SONGÜL KONAR
Kedilerin yaydığı bu parazitin, özellikle kadınların hamilelik döneminde, bebeğe ciddi zararlar verdiği ile ilgili söylentilerin doğruluk payı olduğunu, fakat bu paraziti kedilerin hayatları boyunca yalnız bir defa yaydığını ve bu paraziti taşıyan kişinin, hamilelik döneminde kedisinden kurtulmasının bir çözüm olmadığını belirten Kasımoğlu, bu parazitin kedilerden ziyade, tükettiğimiz bazı besinlerden daha kolay yayıldığını da bildirdi.
“BU HASTALIKTAN KORUNMA YOLLARI ÇOK DA ZOR DEĞİL”
Kasımoğlu, yapılan araştırmalarla ilgili,“Gözümüzle göremesek de çevremizde, evimizde hatta içimizde birçok canlı türüyle birlikte yaşıyoruz. Bu canlılara mikroorganizmalar diyoruz. Bunların içinde bize zararsız, hatta faydalı olanları bulunabildiği gibi, ciddi hastalıklara, hatta ölümümüze bile yol açan türler mevcut. Yüzlerce, yıldır hiç durmadan gelişen modern bilim sayesinde artık bu canlılarla ilgili daha çok şey biliyoruz, onlardan nasıl korunacağımızı, bizde oluşturdukları hastalıkları nasıl tedavi edeceğimizi öğreniyoruz. Özellikle genetik biliminin çok hızlı bir şekilde gelişmesiyle bu alanda çok büyük ilerlemeler kaydettik. Öyle ki günümüzde bu mikroorganizmalardan kaynaklanan pek çok ölümcül hastalık (çiçek hastalığı gibi) neredeyse tarihe karışmış durumda. Ancak bu canlılardan bir tanesi var ki, üzerinde sayısız çalışmalar yapılmış ve makaleler yayınlanmış olmasına rağmen, günümüzde hala popülerliğini koruyan ve her geçen gün hakkında yeni teoriler ortaya atılan tek hücreli bir parazit: Toxoplasma Gondii. T.gondii, gerek beşeri, gerekse veteriner tıptaki önemi, aynı zamanda tek hücreli bir parazit olarak moleküler ve hücresel biyoloji için çok uygun bir model olması nedeniyle, en iyi çalışılmış parazitlerden biri. Ancak bu paraziti bilimsel çalışmaların içinden çıkarıp halk arasında da üne kavuşturan özellik, kedilerden insanlara bulaşması ve özellikle hamile kadınlarda bebeği de etkileyerek, düşük veya anomalilere neden olması. Bu durum, konuya hakim olmayan insanlarda, her kedi besleyen kadın düşük yapar gibi cahilce bir algıya dönüşüp, özellikle hayvanlara mesafeli insanlarda kedi düşmanlığını körüklemekle kalmayıp, aileye bir bebek geleceği anlaşılınca, kapı dışarı edilen aynı evde büyümüş kedilerin trajedilerine neden olabiliyor. Oysaki bugün tüm gelişmiş ülkelerde hemen hemen her evde bir veya birkaç hayvan olduğunu, bunların büyük bölümünü kedilerin oluşturduğunu göz önüne alırsak, bu hastalıktan korunma yollarının çok da zor olmadığını anlamış oluruz. Bu amaçla bu parazitin yaşam döngüsünü kabaca da olsa bilmemiz gerekir” dedi.
“KEDİLER BU OOCYSTLERİ SADECE 1-3 HAFTA SÜRESİNCE SAÇARLAR”
Kedilerin bu oocystleri sadece 1-3 hafta süresince saçtıklarını, belirten Kasımoğlu, 1908 yılında Pasteur Enstitüsü’nden, Leishmania adı verilen başka bir tür paraziti inceleyen, iki bilim adamı Nicolle and Manceaux, Kuzey Afrika’da yaşayan Ctenodactylus Gondi isimli bir kemirgen türünün vücudunda, araştırdıklarını ve parazitin farklı bir türünü bulduklarını hatırlatarak, şöyle devam etti: “Daha sonra buldukları parazitin leishmania ile arasında ciddi farklar olduğunu anladılar. Farklı bir tür bulmuşlardı ve bu türü Toxoplasma Gondii olarak isimlendirdiler. Aynı yıl Splendore isimli farklı bir araştırmacı, aynı paraziti Brezilya’da bir tavşanda buldu ve onun bir Leishmania olduğunu söyledi. Herhangi farklı bir isimlendirme yapmamıştı. Sonraki 30 yıl birçok konakçının vücudunda, T.Gondii’ye benzeyen parazitler bulundu – özellikle de kanatlı türlerinde. Ancak insan vücudundaki gerçek T.Gondii, başta kanatlılar olmak üzere diğer memelilerin dokularından Sabin and Olitsky tarafından 1937 yılında izole edildi. Bu çalışmada hayvanların vücutlarında T.Gondii’ye karşı oluşan bağışıklık faktörleri karşılaştırıldı. 1940 yılında parazitin hücre dışı formlarını öldüren antikorlar bulundu ve sonraki 50 yıl, vücudun lenf hücreleri tarafından oluşturulan koruyucu bağışıklık üzerine çalışmalarla geçti. Bu alanda oldukça önemli bir aşama kaydedilmiş, bağışıklığın hücresel ve kimyasal faktörleri neredeyse tamamen ortaya çıkarılmış olsa da, tüm dünyada en yaygın parazitlerden biri olan T.Gondii'nin (tüm dünya nüfusunun yaklaşık %30’unun bu paraziti taşıdığı sanılıyor) birçok bireyde hiçbir hastalık belirtisi göstermediği halde, neden az sayıda insanda hastalık oluşturduğu hala tam olarak aydınlatılmış değil. Ancak yine de bugüne kadar yapılan çalışmalar ve elde edilen veriler kendimizi korumamız için yeterli. Şimdi kahramanımız T.Gondii’yi yakından tanıyalım. Toksoplasma Gondii insanlar da dahil olmak üzere birçok sıcak kanlı hayvan türünü etkileyen ve toksoplazmozis hastalığına yol açan tek hücreli bir parazit (protozoa). Bu parazitin bilinen tek konakçıları Felidae familyasına ait hayvanlar, yani evcil kediler ve onların akrabaları. Toxoplasma Gondii’nin de , diğer parazitler gibi belli bir yaşam döngüsü vardır ve bu döngü içinde çeşitli formlara dönüşüyor. Kedi dışkısıyla atılan formu Oocyst formu. Kediler bu oocystleri sadece 1-3 hafta süresince saçarlar. Yani her kedi hayatı boyunca ortalığa toksoplazma yaymıyor. Bu yayılan oocystler en az 1 en fazla 5 gün sonra bulaşıcı hale geliyorlar - sporlanıyorlar. Doğadaki ara konakçılar, yani biz ve diğer sıcak kanlı hayvanlar (kuşlar ve kemirgenler de dahil), toprak su veya bitkilere bulaşan bu oocystleri sindirim yoluyla alarak enfekte oluyoruz. Alındıktan kısa bir süre sonra bu oocystler, parazitin diğer bir formu olan taşizoidlere dönüşüyor. Bu taşizoidler, kas ve sinir dokularına yerleşiyorlar ve buralarda, doku kistleri adını verdiğimiz bradizoidler meydana geliyor. İşte kediler bu bradizoidleri alarak enfekte oluyorlar. Kediler aynı zamanda sporlanmış oocystleri alarak da toksoplazma enfeksiyonuna yakalanabiliyorlar. Bulaşmada büyük rolü olan, eti için üretilen hayvanlar ve yaban hayvanları da sporlanmış oocystleri alarak, doku kistleriyle enfekte olabiliyorlar. Bu hayvanlar toksoplasmanın insanlara bulaşmasında kedilerden daha fazla rol oynarlar. Sakın unutmayın, T.Gondii sadece insanları değil, koyun, keçi, tavuk gibi tüm çiftlik hayvanlarında da bulunur. Hatta bu hayvanların doğal olarak bu paraziti sindirim yoluyla almaları insanlara göre çok daha kolaydır.”
“ETKEN 24 SAATTEN ÖNCE SİZE BULAŞMAZ”
Kasımoğlu, bu etkenin 24 saatten önce asla bulaşmayacağını, kedi kumunu her gün düzenli olarak temizlemek gerektiğini belirterek, “Yukarıda bahsettiğimiz gibi bu parazitin 3 formu vardır: Oocyst, tachyzoid ve bradyzoid (doku kistleri). Oocystler sadece kedi dışkısıyla atılır. Tachyzoidler bir çeşit ara formdur ve vücutta dokulara ulaştıktan sonra bradyzoidlere yani doku kistlerine dönüşür. İşte hem kedi dışkısıyla atılan oocystleri, hem de doku kistlerini sadece sindirim yoluyla alırsak bu parazit vücudumuza girmiş olur. Bu formların hiçbiri, hiçbir zaman, hiçbir yolla insandan insana bulaşmaz. Toxoplazmayı vücudumuza almamız demek, Toxoplasmosis hastalığına yakalanmamız anlamına gelmez. Sağlıklı bireylerde bağışıklık sistemi paraziti kontrol altından tutar. Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre toksoplazmayla enfekte bireylerin %95’i hiçbir klinik belirti göstermez ve yaşamına normal sağlıklı bir birey olarak devam eder” diye konuştu.
KEDİLERDE TOXOPLASMOSİS
Kasımoğlu, kedilerde toxoplasmosis’i şöyle anlattı: “Kediler T.Gondii’nin ana konakçısıdır. Yani parazit yaşam döngüsünü kedide tamamlar ve erişkin formları sadece kedilerde bulunur. Diğer canlılar ve biz parazitin kistlerini ve ara formlarını barındırırız. Bu nedenle kediler, bu hastalıktan sorumlu tek hayvan olarak kabul edilir. Aslında durum hiç de öyle değil. Kediler T.Gondii’nin oocyst veya doku kistlerini alarak enfekte olurlar. Doku kistleri adından da anlaşılabileceği gibi tüm sıcakkanlı hayvanların dokularında bulunabilir. Özellikle fareler ve kanatlı hayvanlar, kedilerin başlıca avları olmaları nedeniyle bulaşmada önemlidir. Ancak kedilerin toxoplasmosis hastalığına yakalanmaları için parazitin ara formlarının, yani tachyzoidlerin, çoğalarak dokulara yerleşmesi gerekir ki tıpkı insanlardaki gibi sağlıklı kedilerde de bağışıklık sistemleri bu üremeye izin vermez. Bazı yavrular ve bağışıklığı zayıf bireyler hafif belirtilerle hastalığı geçirirler ve 1 hafta içinde tamamen atlatırlar. Bazı ciddi hastalıklara sahip kediler (FIV, Leucemia gibi) bu hastalıktan ciddi şekilde etkilenirler ve genellikle ölürler. Kedilerde toxoplasmosisin en önemli belirtileri ateş, iştahsızlık ve genel düşkünlük durumudur. Diğer belirtiler hastalığın akut – kronik oluşuna ve yerleştiği organa göre değişiklik gösterir. Eğer akciğerlere yerleşmişse solunum güçlüğü, hırıltılı solunum ve her geçen gün kötüleşen genel durum şeklinde seyreder. Karaciğere yerleşmişse sarılık görülür. Göz ve merkezi sinir sistemine yerleşmişse, ışığa duyarlılık, gözde lekelenme, körlük denge bozukluğu gibi belirtiler gözlenir. Hastalığın akıbeti yerleştiği organa ve hayvanın bağışıklık durumuna göre değişir. Bir veteriner hekim tarafından mutlaka tedavi başlanmalıdır. Eğer 3 gün içinde tedaviye cevap vermezse çoğunlukla ölümle sonuçlanır. Kedilerde oocystler ancak hastalığın belirti gösterdiği aktif döneminde oluşur ve saçılır. Yani kediler bu oocystleri hayatları boyunca en fazla 1 – 3 hafta boyunca dışkı yoluyla atarlar. Bu süreç dışında kedinizin size T.Gondii bulaştırması söz konusu bile değildir. Toxoplasma Gondii’nin bulaşıcı oocystleri kedilerin tüylerinde bulunmaz.”
İNSANLARDA TOKSOPLAZMA
Kasımoğlu, insanlarda toksoplazmayı ise şöyle anlattı:“İnsanlar T.Gondii’nin hem kedi dışkısıyla atılan oocystlerini hem de sıcakkanlı hayvanların dokularında bulunan doku kistlerini alarak enfekte olur. Yani kasaplık hayvanların etlerinde bulunan doku kistlerini. T.Gondii’nin bulaşma yollarını Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) resmi web sayfasında önem sırasına göre bulabilirsiniz. Bu listenin en başında çiğ veya az pişmiş et tüketimi gelir, kediler değil. Biz de yapılan araştırmalar ve istatistiksel verilere göre bu parazitin insanlara bulaşma yollarını önem sırasına göre şöyle sıralayabiliriz: Çiğ veya az pişmiş etler, Çiğ yumurta, İşlenmiş et ürünleri (salam, sucuk v.s.),Pastörize edilmemiş keçi sütü ve bundan yapılan diğer ürünler, Kedi dışkısı, Kedi dışkısıyla bulaşık toprak veya kedi kumu. Yine Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) verilerine göre, dünyada T.Gondii’den etkilenen insanların yaklaşık yarısı bu paraziti az pişmiş veya çiğ etlerden alıyor. Gondii ile enfekte bireyler çoğunlukla bunun farkına varmazlar, çünkü hiçbir klinik belirti göstermezler. Bazı bireyler ise lenf yumrularında şişkinlik kas ağrıları gibi grip benzeri hafif belirtiler gösterirler ve kısa sürede atlatırlar. Akut toxoplasmosis dediğimiz, ciddi sonuçlara yol açan, beyin ve diğer organlarda ağır hasarlar oluşturan formunun oluşması için ise bireyin bağışıklık sisteminin ağır biçimde baskılandığı bazı özel durumların oluşması gerekir. Vücudumuzun çok karmaşık bir bağışıklık sistemi vardır. Bu mekanizma çeşitli aşamalardan sonra, mikroorganizmalara karşı antikor adını verdiğimiz maddeler üretir ve onları kontrol altında tutar. Öncelikle beyni etkileyen Toxoplasmosis, işte bu antikorlardan CD4+ antikorunun yokluğunda tehlikeli hale gelir. Bu antikor, AIDS hastalığında, ağır bağışıklık sistemini baskılayıcı ilaçların kullanımı (HSTC: kök hücre transplantasyonu), gibi durumlarda üretilemez. İşte bu özel hastalıklar dışında, Gondii vücudumuzda hiçbir hastalık belirtisi oluşturmaz.”
HAMİLELERDE TOXOPLASMA BEBEĞİ NASIL ETKİLER
Barış Kasımoğlu, son olarak bu parazitin hamileleri ve bebeği nasıl etkileyeceği ile ilgili bilgiler vererek, bu paraziti popüler yapan özelliğin de anneden bebeğe geçmesi, bebeğin ölümüne, doğum anomalilerine yol açması ya da çocukluk döneminde hastalık oluşturması, T.Gondii’yi en çok korkulan parazitlerden birisi yapmak için yeterli olduğunu ifade ederek, “Ancak eğer çocuk sahibi olmak istiyorsanız ve evinizde kedi besliyorsanız, kedinizi evden uzaklaştırmadan önce mutlaka bu yazının devamını okumalısınız. Birincisi kedinizden kurtulmanız, T.Gondii’den kurtulmanız anlamına gelmez. Ayrıca yukarıda da anlattığımız gibi kediler sürekli parazit saçan canlılar da değillerdir. Hayatlarının sadece çok kısa bir bölümünde bu paraziti dışkı yoluyla atarlar. Eğer çiğ et yemiyorlarsa ve evden dışarı çıkmıyorlarsa bu ihtimal de yoktur. Oysa T.Gondii’yi yukarıda da belirttiğimiz gibi gıdalardan alma olasılığımız çok daha fazla. Şimdi gelelim bu parazitin gebelik dönemindeki risklerine: T.Gondii tıpkı normal bireylerdeki gibi, hamile kadınlarda da vücut bağışıklık sisteminin ciddi anlamda zayıfladığı durumlarda tehlikelidir. Hamilelik döneminde farklı olarak annenin parazite karşı antikor oluşturup oluşturmadığı da çok önemlidir. Parazite karşı antikor oluşması için bu parazitin hayatın herhangi bir döneminde vücuda alınmış olması şarttır. T.Gondii’nin yavruyu etkilemesi için, parazitin vücuda hamilelikten önceki birkaç hafta veya gebeliğin ilk döneminde alınması gerekir. Bu durumda çocuk sahibi olmak istiyorsanız ve T.Gondii’den korkuyorsanız doktorunuza giderek T.Gondii testi yaptırmanızda fayda var. Eğer pozitif çıkarsa, yani toxoplasmayı daha önceden vücudunuza almışsanız korkmanıza gerek yok. Çünkü bu hastalığa karşı bağışıksınız ve bebeğinizi de koruyorsunuz demektir. Ama bu testin negatif çıkması, toxoplasmayla hayatınızda hiç karşılaşmadığınız anlamına gelir ki bu durumda tamamen savunmasızsınızdır. İşte bu durumda korunmak için bazı kurallara uymanız gerekir. İyi pişmemiş et ürünleri tüketmeyin. Et, kıyma ve tavuk ürünlerinin tüm bölümlerinin uygun ısılara ulaşmasına dikkat edin (Et:63 0C, kıyma 71 0C, kanatlı eti 74 0C). Eti pişirdikten sonra, tüketmeden önce 3 dakika kadar dinlendirin. Kıyma ve kanatlı etlerini dinlendirmenize gerek yoktur. Meyveleri tüketmeden önce kabuklarını iyi yıkayın ve kabuklarını soyun. İyi pişmemiş istiridye, midye ve deniztarağı yemeyin. Pastörize edilmemiş keçi sütü içmeyin, pastörize sütten yapılmamış keçi peyniri ve diğer süt ürünlerini tüketmeyin. Çiğ etle, deniz ürünleriyle, yıkanmamış sebze ve meyvelerle temas etmiş tüm alet ve ekipmanlarla tezgahları işiniz bittikten sonra bol sabunlu suyla yıkayın. Bahçe ve toprakla uğraşırken mutlaka eldiven giyin ve işiniz bittikten sonra elinizi sabunlayın. Kedinizin kumunu günlük değiştirin. Unutmayın Gondii dışkıyla atıldıktan sonra ilk 24 saat size bulaşmaz. Kedinizin tuvaletini değiştirdikten sonra ellerinizi sabunla yıkayın. Çocuklarınıza ellerini yıkamanın önemini anlatın. Kediden Toxoplasma bulaşma olasılığı çok ama çok düşüktür. İnsanlar bu hastalığı çoğunlukla diğer yollardan (çiğ etler, toprak v.s.) alırlar. Yukarıda saydığımız korunma yolları ise temel hijyen kurallarından başka bir şey değildir ve tamamen yeterlidir. Bu kurallara uyalım ve kedimizle keyifli saatler geçirmeye devam edelim” şeklinde konuştu.