ERDOĞAN DEMİR

Uyar ayrıca Gazze halkının kardeş olarak gördüklerini de değerlendirerek, 12.Kalkınma Planı ve ülke ekonomisi ile ilgili açıklamalarda bulundu.

Uyar’;  “Her gün, Rabbimiz Allah’tır dedikleri için katledilen Gazze halkına kardeşliğimizi bir kez daha ilân ediyorum. Zulüm bitene dek Keşan’dan mazlum feryatlara sessiz kalmayacağımızı da belirtmek istiyorum mazlumdan yana olan herkesi de sesimize ses olmaya davet ediyorum.” dedi.

Cumhuriyeti 100. yıl dönümünü kutladığını da belirten Uyar, “Daha nice yüzyıllara temennisinde bulunuyorum. Burada Yeniden Refah Partimizin bugün müzakere edilen 12. Kalkınma planı ortada. Vadeli program son derece önemli gördüğümüz ve hükümetin genel olarak ekonomi ile ilgili hedefleri ve bizlere vermiş olduğu verilerle ilgili görüşlerimizi ifade etmek istiyoruz.” şeklinde konuştu.

BÜTÇE AÇIĞI ÖNEMSEDİĞİMİZ BİR VERİ

Uyar, açıklamasına öncelikle bütçe açığıyla başlamak istediğini belirterek “Bütçe açığı son derece önemsediğimiz bir veri. 2022 yılında 142 milyar olan bütçe açığının 2024 yılında yani 2 sene içerisinde 2 trilyon 652 milyar liraya yükseleceğini görüyoruz. 2022 yılında bütçenin sadece %4.8 olan bütçe açığı 2024'te %24 oranına geliyor.  Bu borçlanma demektir, yeniden borçlanma demektir. Faiz önemli bir veri 2022 yılında 325 milyar lira olan faiz harcamaları, 2026 yılında 2 trilyon 321 liraya fırlamaktadır. Bütçe açığından borçlanmadan kurtulmadan ödenmesinden kurtulmamız da mümkün değildir.  Orta vadeli programa göre önümüzdeki 3 senede 5 trilyon 431 milyar lirayı faize ödeyeceğiz.  Dolar karşılığı 125 milyar dolara geliyor, bu meblağ, yatırıma, üretime, teknolojiye aktarılsın.  Ayrıca faizlerin arttırılması yerli ve yabancı yatırımcıyı tarım ve üretim yerine mevduat faizine yöneltecek, yükselen kredi maliyetleri de nihai ürüne yansıtılıyor. 2022'de 2.38 trilyon lira olan vergi, 2023'te 4.32 trilyon liraya, 2026'da 11 trilyon lira seviyesine fırlıyor.  2022 yılında Milli gelire vergilerin oranı yüzde 115 iken 3 sene içinde bu oran %2'ye çıkıyor. %3'lük artış nedeniyle 3 trilyon 836 milyar lira fazladan vergi toplanacak. Deprem dolayısıyla bunlar toplanıyor deniliyor. Ancak depremin maliyetinin 3 trilyon lira mertebesinde olduğu ifade edildiğinde 836 milyar lira. Yani yaklaşık 1 trilyon lira fazladan vergi toplanması manasına geliyor. Bu arada bir önceki Orta vadeli programda tahmin edilen vergi gelirlerinin yani yeni Orta vadeli programda iki ile çarpılmış durumdadır yine önemli bir konu 2022 yılında toplanan vergilerin %13.6'sı faize giderken 2026 yılında vergilerin %20.2'si faize gitmektedir yani vatandaşa hizmet adına kullanılması gereken vergi gelirlerinin maalesef faize giderek, artan oranda yatırıldığını görmekteyiz. Tabii ki enflasyonun %100'ü bulacağı 2026 yılında düşürüleceği ifade ediliyor. Ancak aynı anda dolar kurunun 24 liradan 48 liraya 2026'da çıkacağı ifade ediliyor. Bu kadar dolara bağımlı ithalata bağımlı bir ekonomide bir yandan dolar 2 misli değerlenirken, bir yandan enflasyon nasıl bir birbirine düşecek. Yine dış ticaret açığı Türkiye ekonomisinin en önemli sorunu olan dış ticaret açığı ile ilgili 2024-2025 yıllarında yaklaşık 105 milyar dolar seviyesinde olan dış ticaret açığının 2026 yılında azalmak bir yana 112 milyar dolar seviyesine çıkacağı ifade ediliyor.  Özetle önümüzdeki 3 senede borçlanma, yüksek borç faizi, vergi artışı ve devlet varlıklarının satışı ekonomisinin uygulanması devam edecek gözüküyor.

İşsizlikle ilgili 3 yılın sonunda %10.3- %19.3 düşürülecek. Bu da üzülerek ifade ediyorum devede kulak mertebesinde bir durum. Tabii ki hükümet bütçesinde bir tasarruf olmadığını da ifade etmek isterim. 2024'te enflasyon %33, ancak merkezi yönetim bütçesi enflasyonun iki katı oranında yüzde 62 arttırılacak. 65 trilyon liraya çıkıyor, bizler Yeniden Refah Partisi olarak, hükümete bu borca, faize ve vergilere dayalı ekonomi politikası yerine adil bir ekonomi modeline bir an önce geçmesini sağlayacak önerilerimizi şu şekilde sıralıyoruz.” dedi.

BÜTÇE AÇIĞI İÇİN ÖNERİLERİMİZ

Kamuda tasarrufa gidilmesi gerektiğini belirten Uyar, konuşmasını şöyle tamamladı: “İsrafın mutlaka önlenmesi merkezi ve yerel yönetim bütçelerinde denk bütçenin yapılarak yeni borçlanmalara son verilmesi, yeni borçlanma yapmayarak kamunun faiz yükünün yıllar itibariyle azaltılması, 54.  hükümette büyük bir başarıyla uygulanan kamu tek hesabına yeniden geçilerek, faizden kurtulması. Milli kaynak paketleri önerilerimiz hayata geçirilip, borçsuz zamsız, vergisiz kaynak üretilerek bu kaynakla da dar gelirli milyonların alım gücünün refah seviyesinin arttırılması.  %70'i geniş alt kesimlerinden toplanan dolaylı vergilerle dayalı mevcut vergi sistemi yerine adil bir vergi sistemine geçilmesi, ihracat hacminin arttırılması için, Avrupa pazarlarına ek olarak D8 pazarının canlandırılması, tarım ve hayvancılığın desteklenmesi, tarımsal üretimin maliyetlerinin düşürülmesi, katma değeri yüksek olan %8 0 oranında ithalata bağımlı yerli üretim yapılmasının terk edilmesi. Üretim, istihdam ve ihracata dayalı, özellikle de katma değerli üretime ve ihracata dayalı bir ekonomi modeline geçilmesi. Yine faiz belasından kurtulmak istiyorsak, denk bütçe ve kamu tek uygulanması ile kamunun borçlanmasının önlenmesi vatandaşın alım gücünün arttırılarak, vatandaşın borçlanmasının önüne geçilmesi, faizsiz kredi ve teşviklerle de özel sektörün faizli borçlanmasının mutlaka önüne geçilmesi gereklidir. Bu önerilerimizi dikkate alınması ümidiyle.”