Deniz Günleri

Cavit Deniz

Deniz Günleri

Cavit Deniz

Medya Keşan
Medya Keşan
17 Ağustos 2020 Pazartesi 09:57
217 Okunma
Deniz Günleri

Harmanların toplanmasının ardına harman sonu denir. Harman sonunun Hasköy klasiği köyce denize gitmektir. Hep birlikte denize gidilirdi.

Her aile öküz arabasını koşar. Akşamdan hazırlanan yiyecekler arabaya konurdu. Dokuma pamuklular varsa bunlara bez denirdi. Arabaya konulurdu. Yiyecekler genellikle gözleme börek haşlama yumurta katmerdi. Unlu gıdalar hamur işleri öne çıkıyordu. Kavun karpuz üzüm.

Uzun bir yolculuk yaklaşık 6 (altı) kilometre gidilirdi. Denizde ilk iş öküzleri yıkamaktı. Yazın tüm tarımsal faaliyetleri ve harman süreçlerinin tozu kiri pası vardır üzerlerinde. Öküzler öncelikli yıkanırdı.

Ardında kadınlar bez çırparlardı. Bu bezlerin her aşamasında kadınlarımızın emeği dokunuşu vardı.

Nasıl?

 Pamuğun ekilmesi. Kazılması bakımı. Toplanması tohumlarının ayrılması. Kabartılıp iplik haline getirilmesi. Tezgahlarda uzun kış gecelerinde dokunmaları. Sonunda deniz suyu ile buluşmaları. Bezlerin bazıları boyanırdı. Giysi ihtiyacı ve genç kızların çeyizleri için kullanılırlardı. Don gömlek peşkir yapılırdı. Biz çocukların pamuk donları yerine giydiğimiz “dirilli” donlar vardı. Bunlar pantolonlarımızdı bizim aynı zamanda. Bizim kuşak bu bezlerle giyindi büyüdü. Teknoloji öncesi bu örnekleri çoğaltmak mümkündür. Köy yaşamının her alanı doğaldı. İlkel uygulamalar yoğun bir şekilde sürmekeydi. Yokluk büyükleri ve çocukları arayışa zorlamaktaydı.

Bağlar

Toplu bağlar bakılırdı. Herkes bağını kazar bakımını yapardı. Bağının müsait yerlerine domates salatalık sütlü başaklık mısır ekerdi. Bağlara hayvan girmezdi. Üzüme durduğunda bağ bekçisi tutulurdu.

Bağların günü geldiğinde topluca hasadı yapılırdı. Bu işlemin adı “bağbozumu” dur. Udan yapılan kış hazırlıklarına ek olarak pekmez yapılırdı. Pekmez kaynatmak vardı. Kış hazırlıkları aşamasında aileler arasında yardımlaşma vardı.

Pekmez kazanının altında yanacak kuru odunlar temin edilir. Pekmez (petmez) toprağı alınırdı. Kırıklıktan geçip tepe önüne gidilen istikamette bir yerden.

Üzümler mengene denilen taşlarda çiğnenirdi. Ezilir suyu ile posası (cibre) ayrılırdı. Bu mengene taşları üzüm sıkma noktaları köyün muayyen yerlerinde vardı. Sanırım bir kaçı yol çalışmalarında yerinden söküldü. Genelde su başında, kuyu başında bulunurlardı. Pekmez şırası kaynatılır. Toprağı konur. Koyulaşması ve tat almasının ardından soğumaya bırakılırdı.

Şu anda, bağlarımız bakımsız. Bu geleneksel uygulama yok. herkes fabrikasyon pekmeze ulaşabiliyor. Sağlıklı mı, sağlıksız mı orası tartışılır. Popüler kültür bu alanda da öz kültürümüzü baskılamış ve terkedilmesine neden olmuştur.

Zarardan zararlıdan korumak adına toplu olarak karpuz ekilen yıllar oldu. aynı şekilde yoğun susam ekildiği dönemlerde silkelenmek üzere susam çırakmanları bir arada toplanıyordu. Toplu bu uygulamalar zamanla terk edildi. Susam ekilmez oldu. karpuz ve kavun ticari amaçla ekilmeye başlandı. Geçmiş uygulamada ticari amaç yoktu. İhtiyaç karşılamak adına yapılan ekimlerdi. Anımsadığım kadarıyla bu uygulamalar Şükrü ağanın “karşı” diye tanımlanan tarlasında ve böcek sırtında yapılmıştı.

Binalar

İnsanlar barınma ihtiyaçlarını genelde taş ve kerpiç kullanılarak çamurla yapılmış binalarda karşılıyorlardı. Binaların çatıları sazla örtülüydü. Saz kesmeye göle gidilirdi. Hasır dokuma sazı ayrı kesilir. Bina çatılarını örtecek sazlar ve kamışlar ayrı kesilirdi. Saz gölü sulak ve sülüklerle dolu çamur bir yerdi. Evlerin üzerleri 1960’lı yıllardan sonra kiremite dönmeye başlardı. Sazlar yerini kiremit çatıya bırakmış oldu. eski yapılar farklı konutlardı. Fırınları kilerleri geniş odaları vardı. Yapıldıkları yılların mimarisini yansıtırlar.

Bugün hale ayakta olan vardır. Onların orijinal kapısı ve tavan motifleri korunmalıdır. Eski evler dışında sonra yapılan evler göçmen evi özelliğindedir. Betonarme modern konutlar köyümüzde son yıllarda yapılmaya başlanmıştır.

Eski evlerin orijinal ahşap kısımları korunmalı demiştim. Eski cami ve minarenin yıkılması köyümüzün açısından bir kayıptır. Yine bağlar deresindeki köprü diye bildiğimiz su kemeridir.

Hiç olmazsa mezarlıktaki eski mezarları koruyabilsek. Öncelikle orjinallikleri bozulmamalı. Köyün mezarlığı çok geniş bir alan kaplıyor. İçinde bulunan mezarların çok yıllık olanları var.

İçme suyu:

evlerin önünde kuyulardan su temin edilirdi. Bu kuyuların bazılarının suyu acı idi. Acı olanlarla temizlik işi yapılır. tatlı kuyu suları içme suyu olarak kullanılırdı. Evlerin önlerindeki kuyular derin taştan işlenmiş sofa ve bileziklieri vardı. Taş bileziklerdeki izler ip izleri derinleşmiş ve oyuk yapmıştı.

İp izleri kuyuların yaşlarıyla ilgili bir fikir verir kuyu temizliği yaptırma vardı. Belli sürelerde kuyuların temizliği yapılırdı. Çamurlar özellikle dışarı çıkarılır. Köy meydanındaki kuyu kahveciler için evlerin önündekiler evler için birer buzdolabıydı. İçme ve kullanma sularının temin edildiği yegane yerlerdi.

İlk akla gelen içme suyu alınan kuyular şunlardı. Çukur kuyu, kafar kuyu, yalınkavak kuyusu. Yalınkavak kuyusunda tahta yalaklarda koyunlarsulanırdı. Kuyuda ağaçtan yapılmış “şapşak” vardı. Uzun saplı idi. Kuyudan şapşakla alınan su içilirdi. İnsanlar susuzluklarını giderirlerdi.

Çeşmeler:

Genellikle köyün dışındaydılar. Hayvanların sulanması için yalakları vardı. İçme suyu alınanlar vardı. Çukurçeşme çeşme anası kavaklar çeşmeleri gibi. Çeşme anasının suyu son derece soğuktu. Hayvanların ağzında sülük varsa bu çeşmenin suyu onları düşürürdü. Hayvanlar genelde çeşme ve derelerde sulanırlardı. Çeşmelerin taştan kurnaları vardı. Sürekli akarlardı. Dolan yalaklardan sular derelere ulaşırdı.

Köy çeşmesi:

Köye içme suyu olarak kullanmak için çeşme yapımı 1960’lı yıllara doğru gerçekleşti. Akpınar mevkiindeki kaynak suları köye ulaştırılırdı. Tüm işçilikle Hasköy’lüler tarafından insan gücü ve imece yolu ile yapılırdı. Kilometrelerce hendekler kazma küreklerle kazılırdı. İnsanlar bu işi başarabilmek için çok yoğun emek harcadılar. İşin başında köyümüz halkından pomak Hüseyin vardı. Pomak Hüseyin döneminin alaylı mühendisiydi. Engebeli arazi koşullarından su aşırıp köye getirmeyi başardı. Adeta bir mühendis görevini yerine getirdi. Bağlardan aşırarak suyu köyün ortasına akıttı. Yapılan ilk çeşme hala yerinde. Çeşmeye öküz arabaları ile Vakıf sahilinden deniz kumu getirilmişti. Köy içme suyuna kavuştu. Saık Mustafa’nın kahvesinin alt tarafı köy gençlerinin toplanma yeri oldu çünkü kızlar su almaya artık çeşme geliyorlardı.

Ulaşım:

Kapalı tolumun ticaret merkezi anlamında ulaşabileceği yer Keşan’dı. 40 (kırk) kilometre uzaklıktaki Keşan’a ulaşım öküz arabalarıyla yapılırdı. Yıldabir kez gidili ve panayıra denk getirilirdi. Panayırlar ticaret ve eğlence fuarlarına dönüştü. Panayıra gitmek her çocuğun hayaliydi. Gidip gelenler ilgi ile dinlenirdi.

Öncelikle öküz arabalarının bakımı yapılırdı. Arabacı İsmail (Musa İsmail) araba yapardı. Recep usta (Recep Akmaz) demircilik işlerini yapmaktaydı. Demircilik işi bilahere Salik Irmak ve Hacı Mustafa tarafından yapılırdı. Öküzler 80 (seksen) kilometre yol kat edeceğindennallanırdı. Nallama işlemi için Karaincirli’ye gidilir ve köye nalban gelirdi.

Arabaya Keşan’da paraya çevrilecek bir iki çuval ürün konur. Alınacakların listesi yapılır. arabaya yolda öküzleri besleyecek malzemeler yerleştirilir. Deh denirdi.

Ver elini Keşan…

Kızkapan çeşmesinde mola verilir. Öküzler salınır beslenirdi. Dinlenmeye geçilirdi. Bir nevi mola verme işlemi yapılırdı. Tekrar yola çıkılır. Keşan’a varıldığında hazırlanan listedekiler alınırdı. İlerleyen yıllarda da kullanmaları amaçlanrdı.

Keşan’dan Hasköy’e öküz arabası ile dönüş yolculuğu başlardı. Güzergah aynı idi. Çileli ve uzak yolculuklardı bunlar. Anılarda kaldılar. O dönemlerde köyümüz halkından Mahmut Akpınar ve Recep Kalkan at arabaları (talika) ile özel taşımacılık yaparlardı. Atların bakımı özellik gerektiriyordu. Atlar bakımlı ve timarlı olmak zorundaydı.

Yıllar ilerleyince Çelebi tepe önü istikametinden kamyon çok seyrek geçmeye başladı. biz tepe önünde yol üzerindeki kumları toplardık. Kamyon yavaşlardı. Arkadan kamyona asılarak birkaç adım gider ve mutlu olurduk.

Traktörler yavaş yavaş devreye girmeye başladı. traktörler tarımda hayvan gücünü kenara koydu sürülmeyen keleme tarlalar sürülmeye başlandı. Çayır olarak değerlendirilen araziler sürülmeye başlandı. Çiftçi teknolojiyle buluşuyordu. 1970’li yılların ikinci yarısında traktör sayıları hızla artış gösterdi.

Köye tarımsal faaliyetlerden giren parada artış olmaya başladı. sonuçta ekilen araziler çoğaldı. Otlakiye azalmaa başladı. bu durum hayvan sayılarında azalış getirdi.

Topraklar iyi işlenir oldu. modern tarıma geçildi. Gübreleme (yapay) ilaçlama işleim girdi tarıma.

Modern tarım anlamında köyümüz çevresinde öne çıkmaya başladı. bunun bir nedeni de topraklarımızın verimli olmasıydı.

Hasköy çiftçilikle akıl fen ve bilimi kullanmaya başladı. bu kullanma işlemi günümüzde üst düzeydedir. Köyde açılan sulama kuyuları verim almada etkili oldu. tarla ziraatı öne çıktı. Daha önce otlakiye olarak kullanılan alanlar sürüldü.

Bu alanlar artık tarım toprağı olarak kullanılır oldu. otlakiyenin daralması büyük baş hayvanları ahırlara soktu. Aile hayvancılığı egemen oldu. küçükbaş hayvan sayısı düştü.

Traktörler Hasköy’de sayıları geçmişte 200 (iki yüz)ü aşan öküzleri ortadan kaldırdı. Öküzler aslında insan toprak ilişkisinin önemli argümanıydı.

Diğer taraftan hayvan sayılarının azalması istihdamı azalttı. Eskiden çobanlık sığırtmaçlık danacılık mandacılık gibi iş alanları vardı. Bu iş alanları ortadan kalktı.

Evet şu anda her yönü ile kabak kırmış kabuk değiştirmiş bir Hasköy var. yüzyılların ürünü insan emeklerinin yarattığı kültür köyümüzde tavan yapmıştır. Bugün örnek gösterilen bir köy konumundayız.

Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol