İşçi Partisi Keşan İlçe Başkanı Alabak

“Perinçek’in serbest bırakılması gerekir”

İşçi Partisi Keşan İlçe Başkanı Alabak

“Perinçek’in serbest bırakılması gerekir”

16 Temmuz 2013 Salı 11:39
582 Okunma
İşçi Partisi Keşan İlçe Başkanı Alabak
 İşçi Partisi (İP) Keşan İlçe Başkanı Çetin Alabak ve Uzunköprü İlçe Başkanı Bahri Vatan, dün gazetemize yaptıkları ziyarette, Anayasa Mahkemesi kararları bağlayıcı olduğu halde, İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek’in, haksız yere tutukluluğunun sürdüğünü, oysa serbest bırakılması gerektiğini söylediler.

Alabak ve Vatan; Genel Başkan Perinçek’in, Anayasa Mahkemesi’nin son bağlayıcı içtihadına vurgu yaptığını hatırlatarak, “Vurgunun iptal kararına değil de içtihada yapılmasının, yargı pratiği açısından bir anlamı var. İptal kararı bir yıl sonra uygulanacak. İçtihadın ise 4 Temmuz 2013 gününden başlayarak hemen uygulanması gerekiyor. Artık mahkeme, Anayasa hükmünü resen uygulamak zorundadır. İki kat artan hükmü uygulayamaz, bu alanda takdir ve yorum yetkisi kalmamıştır.” dediler.

Alabak ve Vatan, İP Genel Başkanı Doğu Perinçek’in, konuyla ilgili olarak yaptığı yazılı açıklamada şu görüşlere yer verdiğini bildirdiler:

“İPTAL KARARI İLE İÇTİHAT KAVRAMLARI ARASINDAKİ AYRIMIN GÜNCEL ÖNEMİ

Vurguyu iptal kararına değil de, İÇTİHADA yapmamızın yargı pratiği açısından bir anlamı var.
İptal kararı bir yıl sonra uygulanacak. 
İçtihat ise 4 Temmuz 2013 gününden başlayarak derhal uygulanması gerekiyor.
Anayasa Mahkemesinin içtihatlarının “bağlayıcı” olduğu vurgusunun fazlalık olduğunu söyleyecek bilgili hukukçularımız çok kuşkusuz. Haklılar, Anayasa Mahkemesinin kararları zaten bütün devlet kurumları için, hele yargı için bağlayıcıdır. Bu da anayasa hükmüdür. Ancak biz bu bağlayıcılığın altını çizmek zorunda kalıyoruz. Çünkü kendisini Anayasayla ve Anayasa Mahkemesi kararlarıyla bağlı hissetmeyenler bulunuyor.
İPTAL KARARININ UYGULAMA ZAMANI
Hukukçularımızın ve siyasetçilerimizin Anayasa Mahkemesinin son kararı üzerine görüşlerini izliyoruz.
Vurgu iptal kararına yapılıyor. 
Anayasa Mahkemesinin bir iptal kararı olduğu kuşkusuz doğru. Yüksek Mahkeme, 4 Temmuz 2013 günü verdiği kararla, Türk Ceza Kanununda “devlete karşı suçlar” diye tanımlanan suçlarda, Ceza Muhakemesi Kanununda öngörülen tutuklama süresinin iki kat uygulanacağına ilişkin hükmü iptal etmiştir. Ancak bu iptal kararı, Resmî Gazetede yayımlanmasından bir yıl sonra yürürlüğe girecektir.
ANAYASA MAHKEMESİ İÇTİHADININ UYGULAMA ZAMANI
Güzel de, bu iptal kararı aynı zamanda yargının yorumlarını bağlayan bir içtihattır. Başka deyişle bundan sonra hiçbir mahkeme, tutukluluk süresini iki kat artıran hükmün Anayasaya uygun olduğu yorumunu yapamayacaktır. Güncel yargı pratiği açısından püf nokta buradadır. 
İptal kararı ile içtihat arasında bir ayrım yapmamızın nedeni de budur.
İptal kararı bir yıl sonra yürürlüğe girecektir.
Anayasa Mahkemesinin içtihadı ise, resmen saptanmıştır, karara bağlanmıştır ve derhal uygulanması gerekir.
EĞER YASA HÜKMÜ ANAYASAYA AYKIRI İSE
Eğer bir yasa hükmü, Anayasaya aykırı ise mahkemeler anayasayı uygular, anayasaya aykırı olan yasa hükmünü uygulayamaz. Anayasa, diğer yasaların üstündedir, en üstün yasadır. Anayasa hükmü ile yasa hükmü arasında çelişme olduğu zaman, bu çelişmeyi Anayasa hükmüne göre çözmek, mahkemenin görevidir. Hiçbir mahkeme bu göreve yan çizemez. Bu konu takdir ve yorum yetkisinin dışındadır. Mahkeme, Anayasaya aykırı bir takdir yetkisine sahip değildir. Anayasa ile sımsıkı bağlıdır.
YENİ DURUM VAR
Tutukluluk süresini iki kat artıran yasa hükmünün anayasaya aykırı olduğu bugüne kadar tahliye taleplerinde öne sürüldü. Mahkemeler, iki kat artıran hükmün anayasaya uygun olduğu yönünde kararlar verdiler. İşte artık sona erdirilmiş olan uygulama budur. Anayasa Mahkemesi, Anayasanın kılıcını vurmuş ve düğümü çözmüştür. Demiştir ki, iki kat artıran hüküm anayasaya aykırıdır. Böylece Mahkemeler için bu konuda yorum yetkisi artık yoktur. Anayasa Mahkemesi içtihadı bağlayıcı olduğu için, Mahkeme iki kat artıran hükmün anayasaya aykırı olduğuna resen, kendi kendine, başka bir uyarı ve müdahaleye gerek kalmaksızın karar vermek durumundadır.

HUKUKÇULARIMIZ VE SİYASETÇİLERİMİZ YANLIŞ YOLDAN GİDİYORLAR
Hukukçu ve siyasetçilerimiz güncel pratik açısından burada yanlış bir yoldan gidiyorlar.
Evet, insan hakları var.
Evet, AİHM görüşleri var.
Evet, insaf var.
Doğru, ama bunların hepsi yoruma açıktır. Mahkeme, birilerinin söylediği gibi öyle de karar verebilir böyle de. Anayasa Mahkemesinin iptal kararını uygulayabilir de uygulamayabilir de.
Hayır, artık mahkemelerin böyle bir yorum yetkileri ve alanları kalmamıştır. Artık Mahkeme, Anayasa hükmünü uygulamak zorundadır. İki kat artıran hükmü uygulayamaz. Çünkü o hükmün Anayasaya aykırı olduğu bir Anayasa Mahkemesi içtihadıyla saptanmıştır ve o içtihat da mahkeme için bağlayıcıdır.
TAHLİYE DİLEKÇESİ NEYE DAYANMALI
Bu durumda avukatların ve sanıkların tahliye dilekçelerini lafı hiç uzatmadan Anayasa Mahkemesi içtihadına dayanarak yazmaları yargı uygulamasının gereğidir. Kısaca şöyle özetlenebilir:
Ceza Muhakemeleri Kanunu’nda tutukluluk süresini devlete karşı suçlarda iki kat artıran hüküm Anayasaya aykırıdır. Bu aykırılık, Anayasa Mahkemesi kararıyla saptanmıştır. Anayasa Mahkemesinin içtihadı 4 Temmuz 2013 günü resmen ilan edilmiştir. İptal kararının yürürlüğe girmesi için bir yıl süre verilmiştir. Ancak içtihadın bir yıl ertelenmesi mümkün değildir. Anayasa hükmü ile yasa hükmü arasında çelişme olan durumlarda, Anayasa hükmünü resen uygulamak mahkemelerin zorunlu görevidir. Artık bu konuda Mahkemenin takdir yetkisi ve yorum yetkisi kalmamıştır. Mahkeme, 4 Temmuz 2013 tarihinden başlayarak, Anayasaya aykırı olan yasa hükmünü uygulayamaz; Anayasa hükmünü resen uygulamak durumundadır. Bu nedenle Anayasa hükmü gereğince, en çok beş yıl olarak saptanmış olan tutuklama süresi dikkate alınarak tahliyeye karar verilmesini…
MAHKEMELERİN VE

YARGIÇLARIN

SORUMLULUĞU
Yeni bir yasa çıkana kadar tutukluluk süresinin Anayasa Mahkemesi içtihadına göre en çok beş yıl olarak uygulanması artık bir hukuki zorunluluktur. Anayasa Mahkemesi içtihadını dikkate almayan bütün uygulamalar, hukuka aykırıdır ve yargıçların sorumluluğunu doğurur.
Konuyu çözmek için, iptal kararı kavramı ile Anayasa Mahkemesinin bağlayıcı içtihadı kavramı arasında ayrım yapmanın önemi artık anlaşılmıştır. 
İptal kararı bir yıl sonra yürürlüğe girecektir.
Anayasa Mahkemesinin içtihadı ise 4 Temmuz günü yürürlüğe girmiştir.”

Son Güncelleme: 16.07.2013 11:41
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol