içeriği kadar, emeklilerin sorunlarına karşı gösterilen duyarsızlık da dikkat çekicidir."

Bakanlığın yalanlama açıklamalarında kullandığı dilin insani boyuttan ve toplumsal empatiden uzak olduğunu belirten sendika yetkilileri, yoksulluğun "sosyal bir gerçeklik" olduğunu, masa başında üretilen kavramlarla manipüle edilemeyeceğini aktardı. Bildiride, "Oysa ortada dedikodu olan emeklilerin yaşadığı yoksulluk değildir. Gerçek olan; milyonlarca emeklinin temel ihtiyaçlarını karşılayamaz hale gelmiş olmasıdır" denilerek ekonomi yönetimine adeta ayna tutuldu.

BAKAN ŞİMŞEK'İN EKONOMİ PROGRAMI ELEŞTİRİ OKLARININ HEDEFİNDE

Mesleki Yeterlilik Belgelendirme sınavları düzenlenecek
Mesleki Yeterlilik Belgelendirme sınavları düzenlenecek
İçeriği Görüntüle

Açıklamada, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek liderliğinde yürütülen istikrar, sıkılaşma ve rasyonelleşme programı da doğrudan hedef alındı. Program süresince enflasyonun dizginlenemediği, aksine döviz kuru ve vergi artışlarıyla birlikte fiyatlar genel düzeyinin hızla yükseldiği ve bu süreçte en büyük kaybı sabit gelirli emeklilerin yaşadığı ifade edildi. Emekli maaşlarının yüksek enflasyon karşısında adeta kar gibi eridiği, bu durumun emeklileri ülkenin en yoksul, en alt toplumsal katmanlarından biri haline getirdiği vurgulandı.

Sendika, ekonomi yönetiminin bütçe açıklarını kapatmak adına sermaye gruplarına, bankacılık sektörüne ve çeşitli rant çevrelerine muazzam kaynak transferleri ve muafiyetler sağladığını öne sürdü. Buna tezat olarak sıra halka ve emekliye geldiğinde ise sürekli "sabır", "tasarruf" ve "fedakarlık" çağrıları yapılmasının kabul edilmesinin mümkün olmadığı aktarıldı.

KAMUOYU BOŞ SÖZ DEĞİL, "İNSANCA YAŞAM" PLANI BEKLİYOR

Mevcut şartlar altında toplumun ve ailelerinin geçim yükünü sırtlayan emeklilerin artık kuru yalanlamalarla veya oyalama taktikleriyle vakit kaybetmek istemediği dile getirildi. Tüm Emekliler Sendikası Merkez Yürütme Kurulu, hükümetin acilen emeklilerin nasıl insanca yaşayabileceğine dair somut, matematiksel ve inandırıcı bir eylem planı sunması gerektiğini belirtti. Milyonlarca üyesi ve geniş halk kitleleri adına şu can alıcı sorular kamuoyu önünde siyasi iradeye yöneltildi:

Sorumluluk Zinciri: Emeklilerin içine itildiği ve hayatı çekilmez kılan bu ağır yoksulluğun asıl sorumlusu ve müsebbibi kimdir?

Hesap Verebilirlik: Yıllardır kararlılıkla uygulanan hatalı ekonomi politikalarının emeklileri getirdiği bu trajik nokta ortadayken, ortaya çıkan bu toplumsal enkazın hesabını kim, nasıl verecektir?

SADAKA DEĞİL, YILLARCA ÖDENEN PRİMLERİN KARŞILIĞINI İSTİYORUZ"

Açıklamanın kapanış kısmında ise sendikal mücadelenin temel felsefesi ve emeklilerin duruşu net bir şekilde özetlendi. Emeklilerin devletten veya hükümetten bir lütuf, bağış ya da sadaka talep etmediği; aksine ömür boyu çalışarak, üreterek, bu ülkenin kalkınmasına harç koyarak ve yasal primlerini eksiksiz ödeyerek kazandıkları anayasal haklarının hukuki karşılığını istedikleri ifade edildi.

Tüm Emekliler Sendikası, açıklamasını şu kararlı manifestoyla sonlandırdı:

"TÜM EMEKLİLERİN SENDİKASI olarak bir kez daha ifade ediyoruz: Emeklilerin yaşadığı yoksulluk gizlenemez. Emeklilerin yaşadığı gerçekler yalanlamalarla ortadan kaldırılamaz. Milyonlarca emeklinin sesi olmaya, haklı taleplerini dile getirmeye ve bu düzenin yarattığı yoksulluğa karşı mücadele etmeye devam edeceğiz."

Gelişmeler karşısında emekli sendikalarının önümüzdeki günlerde eylemlilik süreçlerini artıracağı ve örgütlü mücadeleyi alanlara taşıyacağı öngörülüyor. Ankara merkezli bu sert çıkışın, ekonomi yönetimi ve parlamento gündeminde nasıl karşılık bulacağı ise merak konusu.

Muhabir: MEHMET AYTAÇ