MEHMET AYTAÇ

Eğitim-SEN Keşan İlçe Temsilciliği lokalinde gerçekleştirilen atölyenin açılış konuşmasında ZERLANİS Dernek Başkanı Aydın Yıldırım, atölyelerin devam edeceğiniz belirterek; Oyunculuk atölyesi bizim bu tür etkinliklerimizin ilki değil. Daha önce de Ulaş Keskin’in Oğuz Atay Semineri, Psikolog Orhan Kaya ile Van Depremi ve Travma, araştırmacı ve yazar Sinan Şanlıer ile Romanlar’ın Tarihi, Bugünü ve Geleceği ve oyuncu Mustafa Kırantepe Söyleşisi gibi birçok salon etkinliği gerçekleştirdik.  Önümüzdeki süreçte bu tip seminer, söyleşi ve daha ayrıntılı yapılandırılmış eğitim içerikli atölyeler gerçekleştirmeyi düşünüyoruz. Bu sene ilk çalışmamızı oyuncu Fatih Çetintaş ile gerçekleştirelim istedik. Fatih Çetintaş, son derece içeriği dolu bir eğitim-öğretim sürecinden geçmiş, alanda birikimli ve televizyonda yaptığı işlerle bizi gururlandıran Keşanlı bir oyuncu. Onu Zerlanis olarak konuk etmekten, birikimlerini üyelerimizle paylaşmaktan büyük sevinç duyduk” dedi.

İrem Eczanesi açıldı İrem Eczanesi açıldı

Yıldırım’ın konuşmasının ardından etkinliğe başlayan Fatih Çetintaş, sunumunu 2 ders halinde gerçekleştirdi. Önce oyunculukla tanışma sürecinden, aldığı eğitimlerden, öğrendiği oyuncu tekniklerinden set ortamlarından, mesleğe bakışın öneminde bahseden Çetintaş, dersin devamında bir oyuncunun kendisini nasıl yetiştirmesi gerektiğinden, hangi kaynaklardan beslenebileceğinden bahsetti.

“SAHNE ER MEYDANIDIR”

Çetintaş şunlara değindi: “Oyunculuğun % 30’u yetenekse %70’i de eğitimdir diye düşünüyorum. Alacağımız doğru eğitimlerle yeteneğimizin de gelişeceğini umuyorum. Bu anlamda oyunculuk herkes tarafından yapılabilir bir meslektir. Sadece biraz cesaret edelim.

Tatbiki sahne oyunculuğu ile kamera önü oyunculuğunda teknik bazı farklar var. Sahnede daha gür bir sese ihtiyacınız varken kamera önünde en ufak jest ve mimikler önem kazanır. Ancak oyunculuğun er meydanı sahnedir. Çünkü tekrarı yoktur. Ancak kamera da gerçek ve sahteyi çok net ayırır. Bunu için kamera önünde de gerçeğe en yakın oyunculuğu çıkarmak zorundasınız.  Tabi ki her oyuncu her rolü oynayamayabilir. Bu askında nasıl bir kariyer hedeflediğiniz ile de alakalı bir durum. Piyasa daha çok tek tip oyunculuğa meylediyor. Çünkü bunu daha risksiz görüyor. Bu da bir estetik furyasıyla, aynı fabrikadan çıkmış gibi birbirine benzeyen bir oyuncu kitlesi yaratıyor. Ancak bağımsız sinemada ya da festival filmlerinde de bu insanların şansı olamıyor. Ancak dediğim gibi bu arkadaşların da zaten öyle bir hedefi yok. Bunu belirleyen nasıl bir kariyer, nasıl bir gelecek hedeflediğinizle alakalı bir durum.  Sektörde, bırakın rolü analiz etmeyi, ezberini bile yapmadan sete gelen oyuncu gördüm. Bu hem bana, hem tüm set ekibine hem de mesleğe saygısızlık. Bu tip bir durumla karşılaştığım zaman seti durdurduğum bile oldu. Bu meslek saygı, sert bir disiplin ve yoğun bir emek ister.  Oyuncu adaylarının parasını almaya çalışan, her hangi bir birikime sahip olmadan eğitimciliğe soyunan çok sayıda kurum var. Maalesef oranı belki %70’in üzerindedir. Eğitim almadan önce iyi bir araştırma yapmak gerekiyor. Resmen hayal satıyorlar.  Birçok oyunculuk tekniği var. Ama sende hangisinin işlediği, çalıştığı önemli. Eğer izleyicide bir takım duygular uyandırabiliyorsan hangisini kullandığının bir önemi yok. Eğer sende işliyorsa en iyi metot senin metodundur. Bunun yanında oyunculuk eğitimi alırken psikoloji ile sosyoloji ile felsefe ile ilgilenmek çok önemli. Çünkü yansıtmaya çalıştığımız şey insan ve insan önce kendimiz anlamaya çalışmalı, çözmeye çalışmalıyız bu bilimler sayesinde. Duyguların farkında olmalı ve bunlarla oynamayı gerektirecek bir iş bu.

Motivasyonumun azaldığı hissettiğimi zaman yola niçin çıktığımı hatırlatırım kendime. Hangi amaçla yola çıktığın çok önemli. İyi hissetmediğim anlarda da hocalarımdan destek alırım. Güvensiz bir alandır oyunculuk ama ayakta durmanı sağlayacak şey senin tutkunla alakalı bir durum.”

Editör: BÜLENT SAYLAM