AYŞİN SEÇİL GEZER
Cinsel istismar suçunu işlemiş kişilere yönelik cezai yaptırım konusunda adımların atılmaya başlandığını belirten Erk Oğuz, “Ceza anlamında kimyasal hadım uygulamasına ilişkin yasa tasarısı ilgili komisyondan çıktı. Çıkan bu tasarı genel kurula gelecek. Tasarı aynı şekilde mi geçer yoksa tüm milletvekillerinin görüşleriyle bazı değişiklikler yapılmak suretiyle mi yasalaşır bilemiyorum ama bir şekilde yasalaşacaktır. Tasarının onay alacağını düşünüyorum.” dedi.
ÖNEMLİ OLAN BU SUÇLARIN İŞLENMESİNE ENGEL OLABİLMEKTİR
Nilüfer Erk Oğuz sözlerine şöyle devam etti: “Kadın örgütlerinin, psikiyatrilerin, psikologların, muhalefette bulunan kadın milletvekillerinin cinsel istismar suçunu önleyici tedbirler hakkında bir takım kaygıları var. Kimyasal hadım ya da bir takım kimyasal ilaçlarla yapılan ceza uygulamaları, failin cinsel anlamda şiddete yönelen eylemlerinde bir durgunluğu engelliyor. Sonrasında bu tip saldırılar yapmaması anlamında faydalıdır. Fakat suçun önlenmesi anlamında bir şey taşımıyor. Genel anlamda itirazlar bu yöndedir. Hükümet kanadı buna kulağını tıkıyor. Önemli olan bu suçların işlenmesine engel olabilmektir. İşlenmesindeki bu yüksek oranları indirebilmektir. Bu suçlar azalmıyor aksine her geçen gün artarak devam ediyor. Biz sadece bu işin ceza yönünü konuşuyoruz. Ceza hukukun teorisinde asıl olan suçun önlenmesi, engellenmesi ve önleyici tedbirleri alabilmektir. Ceza hukukunda, suç işlendikten sonra cezayı kesmek değil; suç işlenmeden önce önleyici tedbirleri alabilmektir. Ne yazık ki bu yönde hiçbir düzenleme ve planlama yok. Suç gerçekleştikten sonra kimyasal hadım uygulanabilir ama mağdurun acısını ya da mağduriyetini giderecek bir şey değildir. Bundan ötürü de işlenmeden önce gerekli tedbir alınması durumunda suçun düşmesini sağlayacaktır.”
HİÇBİR İYİLEŞME YOK
“Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu tarafından mart ayında 25 kadın cinayetinin işlendiği yönünde veriler paylaşıldı. Bu konuda ne söylemek istersiniz?” şeklindeki soruya cevap veren Erk Oğuz, şunları söyledi: “Ülkemizde hemen hemen her gün bir kadının öldürüldüğünü görmekteyiz. Bunlar adli vaka olarak kayıtlara geçmiş verilerdir. Kayıtlara geçmeyen verilerle birlikte bunun 2 kat olduğunu düşünüyorum. Kadın örgütlerinin ve dünya sağlık örgütünün araştırmaları bunu göstermektedir. Hiçbir iyileşme yok. Çünkü sosyal, kamusal ve eğitime yönelik hiçbir tedbir alınmıyor. Kısacası zihniyet değişmiyor. Zihniyet değişmedikçe çocuklara ve kadınlara yönelik cinsel istismar olayında da hiçbir şey değişmeyecektir.”
KADINLAR ÖZGÜRCE KEŞAN’IN VE TRAKYA’NIN SOKAKLARINDA YÜRÜYEBİLİYORLAR
Nilüfer Erk Oğuz,“Keşan’ın diğer bölgelere göre kadına bakış açısında farklılıklar var mıdır?” şeklindeki soruya ise, şöyle cevap verdi: “Keşan’da ve Trakya’da yaşayan kadınlarımız birçok bölgedeki kadınlara göre daha şanslıdır. Kadına şiddetin en az görüldüğü yerlerin başında Trakya gelmektedir. Ayrıca cinsel istismar olaylarının minimum düzeyde olduğu bölgelerden biridir Trakya. Eğitim düzeyi ve kitap okuma oranlarının en yüksek olduğu bölgelerden biri yine Trakya’dır. Keşan birçok ilçeye göre kadının daha özgür şekilde yaşadığı ve aktif şekilde çalışma hayatının içerisinde olduğu bir yerdir. Kız çocuklarının kıymet ve değer gördüğü bir bölgedir. Kadınlar özgürce Keşan’ın ve Trakya’nın sokaklarında yürüyebiliyorlar. Bunu ne yazık ki, diğer birçok yerde göremiyoruz.”
YETKİLİ MAKAMLARA BAŞVURSUNLAR
“Şiddet mağduru ve cinsel istismara uğrayan kadınlara ne söylemek istersiniz?” şeklindeki soruya cevap veren Erk Oğuz, sözlerini şöyle tamamladı: “Kadınlarımız susmasınlar. Kadınlar şiddete ya da cinsel istismara maruz kaldıklarında, öncelikle yaşadıklarını kabul edemiyorlar, utanıyorlar. Bundan ötürü de gizleme yoluna gidiyorlar. Eğer bir çift anlaşamıyorsa bunun yeri boşanmaktır. Birbirlerini öldürmek değildir. Kadınlar istismara ve şiddete maruz kalmışlarsa, utanmasınlar ve yetkili makamlara başvursunlar. Öncelikle Devlet Hastanesi’ne gidip, rapor alınsın. Hastanede zaten adli vaka olarak giriş yapıldığı için emniyet ve savcılık kendiliğinden devreye girecektir. Hatta gidip yetkili makamlara şikayette de bulunabilirler ve baro o kişiye ücretsiz avukat atayacaktır. Bundan ötürü de kadınlar susmasınlar.”





