Yaklaşan Genel seçimlerde özellikle Yeni Parti ve CHP’den ortaya çıkan milletvekili aday adayları kendilerini anlatmaya tanıtmaya devam ediyorlar.

Yaklaşan Genel seçimlerde özellikle Yeni Parti ve CHP’den ortaya çıkan milletvekili aday adayları genelde bilindik yöntemlerle kendilerini anlatmaya tanıtmaya devam ediyorlar. Mahalle ve köy kahvesi demeden dolaşıp el sıkarak, taban fiyatlarını az bularak, pahalılıktan şikayet ederek, düğünlerde, cenazelerde boy göstererek öne çıkmanın çabası içerisindeler. Bir ölçüde bu yöntemlerden vaz geçmeme konusunda da haklılar. Çünkü seçmen de sonuçta kendisini en çok öpeni seçmekte çok başarılı…

***

Elbette bu üye yapısı ile önseçim bile yapılarak aday belirlense -örneğin-benim içime sinmiyor. Edirnelinin seçeceği kişi iktidarda bakanlık yapabilecek seviyede birikim ve deneyim sahibi olmalı… Sosyal Demokrat çözüm önerileri, kalkınma projeleri ve bunları yaşama geçirebilecek liyakat, deneyim ve birikime sahip olmalı. Trakya’nın sorunlarını bilmeli, yörenin kaderini değiştirebilecek önerilerle seçicilerin önüne çıkmalı… Ama bu, ne yazık ki mahale delege ya da üyesinin tartıp ortaya koyabileceği bir beceri değil… O nedenle aday adayları el sıkmaya, öpmeye sıkı sıkıya bağımlılar.

***

İstisnaları yok mu? Zaman zaman farklılıkları görüyoruz. Örneğin Hüseyin Erkin özellikle tarım ve sulama konusunda ilginç açıklamalarla, önerilerle bu yarışta… Bir mesafe alabiliyor mu? Bilmiyorum. Nadiren Mustafa Bezbaş’ın özellikle hayvancılık ve eğitim konularında çıkışlarına da rastlanabiliyor…

***

Sahadaki en hareketli aday adaylarından Okan Gaytancıoğlu yerel basını iyi kullansa da ben kendisinden Trakya’da tarım konusundaki sorunlara nasıl bir çözüm önerisi sunduğuna hiç rastlamadım. Örneğin Sn. Gaytancıoğlu tarımda kooperatif örgütlenmenin, yararına inanıyor mu inanmıyor mu ben bilmiyorum. Örneğin Kurtbey’de, Sarıcaali’de, İpsala’da ve daha pek çok yerde çalışan ve üreten kadın kooperatiflerini hiç ziyaret etti mi? Etmeli mi? Bu konuda geliştirici, projeler üretmeli mi?

1980 yılına kadar Trakya’da bir kooperatif sistemi tüm Türkiye’ye örnekti.. Ne oldu da ne oldu? Kooperatifçilikten söz edemez olduk? Bunu sayın Gaytancıoğlu bizlere anlatmalı… O zaman mı yanlıştık, şimdi mi?

***

Bu yazıya neden olan çıkış Şadan Şimşek’ten geldi. Şadan bey Saros’un geldiği içler acısı duruma çare olarak bir öneri getiriyor. “Saros Belediyesi kurulsun” diyor. Katılırsınız ya da katılmazsınız; ama çarpıcı, iddialı bir çıkış… Evet… Saros yıllar öncesinden başlayarak yapılan yanlışlarla yerlerde sürünen, kapanın elinde kalmış bir doğa cenneti. Turizme hiçbir katkısı olmayan, aksine yerel yönetimlere yük olan bir anlayışla ikinci konut fırsatçılarının, müteahitlerinin keyfine terk edilmiş bugün içinden çıkılmaz bir duruma gelmiş bir sorunlar yumağı… Bence Sn. Şimşek’in bu önerisi Parti Kurullarında ve özellkle bilimsel olarak, siyasi olarak yasal olarak tartışılıp gerçekçi, onarıcı düzenleyici ve sürdürülebilir bir SAROS Projesi oluşturulmalıdır. Saros'u kurtarmadan kazanmadan, yok sayarak Edirne'ye Milletvekili olunmaz...

***

Bu fırsattan istifade sık sık yaptığımız bir çağrıyı yineliyorum. Sevgili aday kardeşlerim, hepiniz çok değerlisiniz ama ne yazık ki henüz Trakya’yı da, Edirne’yi de yeterince bilmiyorsunuz. Hele Enez’i hiç bilmiyorsunuz. Enez dibe doğru hızla gidiyor. Görmüyorsunuz. Enez, imkanları ile Edirne’ye hatta Trakya’ya çok önemli fırsatlar sunabilecekken siz bu fırsatların ne olduğu konusunda yeterli bilgiye sahip değilsiniz.

Evet… Bu fırsattan istifade sizleri Kartopu ve Enez Sahil Dernekleri olarak, tek tek ya da topluca Enez’i konuşmaya Enez’e davet ediyoruz.