HABER MERKEZİ

28. Dönem Edirne milletvekili aday adayı Namık Kemal Oğuz, Kahramanmaraş’ın Pazarcık ilçesinde gerçekleşen ve büyük yıkıma neden olan depremle ilgili olarak açıklamada bulundu. Oğuz,Asrın felaketi ile karşı karşıya kaldık. Biz asrın felaketi karşısında, çaresiz kaldık.” dedi.

Oğuz, Kahramanmaraş’ın Pazarcık ilçesinde 7.7, Elbistan ilçesinde ise 7.6 büyüklüğünde iki deprem meydana geldiğini depremde hayatlarını kaybeden vatandaşlarımıza Allahtan rahmet Yaralılarımıza acil şifalar dilediğini söyledi.

Oğuz, konuyla ilgili olarak açıklamasında şu ifadelere yer verdi: “Halkımıza şunu açık yüreklilikle söylemek istiyorum ki, yapmış olduğum meslekten ötürü deprem çalışmalarında lojistik, emek  ve ekipman bağlamlarında çok ciddi bir koordinasyon eksikliği olduğunu gördüm. Her saniyenin yaşam için ne kadar önemli olduğunu bildiğimiz halde  içinde 60-70 kişinin canlı olarak yer aldığı yıkık bloğunda  domuz damı denilen tek bir delik açıldığını ama onun etrafında  kurtarma görevlileri olarak 3 kişi çalışırken 20 kişinin arkadan onların beklediği tüm Türkiye gibi bende gördüm üzüldüm. Bu bana göre emek koordinasyonun noksanlığı gösterdi. Oysaki ordaki 30 kişi yaşam koridoru ya da dinleme gibi vazifelere yönlendirilebilirlerdi.

50 yıllık  saha tecrübemle jeolog olmama rağmen yıkılan şehirlerin fay hattı vesilesiyle ne denli riskli olduğunu biliyorum. Bunu devlette biliyor, oradaki halkta. Binaların çürüklüğü, imar affı vs bir kenara bırakırsak böylesine riskli şehirlerde her birine farklı noktalarda; hiltilerin, kazıcı ekipmanların, oksijen kesicilerin, seyyar mobil tuvalet ve mutfakların, jeneratörlerin, sedyelerin vb acil yıkım müdahale ekipmanlarını içeren en az 10 ar tane ekipman deposu açılması gerekirdi diye düşünüyorum. Bunu mesela kalkıpta Adana gibi yakın bir şehirde konumlandırır ve yollarınız geçit vermezse; neye yol açabileceğini gördük.

Emek ve ekipman gibi lojistik alanında da koordinasyon hataları vardı. Çok net gördükki yıkılan şehirlere giden bütün yollar ya tahrip olmuş yada tıkanmış. Benim dikkatimi çeken devletten daha hızlı bir şekilde organize edilen yardım yada ağır ekipman tırlarının organize edilememesiydi. Mesela vinç taşıyan bir tır yolu tıkayınca onlarca acil yardım taşıyan kamyon saatlerce yolda bekletildi. Oysaki ağır vasıta geçişleri için öncesinden lojistik planlama yapılması şarttı.

Acımız derin. Yaralarımızı sarmalıyız. Bunu birlik ve bütünlük içinde yapmalıyız. Ama asıl sorumlu olan, sorunu çözecek olan doğal olarak iktidardır. Alanda gördüğümüz… Şu ana kadar ciddi bir koordinasyon eksikliğinin varlığı ve bu koordinasyon eksikliğinin şu ana kadar giderilememiş olması.

Olayı çözemedikleri için, olayı çözme konusunda güçlü bir irade koyamadıkları için yaşanan sorunlar derinleşiyor. Üzülerek ifade edeyim, derinleşiyor. insanlar soğukta titriyorlar, çadır istiyorlar. Pek çok ihtiyaç var ve bu ihtiyaçların karşılanmasını istiyorlar. İhtiyaçlar karşılanmadığı sürece insanlarda bir umutsuzluk çıkıyor ortaya. Bunun, bir şekliyle giderilmesi lazım.

Bir şeyi beceremeyince, ortaya başka bir hedef koyuyorlar. Efendim, ‘Asrın felaketi.’ Asrın felaketi demek, şu demektir: ‘Asrın felaketi ile karşı karşıya kaldık. Biz asrın felaketi karşısında, çaresiz kaldık. Sorunu çözemiyoruz.’ Elin oğlu çözüyor da biz niye çözemiyoruz. Bana söyler misiniz? Nasıl olur da bir algı operasyonu ile olayı çok fazla büyütüp, arkasından sıyrılmak, sorumluluktan kurtulmak istiyorlar.

Hayır. İktidarı yönetenlerin ciddi bir sorumluluğu vardır. Sorumluluklarının farkına varmak zorundadırlar. Covid oldu, beş maskeyi dağıtamadınız. Şimdi Türkiye bir deprem gerçeği ile karşı karşıya, bu sefer efendim, ‘asrın felaketiyle karşı karşıyayız, yani bir şey yapamıyoruz. 

Bu felaketin, bir an önce bitmesi için, insanların sorunlarının çözülmesi için çaba harcayan güvenlik güçlerimize, askerlerimize, AFAD çalışanlarına, sivil toplum kuruluşlarına, meslek kuruluşlarına; bütün gönüllülere yürekten teşekkür ediyorum. Bunlar bütün engellemelere rağmen, başarı ile görevlerini yapmaya çalışıyorlar.”

Editör: BÜLENT SAYLAM