86 yıllık ömür, 45 yıllık zanaat: İpsala’nın “Foterli İsmet Ağa”sı geleneksel bastonculuğu yaşatıyor
İpsala yöresinde yarım asra yaklaşan süredir el emeği göz nuru bastonlar üreten ve çevresinde “Foterli İsmet Ağa” olarak tanınan İsmet Çakır, ilerleyen yaşına rağmen zanaatını ilk günkü aşkla sürdürmeye devam ediyor.
Kırsal yaşamın zorluklarını, emeğin ve sabrın önemini anlatan bir ömrü geride bırakan İsmet Çakır, unutulmaya yüz tutan geleneksel el sanatlarının bölgedeki en önemli temsilcileri arasında yer alıyor.
ÇOBANLIKTAN USTALIĞA UZANAN BİR YAŞAM HİKÂYESİ
1938 yılında dünyaya gelen İsmet Çakır, aslen İpsala’nın Koyuntepe Köyü’nden. Gençlik yıllarında Kumdere Köyü’nde uzun süre çobanlık yaparak hayatın dağda ve bayırda geçen zorlu şartlarıyla mücadele eden Çakır, yıllar içinde edindiği yaşam tecrübesini el sanatlarına aktardı.
Hayatının dönüm noktalarından biri olan bastonculuğa 1981 yılında adım atan Çakır, yaklaşık 45 yıldır ahşaba şekil veriyor. Kendi elleriyle hazırladığı bastonlar, yalnızca birer yürüyüş gereci değil; aynı zamanda bölgenin kaybolmaya başlayan kültürünün ve el emeğinin birer nişanesi olarak öne çıkıyor.
KIRSALIN VE EMEĞİN SİMGESİ: “FOTERLİ İSMET AĞA”
Başıdan eksik etmediği foter şapkası ve kendine has duruşuyla çevresinde “Foterli İsmet Ağa” olarak anılan İsmet Çakır, zanaatına duyduğu sadakatle bölge halkının sevgisini ve takdirini kazanmış durumda.
Şimdilerde eşiyle birlikte Yapıldak köyünde mütevazı bir yaşam sürdüren 86 yıllık usta, ilerleyen yaşına ve fiziksel zorluklara rağmen atölyesinden veya ahşapla olan bağından kopmuyor. Günlerini ahşaba yön vererek, onu yontarak ve zımparalayarak geçiren Çakır, genç nesillere sabrın ve meslek sevgisinin en güzel örneklerinden birini sunuyor.
KÜLTÜREL BİR DEĞER YAŞATILIYOR
Endüstriyel üretimlerin ve seri imalatın her alanı sarıldığı günümüzde, İsmet Çakır’ın ellerinde hayat bulan bastonlar geleneksel üretimin direncini simgeliyor. Yaklaşık yarım asra yaklaşan bu ustalık hikâyesi, yalnızca bir bireyin meslekî mücadelesi değil; aynı zamanda İpsala'nın ve Trakya kırsalının hafızasında iz bırakan kültürel bir değerin yaşatılması anlamına geliyor.
“Foterli İsmet Ağa”nın hikâyesi, emeğin yaş sınırının olmadığını ve sevgiyle yapılan her işin zamana meydan okuyabileceğini bir kez daha gözler önüne seriyor.




