ERDOĞAN DEMİR

 CHP Sözcüsü Faik Öztrak, Kızılay Başkanı’nın kendisine yönelik eleştiriler üzerine yaptığı açıklamada sivil-asker işbirliği mekanizmalarının geçmiş dönemlerde çökertildiği yönündeki ifadelerini değerlendirerek, “Anlaşılan Kızılay Başkanı, önümüzdeki dönemde açılacak görevi ihmal, görevi savsaklama, görevi suiistimal davalarında, sadece sanık olarak kalmayacak, aynı zamanda tanık ve itirafçı da olacak” diye konuştu.

 CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak, dün Genel Merkez’de MYK gündemine ilişkin yaptığı basın toplantısında şunları söyledi:

 Bugün toplantımıza Cumhuriyet Halk Partisi ailesinden, acı bir haberle başlıyoruz. Değerli gazeteci, önceki dönem TBMM Grup Basın Danışmanımız ve yine önceki dönem RTÜK üyesi İsmet Demirdöğen’i tedavi gördüğü hastanede bugün kaybettik. Kendisine Allah’tan rahmet, ailesine, sevenlerine ve partimize sabır ve başsağlığı diliyoruz.

 ÇADIR DA YOK, İSTİFA EDEN DE

Memleketimizde; aklı, ahlakı bitiren, liyakati öldüren, adaleti katleden, devletimizin dirliğine, milletimizin birliğine kasteden, çürümüş, yozlaşmış bir yönetimi, milletimizin göndermesine, artık sayılı günler kaldı. Deprem felaketinin üzerinden 1 ay 3 gün geçti. 46 bin 104 yurttaşımızı kaybettik. Bazı yurttaşlarımızın cenazeleri bile enkazdan çıkarılamadı. Cenazeler yok. Çadır yok. Konteyner yok. Hijyen yok. İçmeye su yok. Ve ar edip de, istifa eden tek bir yönetici de yok.

 KIZILAY ARTIK BİR TİCARETHANE

Milletin göz bebeği Kızılay’ı, “Hayır kurumu” olmaktan çıkarmışlar. Yandaşlarının kesesini doldurmak için, arpalığa çevirmişler. Saray; “Hayır”ı, “Kayır” anlayıp, yanaşmalarını, beslemelerini, Kızılay’a doldurmuş. Eski Kızılay mensuplarından öğreniyoruz ki, mevcut Kızılay Başkanı, 12 ayrı şirketten, 36 asgari ücret tutarında maaşı, “Huzur hakkı” diyerek, her ay cebine atıyormuş. Biz; “Saray ve şürekâsı, 3-5 ayrı yerden maaş alıyor” diye, eleştiriyorduk. Meğer rekor, bir düzine şirketten maaş alan, Kızılay Başkanı’ndaymış. İşte kavga bundan çıkar. Kızılay, artık bildiğimiz Kızılay değil… Kızılay artık; milletin bağışladığı paralarla, afetzedeler için ürettiği çadırları, konserveleri, afette ücretsiz dağıtmayan, diğer hayır kurumlarına satan, bir ticarethane… Bunun adı deprem fırsatçılığıdır. Bunun adı ölü soyuculuğudur. Türkiye, böyle bir çürümüşlüğü, böyle bir yozlaşmayı, tarihinin hiçbir döneminde görmedi, yaşamadı…

 AHLAK GÖMLEĞİNİ ÇOKTAN ÇIKARIP ATTILAR

Ahlak gömleğini çıkaran, başka hiçbir gömleği giyemez. Son deprem felaketinde bir kez daha gördük ki, bunlar ahlak gömleğini çoktan çıkarıp atmışlar. 21 yıl önce “Mücahit olacağız” deyip gelenler, 21 yıl sonra “Müteahhit” olmuş. 21 yıl önce “Harun olacağız” diyerek gelenler, 21 yıl sonra “Karun” olmuş. Bunlar dünyalıklarını yapmak için, ahiretlerini yakmış. Yıllardır, “Allah bizi utandırmasın” dediler… Ama utanmayı bilmeyenlere, Yüce Allah ne yapsın. Kızılay kimin himayesinde? Kızılay tüzüğüne göre; Erdoğan’ın yüksek himayesinde… Milletimiz de işte bunun için, depremin ilk günlerinde, “Kızılay nerede?” diye, Erdoğan’a feryat etti. Peki, Erdoğan milletin feryatlarına ne cevap verdi? “Be ahlaksız, be namussuz, be adi…” Bir kere daha, testinin içindeki, dışına sızdı. Depremden sonra, elindeki çadırları, konserveleri parayla, hayır kurumlarına satanları, Kızılay’ı ticari holdinge dönüştürenleri, dünyada huzura ermek için, koskoca Kızılay’ı kendilerine arpalık yapanları görünce, biz de Erdoğan’a soruyoruz: “Kim ahlaksız? Kim namussuz? Kim adi?”

 KIZILAY BAŞKANININ O KOLTUKTA OTURDUĞU HER DAKİKA HARAMDIR

Tabi ön teker nereye giderse, arka teker de oraya gider… Erdoğan bu kepazeliği, millete küfür ederek himaye ederse, Kızılay’ın başındaki de çıkar, kendini istifaya çağıranlara, “Goygoycu” der. Bir kere daha söyleyelim. Kızılay Başkanının o koltukta oturduğu her dakika, haramdır… Yazıktır… Günahtır…

 KIZILAY BAŞKANI SADECE SANIK DEĞİL, TANIK VE İTİRAFÇI DA OLACAK

Ama görünen de o ki, Kızılay Başkanı, pabucunu öyle ucuza bırakmak niyetinde değil… Depremin ardından 48 saatte yaşananları, bakın nasıl itiraf ediyor: “Askerler olağanüstü durum için, afet için yetiştirilmiş insanlardır. Siz afet operasyonunun içerisinde, askeri konumlandıramazsanız, askeri kapasiteyi konumlandıramazsanız, yanlış yaparsınız. Siz bir taraftan S-4 seviyesinde, uluslararası bir afet yardım çağrısında bulunuyorsunuz, ama kendi içinizde, sivil-asker işbirliği mekanizmanız, maalesef geçmiş dönemlerde çökertildiği için, bu mekanizmadan faydalanamıyorsunuz.” Bu sözler Erdoğan’ın himayesindeki, Kızılay Başkanının sözleri. “Ben başkomutanım” deyip, caka satmaya gelince ordumuzu hatırlıyorsunuz. O zaman bizde soruyoruz: Afet operasyonu içinde, askeri konumlandırmayı kim unuttu? Askeri kapasiteden tam anlamıyla yararlanmayı kim unuttu? Sivil-asker işbirliği mekanizmasını kim çökertti? Bu ihmaller silsilesi nedeniyle, milletimizi 48 saat boyunca enkaz altında kim unuttu? Vatandaşlarımızı enkaz altında donarak ölmeye, kim terk etti? Anlaşılan ‘Kızılay Başkanı, önümüzdeki dönemde açılacak görevi ihmal, görevi savsaklama, görevi suiistimal davalarında, sadece sanık olarak kalmayacak, aynı zamanda tanık ve itirafçı da olacak.

 ERDOĞAN’IN VEHİMLERİNE GÖRE AFET PLANI

Şimdi daha önce bu resmi dokümanı göstermiştim. Türkiye Afet Müdahale Planı… Yaşadığımız felakete, doğru dürüst müdahale edilmemesinin sorumlusu, bu plana imza atan, Recep Tayyip Erdoğan’dır. Afetle mücadelede tüm Bakanlıklar, ana çözüm ortağı olarak belirlenmiş. Ama Türk Silahlı Kuvvetleri ve Milli Savunma Bakanlığı, ana çözüm ortakları arasında yok. Trol ordularına sahip, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, afetlerde ana çözüm ortağı. Ama Peygamber ocağı ordumuz, olağanüstü durumlar için, afet için yetiştirilmiş Mehmetçiğimiz, afet operasyonunun içerisinde, hiç konumlandırılmamış. Afette destekleyici, tali çözüm ortağı yapılmış. Bu nasıl bir akıl tutulmasıdır. Erdoğan’ın vehimleri, korkuları, ideolojik körlüğü, bu plana yansımış. Sonuç: Enkaz altında on binlerce yurttaşımız, bağıra, bağıra donarak öldü. Bunu ne biz unuturuz. Ne de milletimiz unutur.

 AFET BUNLARIN ELİNDE FELAKET OLDU

Bu yönetim sadece algı operasyonu yapar. Sadece ihale peşinde koşar. Depremin üzerinden, tam 31 gün geçti. Ama yaşadığımız deprem felaketinin, ekonomik ve sosyal maliyetlerine ilişkin, devlet tarafından hazırlanması gereken, bir hasar tespit raporu hala ortada yok. Güya Ucube Erdoğan Şahsım Rejimi, çok hızlı karar alacaktı. Bürokrasiyi azaltacaktı. Böyle diyerek bu ucubeyi, millete pazarladılar. Ama yaşadığımız her afet, “Liyakat yerine sadakat” diyen, “Vatandaş yerine, önce yandaş” diyen, “Her şeyi ben bilirim” diyen, kibir abidesinin elinde büyük bir felaket oldu.

 99 DEPREMİNDE DPT’NİN HAZIRLADIĞI RAPOR

Şimdi şu dokümana dikkatle bakmanızı rica ediyorum. 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nden tam 21 gün sonra, 8 Eylül 1999 tarihinde, Başbakanlık Devlet Planlama Teşkilatı, kalem, kalem… Sektör, sektör… Marmara Depremi’nin ekonomik ve sosyal maliyetlerini, oturup hesaplamış. Depremin, bütçeye etkilerini, ilave finansman ihtiyacını tespit etmiş. Kısa, orta ve uzun vadede, yapılması gerekenleri bu raporda teker teker saymış. Yetmemiş karar alıcılara yine bu raporda tedbirler önermiş. Bu rapor hazırlandığında ben de, Devlet Planlama Teşkilatı’nda, Müsteşar Yardımcısıydım. Planlama Teşkilatı olarak, gece gündüz özveriyle çalıştık. Ve bu raporu çok kısa bir sürede hazırladık. Şimdi bugün yine bu Türkiye Afet Müdahale Planı’na göre böyle bir raporun hazırlanması gerekiyor. Bu rapor nerede? Erdoğan’ın imzaladığı, Afet Müdahale Planı. Ne yazıyor burada, bu işin sorumlusu kim? Hazine ve Maliye Bakanlığı. Peki, Hazine ve Maliye Bakanı ne yapıyor? Afetzedelerin önünde, kamera kadrajına girmek için, Binali Yıldırım’la mücadele veriyor.

 ÖNÜ ARKASI DÜŞÜNÜLMEDEN ALINAN HER KARAR BOŞTUR

Depremin sebep olduğu, ekonomik ve sosyal yıkımın fotoğrafı çekilmeden, ilave finansman ihtiyacı belirlenmeden, depremin yaralarını nasıl saracaksınız? Dünyadan nasıl destek alacaksınız? Nasıl yardım isteyeceksiniz? İşte bu yılın daha ilk iki ayında, Hazine nakit dengesi alt-üst oldu. İlk iki ayda Hazine’nin nakit açığı, 226 milyar liraya ulaştı. Bu bir rekor… Bu açık neyle kapatılacak? Borçla… Ek bütçe yapmadan, ilave finansman kaynakları bulmadan, “Kervan yolda dizilir” anlayışıyla, bu işler geçiştirilmez, savuşturulmaz. Şuanda yapılan milletin sırtına yeni, cesameti belirsiz, son derece ağır yükleri bırakmaktır. Benim oğlum bina okur, döner döner yine okur. İşte dün TBMM’de, kurumlar vergisi mükelleflerine verilen vergi teşviklerinden, yüzde 10 ilave kesinti yapacak, bir düzenleme getirdiler. Tutarlı bir finansman programı ortada yok, parça başına işler yaparak, önünü ardını iyi düşünmeden alınan her karar, aslında boşa alınmış karardır.

 AB TOPLANTISI DOĞRU DÜRÜST BİR HASAR TESPİT RAPORU OLMADIĞI İÇİN Mİ ERTELENDİ

Ortada ciddi bir hasar tespit raporu olmadığı için, Avrupa Birliği’nin, 16 Mart’ta Brüksel’de yapacağı, Uluslararası Donörler Toplantısını erteleyeceğini duyuyoruz. Allah aşkına! Bu Nebati Bakan ne iş yapıyor? Ne işe yarar? Umarım bu duyduklarımız gerçek değildir. Ve biran önce bu Dönerler Toplantısı yapılır, gerekli yardımlar hızla ülkemize gelmeye başlar.

 İŞ BAŞINA GELİR GELMEZ BUNLARI YAPACAĞIZ

Genel Başkanımız, Millet ittifakının Cumhurbaşkanı adayı, Sayın Kemal Kılıçdaroğlu, en son geçtiğimiz hafta, hızla alınması gereken bir takım tedbirleri açıkladı. Biz bunları burada bir kez daha tekrar edelim. İş başına gelir gelmez; deprem bölgesindeki insanlarımızı rahatlatmak için, şu adımları hızla atacağız: Depremde ev veya işyeri yıkılan, ya da yıkılacak olan tüm hak sahiplerinin; bankalardan veya Esnaf Kefalet Kooperatiflerinden, aldıkları kredilerin anapara ve faizlerini tümüyle sileceğiz. Yeni konut veya işyeri yapımında, depremzedelerden herhangi bir bedel almayacağız. Yıkılan konut veya işyerlerinde, bu projeleri onaylayan, olur veren tüm sorumlulardan, inşa bedelini tahsil edeceğiz. Kırsalda evi, ahırı, depoları yıkılan, ya da ağır hasar gördüğü için yıkılacak olan, çiftçi ve besicilerimizin; bankalardan veya Tarım Kredi Kooperatiflerinden, aldıkları tüm kredilerin anapara ve faizlerini sileceğiz. Üreticilerimize gübre, tohum, sulama, ilaç ve yem desteğini ivedilikle nakden ödeyeceğiz. Veterinerlik hizmetlerini karşılayacağız. Üreticilerin elektrik borçlarını, kamu olarak, biz üstleneceğiz. Çiftçi kayıt sistemine kayıtlı tüm çiftçilerimizin ürünlerine, “Maliyet + makul kâr” formülüyle, alım garantisi vereceğiz. Deprem yönetmeliklerine uygun olarak, ihtiyaç duyulan tüm yapıların güçlendirilmesi için, hak sahiplerine uygun koşullu ve uzun vadeli finansman sağlayacağız. Oluşturulacak Hasar Tespit Komisyonlarında, görev alan tüm çalışanlara, güvence ve sorumluluk getireceğiz. Konutları veya işyerleri yıkılan, ya da yıkılacak olan tüm ailelerin, yeni yaşam alanlarındaki internet hizmetini, üç yıl süreyle devlet olarak biz üstleneceğiz. Depremde otomobil, kamyon, kamyonet, otobüs, motosiklet, traktör, biçerdöver, pulluk gibi hizmet ve ulaşım araçlarını kaybeden depremzedelere, yeni araç alımlarında faizsiz ve uzun vadeli kredi sağlayacağız. Ayrıca motorlu taşıtlar vergisine ve ÖTV’ye tabi araçlarda, bu vergileri almayacağız. Deprem bölgesinde işçi olarak çalışanların ücretlerini, bir yıl süreyle, vergi kapsamı dışında bırakacağız. Depremzede ailelerin, üniversitede okuyan çocuklarının, vakıf üniversiteleri de dâhil, öğrenci harcı ve yurt ücretlerini, devlet olarak biz karşılayacağız. Deprem bölgesindeki yerel yönetimlerin altyapı inşaatlarını, merkezi yönetim olarak biz yapacağız. Özellikle kırsal bölgelerdeki, kamu personelinin lojman ihtiyacını hızla karşılayacağız. Deprem bölgesinin yeniden yapılanmasında, kamudan ihale alan firmalara, bölgede yürüteceği işlerde kullanacağı personelin asgari yüzde 25’ini, bölge halkından karşılama zorunluluğunu getireceğiz. Bu oranı daha da yükseltmek için bir takım tedbirler üzerinde çalışıyoruz. Biz tüm bu adımları hızla atacağız.

 MİLLET İTTİFAKI DEPREM KOMİSYONU ÇALIŞIYOR

Millet İttifakı Deprem Komisyonu da çalışıyor. Partilerimizin mutfaklarında hazırlanan raporları da, bir araya getiriyoruz. Kahramanmaraş depremlerinin hasarını tespit etmek, yaraları sarmak için, kısa orta uzun vadeli bir eylem planını ve afetlerle mücadelede, yeni ve etkili bir yapılanmayı içeren kapsamlı bir çalışmayı hızla bitireceğiz. Saray yönetiminin yapamadığını biz yapıyoruz. Bu Ucube Saray Rejimi; depremde arama kurtarma için acele etmedi. Depremzedelere yardım için acele etmedi. Depremzedelere çadır, konteyner bulmak için acele etmedi. Ama ihale açma, yandaşlarına rant dağıtma konusunda; çok aceleci davrandı. 21 Şubat’tan, 3 Mart tarihine kadar, Toplu Konut İdaresi 30 milyar lira tutarında, 35 tane ihale yapmış. Daha depremlerin artçıları bitmemiş, ihaleler yandaşlara dağıtılıyor. Hiç kimse merak etmesin. Biz hem milletin kör kuruşunun heba olmamasını sağlayacağız. Hem de depremzedeler için yapılacak güvenli konutların, hak sahiplerine zamanında ve biraz önce belirttik bedelsiz olarak verilmesini sağlayacağız.

 MİLLETÇE CANIMIZI YİTİRİYOR, ÜSTÜNE BİR DE FIRÇA YİYORUZ

“Akletmeyen, zillete düşer.” Bugün akıldan ve liyakatten nasiplenmemiş, bu yönetim elinde, millet olarak zilletin ve zulmün en ağırını yaşıyoruz. Topkapı Sarayı Bab-ı Hümayun kapısındaki kitabede, ifade edildiği şekliyle; Murad’ın oğlu, iki kıtanın hükümranı, iki denizin hâkimi, doğu ve batı arasında Allah’ın yardımcısı, denizin ve karanın kahramanı, İstanbul’un fatihi, Sultan Mehmet Han ne güzel söylemiş: “Aklını öldürürsen, ahlak ölür. Akıl ve ahlak öldüğünde, millet bölünür. Kadıyı satın aldığın gün, adalet ölür. Adaleti öldürdüğün gün, devlet de ölür.” Bugünün Türkiye’sinde, akletmeyen, ahlakı öldüren, adaleti katleden, liyakatsiz bir yönetim yüzünden; maden kazalarında, orman yangınlarında, hain darbe teşebbüslerinde, taşkın ve sellerde, depremlerde, türlü türlü felaketlerde, canımızla, kanımızla, malımızla sınanıyoruz. Ve tüm bunların üstüne; millet olarak; kibirli, yozlaşmış bu yönetimden, fırça yiyoruz. Küfür yiyoruz. Hakaret yiyoruz. Not ediliyoruz. Tehdit ediliyoruz. Oysa bir hükümetin asli görevi, ülkede huzur ve refahı sağlamaktır. Yurttaşlarının can güvenliğini sağlamaktır, yurttaşlarının güvenli kentlerde yaşamasını sağlamaktır, yurttaşlarına mutlu, güçlü bir yaşam sunmaktır. Ucube Erdoğan Şahsım rejimi ise, milletimizi eziyor. Limon gibi sıkıyor. Milletimizin posasını çıkarıp atıyor.

 TÜM ZAMANLARIN DIŞ AÇIK REKORU

2021’in Eylül ayında, “Faiz sebep, enflasyon netice” dedi. Faiz düşecek, kur yükselecek, rekabet gücümüz artacak, ihracat patlayacaktı, dış açıklar kapanacak, kur gerileyecek, ondan sonra enflasyon da düşecekti. Ama ne oldu? İhracat patlamadı ama ithalat patladı. Dış açık şaha kalktı. Şubat ayında ihracatımız, geçen yılın aynı ayına göre, yüzde 6,4 düşmüş. İthalatımız ise aynı dönemde yüzde 11 artmış. Şubatta ihracatın ithalatı karşılama oranı, yüzde 60 seviyesinde. Bu 2017 Eylül ayından bu yana, en düşük seviye. 12 Aylık dış ticaret açığı 118 milyar dolara çıkmış. Bu da tüm zamanların dış açık rekoru.

 MİLLET ETİ RÜYADA BİLE GÖREMİYOR

Şubat ayında 12 aylık enflasyon yüzde 55. Bu da Şubat ayları itibariyle mevcut serinin rekoru… Çarşı, pazar yangın yeri… Et ve yumurta fiyatları başını aldı gidiyor. Markette 30’luk karton yumurta 90 lira… Dana kıymanın kilosu 210 lira. Kuzu pirzolanın kilosu 330 lira. Millet artık eti bırakın tenceresinde görmeyi, rüyasında bile göremez oldu. Oysa dünyada gıda fiyatları düşüyor. Ama Türkiye’de her ne hikmetse gıda fiyatları şahlanmaya devam ediyor. Son bir yılda, dünyada gıda fiyatları yüzde 10 düşmüş. Türkiye’de yüzde 69 artmış. Birde bunlar TÜİK’in makyajlı rakamlarıyla… Bu yılın fiyatlarıyla, gıda enflasyonunun en yüksek olduğu, dünyada dördüncü ekonomiyiz. Peki rakiplerimiz; Zimbabve, Lübnan, Arjantin…

 KİRALAR ALDI BAŞINI GİTTİ

Ev kiraları deseniz, aldı başını gitti. Faiz sebep, enflasyon netice dediler, konut piyasasında büyük bir yıkıma sebep oldular. Şimdi bunun üzerine bir de deprem eklendi. Büyükşehirlerde kiralar aldı başını gitti. Depremde ihale yapmak dışında, her şeye geciken bu kifayetsizler, arşa çıkan kiralara, tedbir almakta da gecikti. İstanbul’da kiralar aylık olarak yüzde 7, yıllık yüzde 137; Ankara’da kiralar aylık yüzde 18, yıllık yüzde 150; Konya’da kiralar aylık yüzde 8, yıllık yüzde 167 artmış. Depremzedenin çilesi sadece deprem bölgelerinde değil. Deprem bölgelerinin dışına çıktığında da devam ediyor.

 NE DEDİLERSE TERSİ OLDU

Ne dedilerse, ne vadettilerse ülkede tam tersi oldu. Ama diyoruz ya bunların, ne Allah’tan korkuları var. Ne de kuldan utanmaları. “Utancı gidenin, kalbi de ölürmüş.” Bunların utancı gitmiş. Millete karşı kalpleri mühürlenmiş. Gözleri kör, kulakları sağır olmuş… Ama artık bu sıkıntıları aşmaya çok az kaldı. Millet İttifakı sözünü tuttu. Hep neyi söyledi? Seçim kararını alın. Adayımızı öğrenin. Seçim kararını alacakları tarihi ilan ettiler. Demokrasinin er meydanı artık kurulacak. Adayımızı da öğrendiler.

BİZ NE SÖZ VERDİYSEK O OLDU

Biz ne söz verdiysek, tuttuk. Büyük bir disiplinle çalıştık. “Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme geçeceğiz” dedik. Nasıl yapacağımızı, 28 Şubat 2022’de açıkladık. “Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme geçerken, Anayasayı değiştireceğiz” dedik. Anayasa değişiklik önerimizi, 28 Kasım 2022’de açıkladık. “Bu ülkeyi istişareyle yöneteceğiz” dedik. Ülkeyi ayağa kaldıracak, Ortak Politikalar Mutabakat Metnimizi, 30 Ocak 2023’de ilan ettik. En son olarak Cumhurbaşkanı adayımızı, seçim kararının ilan edileceği tarih açıklanınca, kamuoyuyla paylaştık. Sadece Cumhurbaşkanı adayımızı açıklamadık. Parlamenter sisteme geçene kadar, ülkemizi yönetirken takip edeceğimiz yol haritamızı da açıkladık. Altı siyasi parti lideri, birbirlerine kefil olarak, istişareyle, uzlaşıyla, ülkemizi parlamenter sisteme taşıyacak. Ekonomik sıkıntılardan çıkaracak. Her şey planlandığı gibi yürütüldü. Biz bundan sonra da, milletimize verdiğimiz her sözü tutmaya kararlıyız. Önce Millet İttifakı’nın adayı, milletimizin teveccühüyle, Türkiye’nin 13. Cumhurbaşkanı olacak. Türkiye’nin 13. Cumhurbaşkanı, Kemal Kılıçdaroğlu olacak! Planlarımız hazır. Programlarımız hazır. Adayımız hazır. Kadrolarımız hazır.

 13. CUMHURBAŞKANI KILIÇDAROĞLU OLACAK, HERKESİN CUMHURBAŞKANI OLACAK

Millet İttifakı’nın iktidarında, CUMHURİYET ve HALK, DEVA bulacak. DEMOKRAT Türkiye, İYİ olacak. GELECEK ve SAADET milletimizin olacak. Biz, el ele verdik. Büyük bir güç birliğiyle, istişareyle, uzlaşıyla, hak, hukuk ve adaletle ülkemizi ayağa kaldıracağız. Milletimizi önce feraha çıkaracağız, sonra refaha kavuşturacağız. 13. Cumhurbaşkanımız Kemal Kılıçdaroğlu, herkesin Cumhurbaşkanı olacak. 13. Cumhurbaşkanımızla beraber, devlette kibir bitecek, tevazu gelecek. İsraf bitecek, tasarruf gelecek. Yönetimde keyfilik bitecek, kural gelecek. Soframız büyüyecek, zenginleşecek. Herkesin davetli olduğu, Halil İbrahim sofrasında, kimse aç ve açıkta kalmayacak. Kimse geride bırakılmayacak. Çocuklar yatağa aç girmeyecek.

Biz hazırız. Güzel, görkemli, “Muhteşem bir Türkiye” için “Haydi Bismillah!”

Benim söyleyeceklerim bu kadar. Dinlediğiniz için teşekkür ediyorum. Şimdi varsa sorularınızı alabilirim.

 Soru- CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu HDP’yle ne zaman görüşecek? Bir de İYİ Parti HDP’nin masaya gelmesine karşı. Bu konuda nasıl bir orta yol bulunacak?

Faik ÖZTRAK- Cumhurbaşkanı Adayımız Kemal Kılıçdaroğlu, tüm partilerle yapacağı görüşme takvimi çerçevesinde HDP’yle de görüşecek. Gelişmiş bir demokraside Cumhurbaşkanı ne vatandaşlar ne de meşru siyasi partiler arasında ayrım yapar. Bugüne kadar ne çektiysek bu ayrıştırıcı tavırlardan çektik.

İkinci sorunuzla ilgili olarak da şunu belirtmek isterim. Kusura bakmayın ama herhalde siz gündemi takip etmiyorsunuz. HDP’nin kendi ittifakı var.

 Soru- Memleket Partisi Genel Başkanı Muharrem İnce’nin Cumhurbaşkanlığı seçiminde Sayın Kılıçdaroğlu’na destek vereceği iddia ediliyor. İnce’yle böyle bir temas gerçekleşti mi?

Faik ÖZTRAK- Sayın İnce, Genel Başkanımız Sayın Kılıçdaroğlu’nu aradı ve Cumhurbaşkanlığı adaylığı nedeniyle tebrik etti.

Teşekkür ediyorum.