ERDOĞAN DEMİR
İktidarın daha kalıcı çözümler üretmesi gerektiğini ifade eden Tütüncü, "Yıkılan sadece binalar değil yıkılan devlet kurumları." dedi.
6 Şubat'ta meydana gelen depremde arama ve kurtarma çalışmaları devam ederken iktidarın bu süreçte aldığı kararlar da çokça gündeme geliyor. Depremin ilk gününden itibaren hummalı bir çalışma yürüten İYİ Parti Edirne İl Başkanı Tütüncü depreme ilişkin genel bir değerlendirmede bulundu. Tütüncü açıklamasında şunları söyledi: "Yaralarımızı sarıyoruz fakat görünmeyeni de görüyoruz. İktidarın aldığı kararlar akla ve mantığa sığmıyor. Depreme engel olamazdık ancak yıkıma engel olabilirdik. Deprem kuşağında olduğumuzu biliyorduk. Bilim insanlarının uyarılarına kulak asmadık. Denetimsizlik, umursamazlık, liyakatsızlık bizi bu noktaya getirdi. Fay hatları üzerine havaalanları yaptık, 8 -10 katlı apartmanlar yaptık, dere ve deniz kumuyla inşaatlar yaptık. Beceremediler, koordine olamadılar. Deprem için kritik saatlere yetişemedik.
"DEPREM DEĞİL LİYAKATSİZLİK ÖLDÜRÜYOR"

Zaten yönetilemiyorduk. Liyakatsizlik yüzünden, yönetme becerisi olmayan, acil kriz yönetiminden haberi olmayan kişilerin kritik kurumların başına getirilmesi yüz binlerce halkımızın ölümüne, yaralanmasına neden oldu. Göçük altındaki insanlarımıza ulaşılacak altın saatleri kaçırdık. İlk gün tüm iş makinelerine el koyabilirdi, uçaklara el koyabilirdi. Herkes bölgeye diyebilirdi ama demediler. Biz bile her şeyi daha ilk saatte farkındayken ülkeyi yöneten iktidar işin ciddiyetini anlayamadı. Kızılay geç geldi. Gerçek yardım 2. Günden sonra 3. Günde sahaya gelmeye başladı. Deprem öldürmüyor, bilgisizlik, umursamazlık, sorumsuzluk öldürüyor. 5 gün dokunulmayan iller, ilçeler, köyler vardı. Hiç koordine olamadılar. Sadece bu mu? Denetimler, kontroller hep mış gibi yapıldı. Liyakatsizlik, rüşvet çarkı, rant düzeninde depremin yıkıcı gücü unutuldu. Depremler doğal bir afet, elbet depremi önleyemeyiz ancak yıkımı önleyebiliriz. Erzin İlçemiz bunun örneği.
"EĞİTİME DOKUNMAYIN"
Sonra ne yaptılar? Bu süreçte okullara dokundular. Okullara dokunmayın dedik.  Uzaktan eğitim kararından derhal dönün dedik. KYK yurtlarını boşaltmayın. Buralar aileler için uygun değil. Eğitim-Öğretime devam edin dedik. Biz vatandaşlarımızı el birliğiyle en hızlı şekilde yerleştiririz. İktidar kararlarını bizlerle almalı dedik dinletemedik. Gördük ki yıkılan sadece binalar değil, hükümet de enkaz altında kaldı.
"SÜREÇ KÖTÜYE DOĞRU GİTMEDEN MANTIKLI KARARLAR ALINMALI"
Şimdi ne yapacağız; önümüzde göğüslemek zorunda olduğumuz çok büyük sorunlar var. Bunlardan birincisi enkazın ne şekilde? Ne zaman? Nereye kaldırılacağı? Enkazlar ASBEST açısından, asbest mazuriyeti açısından çok iyi değerlendirilmelidir. ( Akciğer kanseri riski) Enkazlar profesyonel ekiplerce sulama ile kaldırılmalı. Enkaz çalışmasında FFP2/FFP3 tipi maske kullanılmalı. Hafriyatın rastgele dökülmesi engellenmeli. İkinci büyük sorun salgın ve bulaşıcı hastalıkların başlaması. Kolera, tifo, hepatit, covid,  hatta kuduz. Toprak kayması ve yarılması sonucu tarla fareleri akını, kuduz hastalığının görülmesi ve yayılmasını artırabilir. İktiradın aldığı kararlar bizleri uçuruma sürüklüyor. Bir an önce mantıklı ve hep birlikte karar vermeliyiz. Yoksa bu süreç Türkiye için çok zor bir süreç olacak."