Tüm Emeklilerin Sendikası, DİSK/ Devrimci Emekliler Sendikası, Emekli Meclisleri Sendikası’ndan oluşan Emekli Sendikaları Platformu tarafından gerçekleşen ilk eylem geçtiğimiz Cuma günü de Keşan’da gerçekleştirildi.
Saat 18.00’de Müze Keşan önünde toplanan emekliler, burada Alparslan Türkeş Meydanı’na kadar “Geçinemiyoruz” sloganları ile yürüyüşlerini gerçekleştirdiler.

Burada konuşan Tüm Emekliler Sendikası Keşan Şube Başkanı Ahmet Erkan Emekli Sendikaları Platformu’nun basın açıklamasını katılanlara okudu.
Erkan’ın konuşması şöyle;
“Bugün açıklanan enflasyon verileri, milyonlarca emeklinin aylardır yaşadığı gerçeği bir kez daha ortaya koymuştur. TÜİK'in açıkladığı rakamlar ne olursa olsun, emeklilerin mutfağında yangın sürmektedir. Pazarda, markette, eczanede ve kira öderken karşılaştığımız gerçek enflasyon, açıklanan rakamların çok üzerindedir.
Milyonlarca emekli bugün açlık sınırının altında yaşamaya zorlanmaktadır. Elektrik, doğalgaz, kira, ulaşım, beslenme ve sağlık giderleri karşısında gelirlerimiz her geçen gün biraz daha erimektedir. Emekliler artık torunlarına harçlık vermeyi değil, kendi temel ihtiyaçlarını karşılayabilmeyi düşünür hale gelmiştir.
BU TABLO BİR KADER DEĞİLDİR
Bu tablo, yıllardır uygulanan sermaye yanlısı ekonomi politikalarının sonucudur. AKP iktidarı döneminde sosyal güvenlik sisteminin milli gelirden aldığı pay azaltılmış, emeklilerin bütçeden aldığı pay sürekli geriletilmiştir. Ülke büyüdü denilirken emekliler yoksullaşmış, üretilen zenginlik bir avuç sermaye çevresine aktarılmıştır.
Emekli aylıklarının düşüklüğünün en önemli nedenlerinden biri, bütçeden ve Gayri Safi Yurt İçi Hasıla'dan (GSYH) emekliler ve sosyal güvenlik sistemi için yeterli kamu kaynağı ayrılmamasıdır. Dahası, emeklilere ve sosyal güvenliğe ayrılan kamu kaynaklarının payı AKP iktidarı döneminde geriletilmiştir.
Bugün yaşanan yoksullaşmanın temelinde yalnızca yüksek enflasyon değil, sosyal güvenlik sisteminin bilinçli olarak zayıflatılması ve emeklilerin milli gelirden aldığı payın azaltılması bulunmaktadır. Ülke büyürken emeklilerin büyümeden aldığı pay küçülmüş, ekonomik büyümenin sonuçları emeklilere değil sermayeye aktarılmıştır.
ARTIK YETER!
Türkiye'de emekliler ve sosyal güvenlik için ayrılan kamu kaynaklarının oranı hızla Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) ülkeleri ortalamasına ve ardından Avrupa ülkeleri düzeyine çıkarılmalıdır. Emeklilerin insanca yaşayabilmesinin, sosyal güvenlik sisteminin güçlendirilmesinin ve yaşlılıkta gelir güvencesinin sağlanmasının başka bir yolu yoktur.
Bugün iktidar kaynak yetersizliğinden söz etmektedir. Oysa bütçede emekliler için bulunamayan kaynaklar; vergi aflarında, teşviklerde, garanti ödemelerinde, sermayeye sağlanan ayrıcalıklarda ve çeşitli kamu harcamalarında rahatlıkla bulunabilmektedir. Türkiye’nin kaynak problemi yoktur, Sorun; tercih sorunudur. Sorun; var olan kaynakların yurttaşlar arasında eşit ve adil olarak dağıtılmaması sorudur.
Kamu kaynaklarının kullanımına ilişkin şeffaflık ortadan kalkmış, bütçe halkın ihtiyaçlarından uzaklaştırılmıştır. Halkın vergileriyle oluşan kaynakların nerelere harcandığı yeterince açıklanmazken, sıra emeklilere geldiğinde tasarruf ve fedakârlık çağrıları yapılmaktadır.
BİZ EMEKLİLER SORUYORUZ:
Trilyonlarca lira sermayeye aktarılırken kaynak var da milyonlarca emeklinin insanca yaşayacağı bir gelir için neden kaynak yok?
Emeklilerin hakkı olan kaynaklar neden yıllardır başka alanlara aktarılmaktadır?
Bugün emeklilere, emekçilere ve halka kaynak yok denilirken; Garanti ödemeli projelere, Diyanete, savaş politikalarına, silahlanmaya ve askeri harcamalara ayrılan kaynaklar sürekli artırılmaktadır.
Türkiye'de milyonlarca emekli açlık sınırının altında yaşamaya mahkûm edilirken, emekçiler her geçen gün daha da yoksullaşırken, sağlık ve eğitim hizmetleri piyasalaştırılırken, kaynakların, diyanete, savaş politikalarına ve askeri harcamalara ayrılması kabul edilemez. Gerçek güvenlik; daha fazla silahlanmada değil, halkın refahında ve özgürlüğündedir.
Aç kalan bir emeklinin güvenliği yoktur.
İlacını alamayan bir emeklinin güvenliği yoktur.
Kirasını ödeyemeyen, barınma sorunu yaşayan bir emeklinin güvenliği yoktur.
Gerçek güvenlik; bağımsızlığın, demokrasinin, laikliğin, sosyal adaletin ve halkın refahının güvence altına alındığı bir ülkede mümkündür.
28 Haziran- 4 Temmuz Emekliler Haftasıdır. Bu açıklamayı Emekliler Haftası içinde yapıyoruz. Emekliler Haftası, emeklilerin haklarının, taleplerinin ve insanca yaşam mücadelesinin daha güçlü dile getirildiği bir haftadır. Ancak milyonlarca emekli bu haftayı kutlama değil, yoksulluk ve geçim derdi içinde karşılamaktadır. İşte bu nedenle Emekliler Haftası'nda bir kez daha haykırıyoruz: Açıklanan enflasyon değil, yaşanan yoksulluktur!
Bugünkü açıklamamızın ayrı bir önemi daha vardır.
Bu eylem; Tüm Emeklilerin Sendikası, DİSK/Devrimci Emekliler Sendikası ve Emekli Meclisleri Sendikası'nın 21 Haziran'da gerçekleştirdiği Emeklilerin Ortak Geleceği Çalıştayı sonrasında kurulan Emekli Sendikaları Platformu’nun ilk ortak eylemidir.
Çalıştayda ortaya çıkan ortak irade göstermiştir ki emeklilerin yaşadığı sorunlar ortaktır, talepleri ortaktır ve mücadeleleri de ortak olmak zorundadır.
Milyonlarca emeklinin açlığa, yoksulluğa, hak gasplarına ve örgütlenme hakkının engellenmesine karşı vereceği mücadele ancak birleşik ve ortak bir mücadele hattıyla güç kazanabilir.
Bugün Türkiye genelinde üç emekli örgütü olarak yalnızca ortak bir basın açıklaması yapmıyoruz. Aynı zamanda emeklilerin birleşik mücadelesinin mümkün olduğunu ve büyütüleceğini ilan ediyoruz.
Farklı örgütsel yapılarda olabiliriz. Ancak emeklilerin insanca yaşam hakkı, barınma hakkı, sosyal güvenlik hakkı, örgütlenme hakkı ve demokratik talepleri söz konusu olduğunda birlikte mücadele etmeye devam edeceğiz.
Çünkü biliyoruz ki emeklilerin kurtuluşu birliktedir.
Haklarımızı ancak ortak mücadeleyle kazanabiliriz.
Birleşik emekli hareketi büyüyecek, emeklilerin sesi daha gür çıkacaktır.
Emeklilik bir lütuf değil, yıllarca çalışılarak kazanılmış, bedeli peşin ödenmiş bir haktır.
Bu nedenle taleplerimizi bir kez daha yineliyoruz:
Hiçbir emekli yoksulluğa mahkûm edilmesin; en düşük emekli aylığı insanca yaşam koşullarını sağlayacak düzeye yükseltilsin.
Bayram ikramiyeleri asgari ücret düzeyine yükseltilsin.
Sağlıkta katkı ve katılım payları kaldırılsın.
5510 sayılı yasa emekliler lehine yeniden düzenlensin.
Emeklilerin sendika kurma ve örgütlenme hakkı anayasal güvence altına alınsın.
Zamlar kök maaşa değil, ele geçen son maaşa uygulansın.
Sosyal güvenlik ve emekliler için bütçeden ayrılan pay artırılsın.
Sosyal güvenlik ve emekliler için yapılan kamu harcamalarının Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (GSYH) içindeki payı, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) ve Avrupa ülkeleri ortalamalarına yükseltilsin.
Bugün burada yalnızca maaşlarımız için değil; çocuklarımızın, torunlarımızın ve ülkemizin geleceği için de konuşuyoruz.
Yoksulluğa teslim olmayacağız.
Haklarımızdan vazgeçmeyeceğiz.
Birleşik mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz.
Açıklanan enflasyon değil, yaşanan yoksulluktur!
Geçinemiyoruz!
Korkmuyoruz!
Susmuyoruz!
Mücadele Ediyoruz!
Sorunlarımız Ortak, Mücadelemiz Ortak!
Birleşe Birleşe Kazanacağız!”




