Hasret Dinç’ten 2 Ağustos açıklaması
Unutulan bir insanlık dramı: 2 Ağustos Roman Soykırımı Anma Günü ve kronikleşen toplumsal sorunlarımız
ERDOĞAN DEMİR
28. Dönem Edirne Milletvekili Adayı Hasret Dinç, 2 Ağustos Roman Soykırımı Anma Günü nedeniyle yazılı bir açıklama yaptı.
Dinç’in açıklaması şöyle;
“İkinci Dünya Savaşı sırasında Nazi Almanyası tarafından sistematik şekilde katledilen yüz binlerce Roman, 2 Ağustos Roman Soykırımı Anma Günü vesilesiyle dünyanın birçok ülkesinde olduğu gibi ülkemizde de çeşitli etkinliklerle anılmaktadır. Bu anlamlı gün yalnızca tarihin en karanlık insanlık suçlarından birini hatırlatmakla kalmamakta, Roman vatandaşlarımızın bugün hâlâ mücadele etmek zorunda kaldığı derin sosyoekonomik sorunları da yeniden gündeme taşımaktadır.
II. Dünya Savaşı’nın en acı sayfalarından biri olan ve Roman dilinde “Büyük Yıkım” anlamına gelen Porrajmos (Samudaripen), Roman halkının sistematik biçimde hedef alındığı soykırımı ifade etmektedir. Holokost denildiğinde çoğunlukla yalnızca Yahudi Soykırımı akla gelse de Nazi rejimi; Romanları, engellileri, siyasi muhalifleri, eşcinselleri, Yehova Şahitlerini ve ideolojisine uymayan birçok insanı da kitlesel katliamlara maruz bırakmıştır.
Avrupa Parlamentosu, 2015 yılında 2 Ağustos’u resmen Avrupa Roman Soykırımı Anma Günü olarak tanımıştır. Bu tarih, yaşanan insanlık suçunun unutulmaması, nefret söylemi ve ayrımcılığa karşı toplumsal hafızanın canlı tutulması açısından büyük önem taşımaktadır.
Nüfusumuzun önemli bir bölümünü Roman vatandaşlarımızın oluşturduğu Keşan’ımızda yerel yöneticilerin, mülki idarenin ve kamu kurumlarının böylesine anlamlı bir günü atlamaları, tek bir anma mesajı dahi yayımlamamış olması son derece üzücüdür. İlçemizin demografik yapısı dikkate alındığında toplumsal hafızaya, eşit yurttaşlık anlayışına ve ortak vicdanımıza zarar verdiğini düşünüyorum.
2 AĞUSTOS’UN TARİHİ ANLAMI
2 Ağustos 1944 gecesi Polonya’daki Auschwitz-Birkenau Toplama Kampı’nda bulunan ve “Çingene Aile Kampı” olarak adlandırılan bölümde kalan son 2.897 Roman; kadın, çocuk ve yaşlı ayrımı yapılmaksızın gaz odalarında katledildi. Bu gece, Roman halkının sistematik biçimde yok edilmeye çalışıldığı sürecin en acı sembollerinden biri olarak tarihe geçti.
Tarihçiler, Nazi rejimi ve iş birlikçileri tarafından savaş yıllarında yaklaşık 220 bin ila 500 bin Romanın katledildiğini değerlendirmektedir. Aradan geçen onlarca yıla rağmen Avrupa’nın farklı bölgelerinde yeni toplu mezarlar ve yeni belgeler ortaya çıkmaya devam etmektedir.
İLÇEMİZDEN TÜRKİYE’YE: ÇÖZÜM BEKLEYEN YAPISAL SORUNLAR
Soykırımın yıl dönümünde yalnızca geçmişte yaşanan acıları değil, Roman toplumunun bugün de karşı karşıya bulunduğu yapısal sorunları konuşmak zorunda olduğumuza inanıyorum.
Yaklaşık her beş kişiden ikisinin Roman vatandaşlardan oluştuğu Keşan’ımızda bu sorunların en belirgin şekilde hissedildiği yerlerden biridir. Barınma, eğitim, istihdam ve sosyal dışlanma gibi alanlarda yaşanan sıkıntılar yalnızca ilçemize özgü değildir; Türkiye’nin birçok bölgesindeki Roman vatandaşlarımızın ortak gerçeğidir.
Eğitim, Gettolaşma ve Düşük Okuryazarlık
Mevcut adrese dayalı eğitim sisteminin, Roman çocuklarının yoğun olarak yaşadığı mahallelerde eğitimde fiilî bir ayrışmaya ve gettolaşmaya neden olduğunu düşünüyorum. Keşan’da adrese dayalı eğitim sisteminin uygulanmaya başlamasından bu yana bu sorunun yeterince ele alınmadığı kanaatindeyim. Bu nedenle sistemin yeniden değerlendirilmesi ve eğitimde fırsat eşitliğini güçlendirecek uygulamaların hayata geçirilmesi gerekmektedir.
Bölgedeki düşük okuryazarlık oranları, gençlerimizin lise ve üniversite eğitimine erişimde yaşadığı güçlükler ve okula devam eden birçok öğrencinin dahi temel okuma-yazma becerilerindeki eksiklikler, sorunun yalnızca okula erişim olmadığını; nitelikli eğitime ulaşma konusunda da ciddi problemler bulunduğunu göstermektedir.
Roman mahallelerinde uzun yıllardır devam eden altyapı eksiklikleri ve yetersiz barınma koşulları yalnızca fiziksel yaşam kalitesini değil, sosyal yaşamı da olumsuz etkilemektedir. Plansız kentsel müdahaleler ise Roman toplumunun güçlü mahalle kültürünü zayıflatmakta ve dayanışma kültürüne zarar vermektedir.
İstihdam ve Güvencesiz Çalışma
Roman vatandaşlarımızın önemli bir bölümü düzenli ve güvenceli işlere erişememekte; kayıt dışı, geçici ve düşük gelirli işlerde çalışmak zorunda kalmaktadır. Bu tablo ekonomik eşitsizlikleri derinleştirirken toplumsal adalet duygusunu da zedelemektedir.
Toplumsal Önyargı ve Ayrımcılık
Roman vatandaşlarımızın günlük yaşamda ve medyada maruz kaldığı önyargılar ile ayrımcı yaklaşımlar, onların toplumsal yaşama eşit bireyler olarak katılmasının önündeki en büyük engellerden biri olmaya devam etmektedir. Bu anlayışın değişmesi yalnızca Roman toplumunun değil, tüm toplumun ortak sorumluluğudur.
AYRIMCILIĞA KARŞI ORTAK SORUMLULUK
Roman Soykırımı uzun yıllar boyunca dünya tarihinde hak ettiği ölçüde yer bulamamış, büyük ölçüde sessizliğe mahkûm edilmiştir. Oysa 2 Ağustos yalnızca bir yas günü değil; aynı zamanda insan haklarını, eşit yurttaşlığı ve toplumsal vicdanı yeniden hatırlama günüdür.
Yerel yöneticileri, kamu kurumlarını ve karar vericileri sorumluluk almaya davet ediyor; benzer acıların ve hak ihlallerinin bir daha yaşanmaması için kapsayıcı kamu politikalarının hayata geçirilmesini, eğitimde ayrışmayı besleyen uygulamaların ortadan kaldırılmasını, nitelikli eğitime erişimin güvence altına alınmasını ve ayrımcılıkla kararlı biçimde mücadele edilmesini temenni ediyorum.
Unutulmamalıdır ki güçlü toplumlar, geçmişin acılarıyla yüzleşebilen, farklılıklarını zenginlik olarak gören ve tüm vatandaşlarına eşit fırsatlar sunabilen toplumlardır. Roman Soykırımı’nın hatırası da bizlere tam olarak bunu hatırlatmaktadır.”




