Gelecek Partisi Keşan Belediye Başkan Adayı Aydoğan Ersöz’ün, geçtiğimiz çarşamba günü düzenlediği iftar yemeğine katılan Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Abdullah Başcı, basın mensupları ile bir araya gelerek açıklamalarda bulundu.

Abdullah Başcı, yaptığı açıklamada; “Gönüllerimiz bir, kalbimiz bir ve yolumuz bir. Bizleri yalnız bırakmadığınız için her birinize ayrı ayrı teşekkür ederim. Herkesten Allah razı olsun. Belediye Başkan Adayımız Aydoğan kardeşimizi de sizlere emanet ediyoruz” dedi.

“GELECEK PARTİSİ OLARAK 250 BELEDİYE BAŞKAN ADAYI ÇIKARDIK”

Başcı, Gelecek Partisi olarak ülke genelinde 250 yerde belediye başkan adayı gösterdiklerini, yaklaşık 250 yerde de bazı partilerle ittifak yaparak adaylarını desteklediklerini dile getirerek şunları söyledi: “Öncelikle seçimlerin ülkemize, milletimize hayırlı olmasını temenni ediyorum. Huzurlu bir seçim olmasını temenni ediyorum, seçim günü yaklaştıkça sıkıntılar artıyor diye düşünüyorum. İnşallah Seçimlerde bizim kazanabileceğimiz yerlerde adaylarımızı çıkardık. Gelecek Partisi olarak 250 belediye başkan adayı çıkardık, 250’de ortak aday olmak üzere toplam 500 adayımız var. Formalite adayı çıkarmadık.  Bugün Keşan’daydık. Keşan’da da adayımız var. Sizler de çok iyi tanıyorsunuz; gayretli, samimi, özverili bir kardeşimiz. İnşallah o da üzerine düşen görevi yapıyor ve mücadelesini veriyor. Ama bizim eksik tarafımız şu; diğer siyasi partiler propagandalarını yüksek paralar harcanarak yapıyor. Biz de öyle bir şey söz konusu değil. Bizim adaylarımız ne harcıyorlarsa kendi ceplerinden harcıyor ve propagandalarını o şekilde yürütmeye çalışıyor. Mütevazi bir seçim süreci yaşıyoruz. Özellikle iktidar partisi, devletin imkânlarını var gücüyle kullanıyor. Sizler de iyi biliyorsunuz; aslında seçimlere giderken üç bakan istifa etmesi gerekiyordu ve genelde hep öyleydi. İçişleri Bakanı, Ulaştırma Bakanı ve Adalet Bakanı. Ama maalesef son dönemde Cumhurbaşkanı hükümet sistemi ile beraber bakanların istifa etmesi ortadan kalktı. Tüm bakanların hepsi de iktidar partisinin adaylarını var güçte destekliyorlar. Alanlarda yoğun bir şekilde siyaset yapıyorlar. Bu da yarışın etik olmadığını ve rekabet ortamında seçimin istikrarlı bir sonuca doğru gitmesini engellediğini diye düşünüyoruz. Çünkü iktidar diğer seçimde olduğu gibi bu seçimlerde de vatandaşa bol keseden rüşvet dağıtıyor, işin tabiri açık olarak söylemek gerekiyorsa. Bu da seçimlerin zayıf ve sıkıntılı tarafları diye düşünüyorum. Bir şekilde bu seçimler yapılacaktır.

Baş: “Madem kişi başına 13 bin dolar düşüyor, bu para nerede?” Baş: “Madem kişi başına 13 bin dolar düşüyor, bu para nerede?”

“SEÇİMDEN SONRA ÜLKEYİ YOĞUN BİR ZAM FURYASI BEKLİYOR”

Seçimin ardından vatandaşların zam furyasıyla karşı karşıya kalacağını dile getiren Abdullah Başçı, açıklamasına şöyle devam etti:“Seçimden sonra ülkede aynı geçen seçimlerde olduğu gibi yoğun bir zam furyasının yaşanacağını, ekonominin daha da kötüye gideceğini ve ülkede vatandaşların daha büyük sıkıntılar çekeceğini buradan görüyoruz. İnşallah iktidara net bir ders verici sonuç elde edilirse, belki iktidarda kendine çeki düzen verir ve adımları daha dikkatli atmasına vesile olur diye düşünüyorum.”

"ÜLKE HIZLA TEK ADAMLIK SİSTEMİNE DOĞRU GİDİYOR"

Başcı, tek adamlık sistemin Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi olarak gündeme geldiğine vurgu yaparak; “Ama şu anda tek adamlık sistemine doğru hızla gidiyor. Onun neticesi olarak bakanlar da emir kulum olarak Cumhurbaşkanının iki dudağının arasından çıkan kelimelere göre hareket ediyorlar. Aslında işin özü devletin işleyen bir çarkı vardı. Bu çark istikrarlı bir şekilde işliyordu. Bir yerde hata yapıldığı zaman o kurumun, kuruluşun yan kuruluşları ile beraber o hatalar giderilmeye çalışılıyordu. Bir karar alınıyorsa, istişare kültürü işletilerek kararlar alınıyordu. Bakanların müsteşarları vardı o müsteşarlar devletin omurgasını çalışmasını çok iyi bilen kişilerdi. Bakanlar milletvekilleri arasından seçiliyordu, ama şimdi öyle bir şey yok. Bakanlar tamamen cumhurbaşkanına tabi, cumhurbaşkanının emirleri doğrultusunda hareket ediyorlar. Bir bakan karara alırken kendi başlarına karar alması ortadan kalktı. Cumhurbaşkanının emirlerini yerine getirmeye çalışıyorlar ve ortamı kendilerinin bir emir doğrultusunda çalıştıklarını kendileri de biliyorlar. Bakan yardımcıları zaten onların çalışmalarını yakından takip ediyor. Bakan yardımcıları da kendilerine göre Cumhurbaşkanı ve parti için olumsuz şeyleri hemen cumhurbaşkanına götürüyorlar.  Bakan formalite haline gelmiş oluyor. Bu da Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin ülkemize getirmiş olduğu en kötü bir seçenek olduğunu düşünüyoruz” dedi.

"İSRAİL’İN GAZZE SALDIRISINDA HÜKÜMET SINIFTA KALDI"

Gelecek Partisi olarak İsrail’in Filistin’e saldırmasının ilk gününden itibaren genel başkan Ahmet Davutoğlu olmak üzere tüm arkadaşlarıyla beraber bu konunun üzerine hassasiyetle gittiklerini belirten Başcı, açıklamasını şöyle tamamladı: “Genel başkanımız grup toplantımızda 1 saat süren bir açıklamada bulundu, hükümeti uyardı. Hükümet buna karşı kitleleri meydanlara toplayarak vatandaşların gazını alma yoluna gitti. Daha sonra da o işler orada bitti. Şu anda hala İsrail’e Türkiye’den ihracat devam ediyor. Sert tepkiler göstermemize rağmen dışarıda içeride buna karşı sert açıklamalar olmasına rağmen, hala Türkiye’den demir, çelik, petrol ve hassas olan malzemelerin ihracatı devam ediyor. Buna bir dur diye yok. Bu arada genel başkanımız Ahmet Davutoğlu, bir çalışma başlattı. Dünyadan tanınmış kanaat önderleri ile İngiltere’de bir araya geldi. Gazze için atılabilecek adımları bizzat orada masaya yatırdılar. Bir çalışma grubu oluşturuldu, o grup hala yoğun bir çalışma içerisinde. Bu çalışmalar bile mevcut iktidar sabote etmeye çalışıyor. Yalnız Gazze değil, aslında bugün Gazze’yi yoğun bir şekilde konuyoruz. Doğu Türkistan’da da acımız sıkıntımız çok büyük. Ora ile ilgili de biz daha çok 200 bin civarında imza topladık. Başta TBMM İnsan Hakları Komisyonu’na ve BM İnsan Hakları Komiserliği’ne bu imzaları gönderdik. Türkiye’nin bu konudaki hassasiyetlerini dile getirdik. Ama o süreçte ne milliyetçi geçinen Bahçeli’den ne de Müslüman geçinen Erdoğan’dan ses çıkmadı.  Onlar bizim bu hamlelerimize karşı, meydanlarda alanlarda protestolarımıza karşı, imza kampanyalarımıza karşı valilikler ve kaymakamlıkları da harekete geçirerek bizim bu çalışmalarımızı engellediler. Aslında bunların ağzında çıkan kelimelerle icraatlarının çok farklı olduğunu görüyoruz. İktidarda farklı bir siyasi parti olsaydı bunların yaygarasından geçilmezdi. Ama bunlar İsrail’i görüntüde kınar gibi oluyorlar ama el altından ticari faaliyetlerini devam ettiriyorlar. Bunlar Filistin ile ilgili de bir adım atmaktan acizler çünkü bir çok İslam ülkesi lideri var. Onlarla beraber Türkiye acizliğini maalesef Gazze konusunda ortaya koymuş vaziyette. Ne kadar din kitap Allah diyerek yola çıkan bir partinin liderinin maalesef bu konuda sınıfta kaldığını görüyoruz.

"KEŞANLI HEMŞEHRİLERİMİZE TEŞEKKÜR EDİYORUM"

Başcı, öte yandan çarşı ziyaretleri sırasında Keşanlıların sıcak ilgisi ile  karşılaştığını belirterek bu nedenle tüm Keşanlılara kendisine göstermiş oldukları ilgi ve alakadan dolayı teşekkür etti.